T.C.
İstanbul Anadolu
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız -------- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I. DAVA:
Davacı vekili; huzurdaki davanın dava şartı arabuluculuk sürecine tabi olması sebebiyle öncelikle arabuluculuk başvuru yapılmış ve açılan dosya kapsamında taraflar arasında anlaşma sağlanamamış olduğunu, müvekkili şirketle davalı arasında imzalanan 16.04.2012 tarihli sözleşmeyle -------- İli -------- İlçesi-------- Parsel-------- Ada No'lu mahalde yapılacak olan “----------” dahilinde olan hafriyat ve kazı işlerinin yapılması işinin müvekkili şirket tarafından teknik şartnamede belirlenen teknik, mali ve hukuki sorumluluklarla birlikte üstlenilmiş olduğunu, öncesinde ise 2010 yılında “----------” diye adlandırılan projeye yine müvekkili şirketin yetkilisine ait --------- firması adına sözleşme yapılarak işe başlanmış ve toplamda 140.317 m3 kazı yapılmış, Bu kazının 55.596,03 M³ saha dışına, 84.721,42 M³ ise yan tarafta bulunan ve yine ----------Ş. ye ait olan modern vadi diye adlandırılan kısma belli dönemler içerisinde ---------- yetkililerinin verdiği onay ve talimatıyla ve o dönem ---------- harita mühendisi ---------- talimatıyla hafriyat dökümü yapılmış olduğunu, hafriyat ödemeleri, yan tarafa dökülen hafriyat için saha içi olarak kalan kısmı ise saha dışı olarak ödendiğini, toplam 55.596,03 M³ sonrasında ise modern tamamlanmadan --------- --------- tarafından yapılmaya başlandığını, yan sahadan dökülen toprağı yine--------- yetkililerinin talimatı ile ---------- çalışanı harita mühendisi --------- talimatıyla saha dışına çıkarıldığını, ---------- yetkilileri yapılan işin hakedişlerini modern den değil de vadi tarafından yapmayı uygun görmeleri üzerine müvekkili şirket tarafından Hakedişlerin bu şekilde yapılmış olduklarını, bu işlemler yapılırken -------- personeli harita mühendisi, proje müdürü, saha şefi şantiye şefi nezaretinde ve kontrolünde yapıldığını, bu şekilde yapılan hakkedişlerle ilgili faturalar düzenlenip ödemeleri de yapılmış olduğunu, bu anlatılanlar sonrasında modern tamamlanınca araya site duvarı yapılmış ve ----------- personelinde de birtakım değişiklikler yaşanmış, ---------- ise bu dönemde işten ayrılmış, yerine yeni gelen harita mühendisi ---------- isimli harita mühendisi ise sahayı teslim alırken ölçüm yapmış ve neticesinde hafriyat firmasına fazla ödeme yapıldığını beyan etmiş olduğunu, Müvekkili şirket tarafından olay yukarda özetlenmekle, aynı hadise yeni işbaşı yapan ---------- isimli harita mühendisine de izah olunmuş ilgili tarafından verilen cevapta “vadi sınırının dışı bizi ilgilendirmez ben bu projeyi teslim aldım” şeklinde olmuş, Bu aşamadan sonra müvekkili şirket, Şirket yetkililerinin kapısını aşındırmaya başlamış ve hadiseye çözüm üretmek adına elinden gelen tüm gayreti sarfetmiş olduğunu, Müvekkili şirket ödemelerin bir kısmının yapılıp sonrasında kesin hesapla birlikte kalan bakiyenin ödenmesi yönünde teklifte bulunmasına karşın bu talebi de şirket yetkilileri tarafından geri çevrilmiş, sonrasında ise 15 temmuz tarihinde yaşanan elim hadise sonrasında davalı şirketin hukuki konumunda değişiklikler meydana gelmiş ve şirket yönetimine yönetim kayyımı atanmasına karar verilmiş, Aynı taleplerini yeni yönetime de dile getirmelerine karşın olumlu yanıt alınamamış ve şirketin yeni yöneticileri tarafından eski yönetim döneminde imza edilmiş yazılı belge getirin şeklinde talepte bulunulmuş olduğunu, Müvekkili şirketin işin devamı sırasında verilen ve bizzat şirket yetkililerinin onayıyla harita Mühendislerinin denetim ve gözetimi altında yapılan hafriyat işiyle ilgili olarak yeni yönetimin bu durum bizi ilgilendirme şeklinde yaklaşımı hem ticari anlayışa uygun düşmemekte hemde basiretli tacir anlayışını ihlal etmekte olduğunu, Müvekkilinin hali hazırda devam eden bir işin içerisinde kendisine teklif edilen ve işin parçası olarak düşünülebilecek başka bir işi geri çevirmesi ya da kabul etmemesinin hayatın olağan akışı içinde kabul olunabilecek bir durum olmadığını, davalı yan adeta bu durumdan istifade etmiş sonrasında yönetim değişikliği nedeniyle yazılı belge yok iddiası ile müvekkilinin talepleri geri çevrilmiş, oysa yapılan iş fiziki olarak ortada olup her dönem teknik yöntemlerle tespiti ve değeri ölçülebilecek bir iş olduğunu, müvekkili şirket haklı olduğuna emin olduğu düşüncesiyle yapılan işlerin tespiti bakımından mevcut yönetimden kesin hakediş talebinde bulunmuş bu istek üzerine davalı şirket yetkilileri müvekkili şirketi kendi çalıştıkları ve onay verdikleri harita işlemleri yapan şirkete yönlendirmişler, Anılan şirket tarafından yapılan ölçümlerde de müvekkili şirketin taleplerinde haklı olduğunun ortaya çıkmış olduğunu, Buna rağmen davalı