Karar No
K. 2026/272
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/249

KARAR NO: 2026/272

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/10/2022

NUMARASI: 2018/6 Esas - 2022/705 Karar

DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/01/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:

Davacı vekili;taraflar arasındaki anlaşma uyarınca müvekkilinin davalı şirketten A-3 kalite öğütülmüş kalsiti değişik tarihlerde satın aldığını, alınan malzemenin ürünlerin üretim aşamasında ürünün son şeklini almasını sağlamak amacıyla kullanıldığını, müvekkilinin davalıdan aldığı kalsit ile üretilen ürünleri ihraç edip iç piyasaya sattığını, bu şekilde davalıdan alınan kalsit malzemesi ile 13/01/2017-19/04/2017 tarihleri arasında üretim yapıldığını ve toplam 251.000 kg kalsit kullanıldığını, 17/04/2017 tarihinde gelen müşteri şikayeti üzerine müvekkilinin ürünlerin incelemesini yaptığında, davalıdan 13/01/2017 ile 17/01/2017 tarihleri arasında aldığı ...parti numaralı kalsit malzemesinin içinden değişik boyutlarda katı ve koyu renkli yabancı madde çıktığının belirlendiğini, bu konuda 17.04.2017 tarihli rapor düzenlenerek 25.04.2017 tarihli ihtarname ile davalıya ayıp ihbarı yapıldığını, davalıdan satın alınan ham madde üretim aşamasında stabilizatör olarak kullanıldığından, içeriğinin incelenmesinin teknik ve uzmanlık isteyen bir konu olduğunu, olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin 17/04/2017 tarihinde müşteri şikayeti üzerine durumu tespit ve derhal davalıya bildirdiğini, bu tespitin ardından henüz kullanılmayan ...., .... ve ... parti numaralı diğer ürünlerin incelenmesinde de tüm ürünlerde yabancı katı cisimlerin tespit edilmesi üzerine, müvekkilinin davalıdan ham madde tedariki ve üretim yapılmasını durdurduğunu, ayrıca iç pazara dağıtılan ürünleri de tüm müşterilerden geri almak zorunda kaldığını, davalının durumu kabul etmemesi üzerine müvekkilinin Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ..... D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırdığını, bu dosyada düzenlenen raporda da kalsit torbalarında katı yabancı madde bulunduğunun, üretimde kullanılan 215.000 kg kalsitin maliyetinin 48.203-TL olduğunun tespit edildiğini belirterek, 48.203-TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, müvekkilinin ayıplı kalsit malzemesinden doğan toplam zararın tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının iddia ettiği şekilde parçaların üretimde paketlere girmesinin mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği kalsitleri müvekkilinden satın almadığını, davacının gizli ayıp iddiasının doğru olmadığını, iddia edilen yabancı cisimlerin ayırt edilmesinin uzmanlık gerektirecek bir durum olmadığını, delil tespiti sonrası düzenlenen raporun hükme esas alınamayacağını, davacının bir zararı varsa bu belli olup, davacının sadece zararın varlığının tespiti yönünde dava açamayacağını, bu nedenle davacının tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı vekilince dosyaya sunulan fatura ve sevk irsaliyelerinin davalı tarafından dava dışı .... Şti. adına düzenlendikleri, davacı ile davalı arasında A-3 kalite kalsit malzemesi alımına ilişkin olmadıklarını, davacı vekilinin 13/11/2018 tarihli dilekçe ekinde 01/06/2017 tarihli temlik sözleşmesini sunarak davacı şirketin ...... şirket olup ... şirketleri arasında ...... şirketinin de bulunduğunu, dava konusu alacak ve dava hakkının davacı şirkete temlik edildiğini beyan ettiği, temlik sözleşmesinin davacı, ... . .. Şti. arasında imzalandığının, bu iki şirketin davalıdan alınan ayıplı kalsit malzemelerinden doğmuş ve doğacak tazmin haklarını ve dava hakkını davacıya temlik ettiğinin anlaşıldığı,dosyaya sunulan sicil kayıtlarından 26/03/2019 tarihli yönetim kurulu kararıyla .... şirketinin birleşme yoluyla davacı şirkete devrolduğu, kararın tescil ve Ticaret Sicil Gazetesinin ..../04/2019 tarihli nüshasında ilan edildiğinin anlaşıldığı, talimat yoluyla alınan 21/05/2019 ve 22/11/2019 tarihli bilirkişi raporları hükme elverişli olmadığı sonucuna varılarak, yeni bir bilirkişi heyetinden 29/12/2020 tarihli rapor alındığı, bu raporda davalıdan alınan kalsit malzemesinden 3 paletlik ürün kaldığı, ambalajlarında... kalite yazılı olduğu, kalsit malzemesinin birçok ürünün dolgu maddesi olup, ürün içindeki bozukluk ya da yabancı cisimlerin üretilen mamul madde üzerinde hasara/zarara yol açacağının, ürünün tonaj itibariyle yüksek ve yabancı cisimlerin renk ve boyutları itibariyle gözle görülebilecek durumda olmamaları nedeniyle, ürün tesliminde fark edilmesinin mümkün olmayacağı, ancak elekten geçirilirse yabancı cisimlerin fark edilebileceğinin, bunun da ek maliyet ve zaman kaybına yol açacağı, ürünün bu haliyle gizli ayıplı olduğunun ifade edildiğini, ancak sonuçta dava dışı ... firmasının nasıl ve ne miktarda zarara uğradığının tespit edilmesinin mümkün olmadığının açıklandığı, aynı bilirkişi heyetinden alınan 03/11/2021 ve 26/06/2022 tarihli ek raporlarda, davalının dava dışı ... şirketine 13/01/2017-19/04/2017 tarihleri arasında gerçekleştirdiği ürün satışı 192.500 kg. olup, bedelinin ise 42.775-TL'ye tekabül ettiği, davacının dava dilekçesindeki ürünler üzerinde yapılan inceleme sonunda davalı şirketten 13/01/2017 -17/01/2017 tarihleri arasında alınan ...parti no'lu kalsit malzemesinin içindeki değişik boyutlarda katı ve koyu renkli yabancı maddeler çıktığının tespit edildiği şeklindeki beyanı ve tesbit dosyasında alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirket fabrikasında 09/06/2017 tarihinde yapılan keşifte davacı elinde A-3 kalite kalsit ekstra malzemesinden 190 kraft kağıt torba x 25 kg = 4750 kg bakiye ayıplı mal bulunduğunun tespit edildiğinin, ürünün bedelinin 1.053,74-TL olabileceğinin, bu malzemenin davalıya iadesi koşuluyla bedelinin tazmininin mümkün olduğunun, ancak fabrikada işlenerek elde edilen mamul malzemelerin satışının yapılması nedeniyle bu kısma ilişkin bedel iadesi talebinin yerinde olmadığının açıklandığı, davalı ile dava dışı ... ..... arasında A-3 kalite kalsit malzemesinin alım satımı hususunda ticari ilişki kurulduğu, dava dilekçesinde davacının kendisi ile davalı arasında satım akdi olduğu iddiasına dayandığı, ancak faturaların sunulması ile ticari ilişkinin davacı