11. Ceza Dairesi 2025/5747 E. , 2026/662 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
İNCELEME KONUSU
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
... Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2022 tarihli ve 2021/458 Esas, 2022/153 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-l, 52, 62. maddeleri uyarınca (2 kez) 6 yıl 8 ay hapis ile 1.032.960, 00... .000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 18.11.2025 tarihli ve 2024/27580 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.12.2025 tarihli ve KYB-2025/135460 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.12.2025 tarihli ve KYB-2025/135460 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zincirleme Suç" başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki ve aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan, "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenlemeler ile,
Konuya ilişkin olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 11.02.2025 tarihli ve 2025/75 esas, 2025/1734 karar sayılı ilamında yer alan, "...Olay günü Göç idaresinden olduğunu söyleyen kişilerce aranan katılan ...'in ... uyruklu karısı ... ve o sırada onlar ile kalan annesi ... ...'nın telefon numaralarını aldığı ve katılan ...'yı arayarak ... Emniyetinden polis olarak tanıtıp katılanların suça karıştıklarına ve vatandaşlık başvurusu yaptıkları belgelerin sahte olduğuna inandırıp katılan ...'nın evden çıkmasını ve adliyeye gitmesini, Mit takibinde olduğunu söylediği, diğer katılan ...'yı arayarak ise isimlerinin suça karıştığını soruşturma olduğunu eve polis göndereceklerine inandırıp eve gelen sanığa elden kendisine ait olan 14... ayar 10 adet zincir kolye, 1 adet 14 ayar alyans , 6 adet pırlanta taşlı yüzük, 14... ayar 5 adet altın bilezik , 3 00... ayar has altın, annesi olan diğer katılan ...'ya ait 1adet altın saat, 3 adet 14 ayar altın bileklik, 6 adet 14 ayar küpe , 10.000 EURO , 40.000 DOLAR ve 350 İNGİLİZ POUND' unu (2.380.669,83 TL) elden teslim ettiği iddia olunan olayda; her iki katılanın telefonla aranarak hileye maruz kalması ve katılan ...'ya ait altınlar ile birlikte katılan ...'ya ait altın ve yabancı paraların verilmiş olması karşısında her iki katılanın ayrı ayrı zarar görmeleri neticesinde sanığın eyleminin zincirleme şekilde gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında hüküm kurulurken TCK 43/2 yollamasıyla 43/1 maddesi gereğince arttırım yapılması gerektiği gözardı edilerek eksik ceza tayini ... hukuka aykırı bulunmuştur..." şeklindeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre; incelemeye konu olay günü katılanlar ... ve ...'u farklı zaman dilimlerinde arayan şahıs ya da şahısların kendisini/kendilerini başsavcı ve polis olarak tanıttıktan sonra, sözde dolandırıcılık olayı nedeniyle hesaplarında bulunan gerçek altınların sahte altınlar ile değiştirildiğinden ve bu nedenle operasyon yapılacağından bahisle söz konusu altınların katılan ... tarafından çekilmesini sağladıkları ve ardından katılanların, bu altınların kontrol edilip gerçek altın ile değişiminin sağlanacağı söylendiği için polis olduğu belirtilen sanığa ikametlerindeyken teslim etmeleri sonucu haksız menfaat elde edildiği anlaşılan somut olayla ilgili olarak Mahkemesince her iki katılana yönelik eylem yönünden sanığın ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, olayın oluş şekli itibariyle, sanığın anne ve oğul olan her iki katılana yönelik suç içeren eylemini tek bir fiille gerçekleştirdiği, dolandırıcılık suçunun katılanlara karşı tek bir fiille işlenmesi nedeniyle, zincirleme suç hükümleri gereği dolandırıcılık suçundan bir kez ceza verilip, bu cezanın 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca artırılması gerekirken, her bir katılan için ayrı ayrı ceza verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; suç tarihinde kendilerini başsavcı ve polis olarak tanıtan kişilerin katılanları telefon ile aradıkları ve kimlik bilgilerinin kullanıldığını, bir çok kişinin bankalar tarafından dolandırıldığını, bankaya operasyon yapacaklarını, bankada bulunan altınlarının sahteleri ile değiştirildiğini söyleyerek hileli hareketlerle katılanları aldattıkları, katılanlardan ...'un bankaya giderek kasada bulunan 216 adet Cumhuriyet altınını alıp ikametine döndüğü, bu kez eve gönderecekleri polise kontrol amacıyla altınları teslim etmesi gerektiğinin söylendiği ve katılanın eve gelen sanığa altınları verdiği, altınlardan 189 adedinin katılan ...'a, kalan 27 adedinin ise aynı evde beraber yaşayan oğlu olan katılan ...'a ait olduğu anlaşılmakla; sanığın aynı eylemle katılanlardan haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 43/1. maddesi gereği sanığa tek bir ceza verilip, verilen bu cezanın zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle artırılması gerektiği gözetilmeden, her iki katılan yönünden de ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurularak fazla ceza tayin edilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.... Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2022 tarihli ve 2021/458 Esas, 2022/153 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2026 tarihinde karar verildi.