şirket müvekkili şirketin taleplerini reddetmiş, Müvekkili şirket yetkilileri defaatle davalı şirket yetkililerine bir projede 140.000 M³ kazı yapılıp, 88.000 M³ geri dolgu olur mu bunun mümkünatı var mıdır şeklinde suallerde bulunsalar da şimdiye değin olumlu bir cevap alamamış olduklarını belirterek, sözleşmenin feshi ile teminat olarak tutulan bedelin tespiti ve taraflarına ödenmesine, şimdiye değin ödenmemiş bakiye alacaklarının tespiti ve taraflarına ödenmesine, uğranılan tüm zararların tespiti ile taraflarına ödenmesine, tespit olunan tüm alacakların günün rayicine göre değerlenmek suretiyle tespit olunarak ödenmesi talebini içerir 100.000-TL'lik belirsiz alacak davalarının kabulü ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmili, alacaklarına hakkediş tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ticari faiz uygulanarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP:
Davalı vekili; davanın ve davacının zarar talebinin kabulü anlamına gelmemek üzere davacının dava dilekçesindeki beyan ve ifadelerinden anlaşıldığı üzere davacı uğradığını iddia ettiği zararları beş yılı aşkın süre önce talep edebilecek durumda olduğunu, davacı dava tarihinden çok öncesinde var olduğunu iddiası ile talep etmekte olduğu zararlara ilişkin olarak daha öncesinde dava ikame edebilecek olup huzurdaki davayı 27.10.2021 tarihinde ikame ederek zararının artmasına kendisi sebebiyet vermiş olacağından davacı kendi kusuru ile artan zararının tazminini müvekkili şirketten talep edemeyeceğini, davacının alacağın güncel rayicini talebi sebepsiz zenginleşme teşkil edecek olup talebin reddinin gerekmekte olduğunu, müvekkili şirket dava tarihi öncesinde temerrüde düşürülmemiş olup, davacı dava dilekçesinde alacağa hakediş tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinde bulunan davacının taleplerinin reddi gerektiğini, davacının zamanaşımına uğramış olan taleplerinin de reddinin gerekmekte olduğunu, davacının var olduğunu iddia ettiği alacağın dava tarihindeki miktarını tam ve eksiksiz olarak belirleyebilecek durumda olması nedeniyle dava belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmamakta olup açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davacının zamanaşımına uğramış olan taleplerinin reddine, her halükarda haksız ve mesnetsiz davanın reddine, tüm yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesi kapsamında alacak istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık: --------- adlı projede davalı şirketin talimatı ile davacı şirketçe kazı yapılıp yapılmadığı, davacının davalıdan bakiye alacağı bulunup bulunmadığı, uğranılan bir zararın bulunup bulunmadığı, var ise bunların miktarları hususundadır.
Davacı yan dava dilekçesi ile, davacı şirketle davalı arasında imzalanan 16.04.2012 tarihli sözleşmeyle -------- İli-------- İlçesi -------- Parsel ---------Ada No'lu mahalde yapılacak olan “---------” dahilinde olan hafriyat ve kazı işlerinin yapılması işi için anlaşıldığını, bu proje devam ederken modern vadi han yapı tarafından yapılmaya başlanan yan sahadan dökülen toprağın yine --------- yetkililerinin talimatı ve ----------- çalışanı harita mühendisi ---------- talimatıyla saha dışına çıkarıldığını, ancak ödeme yapılmadığını iddia ederek, bu zararın tazmini talep etmiştir.Davalı yan zaman aşımı definde bulunmuştur.Taraflar arasındaki ilişkinin harfiyat dökümünden kaynaklanması nedeniyle eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, TBK madde 147 gereğince eser sözleşmesinden kayaklı zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğu, zaman aşımı süresinin son harfiyat dökümü işin yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı, davacı vekiline son harfiyat işinin yapıldığı tarihin mahkememizce bildirilmesi istenmesi üzerine, davacı vekilince sunulan 05.02.2026 tarihli beyan dilekçesi ile son harfiyat işinin 31.12.2012 tarihinde yapıldığı, bu tarihten itibaren 5 yıllık süre sonu olan 31.12.2017 tarihine kadar eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa dair işbu davanın açılması gerektiği, buna rağmen mevcut davanın 27.10.2021 açıldığı, dava tarihi itibari ile alacağın zaman aşımına uğradığı anlaşılmakla davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
IV. HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davanın zamanaşımından REDDİNE,
2.Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 975,75 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine,
3.Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6.Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
7.Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair; davacı ve vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ------------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2026