ve davalı arasında olmadığının anlaşılması üzerine 01/06/2017 tarihli temlik sözleşmesini sunduğu, bu sözleşmeye göre dava dışı şirketin davalıdan aldığı ayıplı kalsit malzemesinden doğan tüm alacak ve dava hakkının davacıya temlik edildiği, temlik sözleşmesinin geçerli olduğu, öte yandan dava sırasında ... şirketinin birleşme yoluyla davacı şirkete devrolunduğu, bu nedenle davacının davada aktif husumet ehliyetinin bulunduğu sonucuna varıldığı, davacının alınan ürünün ayıplı olduğunu belirterek ürün bedelinin iadesi talebinde bulunduğu, bilirkişi heyetince malzemenin gizli ayıplı olduğunun, ancak elekten geçirme suretiyle yabancı cisimlerin görülebileceğinin, bunun da ürünün tonaj olarak çok olmasından ötürü zaman ve emek kaybına yol açacağının belirtildiği, davacı kalsit malzemesini kullanarak elde ettiği ürünü satıp gelen şikayet üzerine inceleme yaptırarak durumun hemen davalıya bildirdiğinden, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı sonucuna varıldığı, öte yandan davacının elinde kalan A-3 kalite kalsit malzemesinin bilirkişi heyetince incelendiği ve ürünün gizli ayıplı olduğunun belirlendiği, davacının üretimde kullanılan 215.000 kg kalsit malzemesinin maliyet bedeli olarak 48.203-TL talep ettiği, bilirkişi raporlarıyla davacının üretim neticesinde elinde 4.750 kg ayıplı A-3 kalsit malzemesi kaldığının belirlendiği, kalan kısmın davacı tarafça üretimde kullanılıp elde edilen mamul maddenin satıldığı, bu durumda davacının elinde olmayan malzeme yüzünden bedelinin iadesini talep etme hakkının olmadığı, ancak bu nedenle uğradığı zararı isteyebileceği, bu konuda harç yatırılmak suretiyle açılmış bir davanın olmadığı, ancak elinde kalan ayıplı malzemeyi davalıya iade etmek kaydıyla 1.053,74-TL malzeme bedelini davalıdan talep edebileceği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının elinde bulunan 4.750 kg A-3 kalsit malzemesinin davacı tarafından davalıya iadesine, bu ürünün bedeli olan 1.053,74-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, hükmedilen tutar için malın fiilen teslim tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine, fazla talebin reddine, uğranılan zararın tespiti ve davalıdan tahsili yönünde harç yatırılmak suretiyle açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davacı vekili; ürünlerin gizli ayıplı olduğunun bilirkişilerce tespit edildiğini, bu sebeple gizli ayıplı olduğu tespit edilen ürünlerin müvekkili tarafından kullanılmış olmasının, bedelinin talep edilemeyeceği anlamına gelmediğini, bu nedenle mahkemece kullanılan ürünlerin bedelinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle kullanılan kısma ilişkin davanın reddinin hatalı olduğunu, müvekkilinin gizli ayıplı olduğu tartışmasız olan 222.500 kg kalsit bedelini geri istediğini, kendisine ayıplı mal satılması nedeniyle o mal için ödediği para kadar zarar ettiğini, davanın da 222.500 kg ayıplı mal için ödenen bedele ilişkin olduğunu, dava dilekçesi ekinde sundukları toplam 10 adet fatura içeriği ayıplı kalsit miktarının 222.500 kg olduğunu, mahkemenin bilirkişi raporundaki 192.500 kg olarak kullanılan kalsit miktarına ilişkin yapılan ödemeleri reddederek, sadece elde kalan 4.750 kg kalsitin bedeline hükmettiğini, oysa tüm bilirkişi raporlarında ürünün gizli ayıplı olduğunun, üretimde kullanılarak müşteriye satılmadan anlaşılamayacağının tespit edildiğini, bu sebeple kullanılan ürünlere ilişkin müvekkili tarafından davalıya yapılan ödemelerin talep edilememesinin mümkün olmadığını, avukatlık ücret tarifesinin 13/3 maddesi gereğince, davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğini, bu nedenle davalı lehine 1.053,74-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 9.200-TL'ye hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; dava konusu mallar yönünden davacı taraf ile müvekkili arasında bir ilişki bulunmadığını, davacı tarafça yargılama sırasında sunulan temlik sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili şirkete nisan 2017 yılında ... şirketi tarafından ayıp ihtarı keşide edildiğini, ... veya başka bir şirket tarafından ayıp ihbarında bulunulmadığını, şayet 01.06.2017 tarihinde temlik yapılmışsa zaten temlik öncesi diğer şirket tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması gerektiğini, ... şirketinin ayıp ihbarının sadece bu şirketi bağlayacağını, ayıp ihbarında bulunulmadığı açık olmakla, olası temliknameye sonuç bağlamanın da mümkün olmadığını, müvekkili şirketçe dava dışı ... şirketine satışı yapılan dava konusu A-3 kalsit ürünlerine ilişkin olarak, dava dışı şirketçe davacıya dava tarihi öncesi herhangi bir devir ve satış faturasının düzenlenmediği, davacının envanterinde bu ürünün bulunmadığı tespit edilmiş olmakla, temlik sözleşmesinin esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, mahkemece müvekkili şirket tesislerinde inceleme yapılması taleplerinin reddinin de doğru olmadığını, müvekkilinin tesislerinde davacının iddiasına konu olayın olma ihtimalinin bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, tacirler arası satıma konu kalsitin ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak, satışa konu ürün bedelinin satıcı olan davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davalı tarafından dava dışı ... firmasına 225.000 kg kalsit satılarak teslim edildiği, satışı yapılan kalsitin davacı şirket tarafından kullanılarak üretim yapıldığı, üretim süreci sonrasında ürün satışı yapılan dava dışı firmalardan gelen şikayetler üzerine davacı tarafça davalıya süresinde ayıp ihbarının yapıldığı, daha sonra davacı tarafça satışa konu ürünler üzerinde delil tespiti yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Satışa konu ürünler davalı tarafça dava dışı ... firmasına satılmış olup, davacı söz konusu satım ilişkisinin tarafı değildir. Ancak dava dışı ... ve.....firmaları ile davalı arasında işbu dava tarihinden önce akdedilmiş olan 01/06/2017 tarihli temlik sözleşmesine göre, ... ve ... firmalarınca, ....... (davalı) firmasının ayıplı kalsit satışından kaynaklanan doğmuş ve doğacak tazmin hakları ile dava açma hakkının davacı ... firmasına devir ve temlik edildiği anlaşılmakta olup, yargılama sırasında da satım ilişkisinin tarafı olan dava dışı ... şirketi davacı şirketçe birleşme yoluyla devralınmıştır.

TBK'nın 184. maddesine göre alacağın temlikinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlı olup, somut olayda da sözleşme yazılı şekilde düzenlenmiş olmakla, geçerlidir. Ayrıca dava dışı şirketin birleşme yoluyla davacı tarafından devralındığı da dikkate alındığında, davacı şirket aktif husumet ehliyetine haizdir. Yine davalı tarafça satış yapılan dava dışı ... şirketi ile davacı şirket grup şirketi niteliğinde olup, aralarında organik bağ bulunmaktadır. Üretimde kullanılan ham maddelerin grup şirketi tarafından satın alınıp davacı şirket tarafından üretimde kullanıldığı, satım sözleşmesinin tarafı olan dava dışı şirketin ayıplı ürünlerden kaynaklanan alacak ve dava hakkını davacı şirkete temlik ettiği de dikkate alındığında, ayıp ihbarının davacı şirket tarafından yapılmış olması, ayıp ihbarı yapılmadığı sonucunu doğurmayacaktır. Bu nedenle davalı vekilinin, husumete ve ayıp ihbarının geçersizliğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Davacı tarafça üretimde kullanılan toplam 215.000 kg kalsitin ayıplı olduğu ileri sürülerek, bu miktarda ürünün delil tespit raporunda belirlenen 48.203-TL bedeli talep edilmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ise davacının üretimde kullanıp mamul madde olarak satmış olduğu kalsit bedelini talep edemeyeceği, ancak elinde kalan 4.750 kg ayıplı ürün bedelini talep edebileceği gerekçesiyle, bu miktar ürün bedeli olan 1.053,74-TL'ye hükmedilmiştir.

Davacı tarafça yaptırılan delil tespiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda; davacıya ait fabrikada her biri 25 kg olmak üzere 190 torba halinde toplam 4.750 kg ürün kaldığı, yapılan eleme işlemi sonucunda kalsit içerisinde değişik boyutlarda katı ve koyu renkli yabancı madde tespit edildiği, dolayısıyla 4.750 kg ürünün ayıplı olduğu, sunulan fiyat bildirim formlarına göre kalsitin fiyatı 0,19-TL/kg olup, 4.750 ürün bedelinin 1.064,95-TL olduğu, üretimde 215.000 kg ürün kullanıldığının kabulü halinde ise bedelinin 48.203-TL olduğu bildirilmiştir. Mahkemece alınan 21/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafça ihracat yapılan Mısır ve Pakistan'daki distribütörler tarafından davacıya şikayet bildirimi yapıldığı, bu sebeple 36.330 kg ağırlığındaki ürünün davacıya iade edilmiş olduğu, bu ürünün tekrar kullanılabilmesi için gerekli işçilik ve zaman maliyetinin 5.673-USD olduğu, stoktaki 77.000 kg ürünün ise tek tek açılıp elendikten sonra bir kısmının yurt içi firmalara satıldığı, dava konusu malzeme gizli ayıplı olup kontrolden geçirilmeden kullanılamayacağı, kirli ürünün kullanılabilmesi için elekten geçirilmesi şart olup bunun da ek maliyet yaratacağı, ayıbın olağan gözden geçirmeyle anlaşılamayacağı bildirilmiştir. Aynı heyetçe düzenlenen 22.11.2019 tarihli ek raporda ise; dava dışı ... şirketi tarafından davalıdan 13/01/2017-19/04/2017 tarihleri arasında 40.302,90-TL karşılığında 180.000 kg kalsit satın alındığı, davacının da ... şirketinden bu tarih aralığında 26.196-TL karşılığında toplam 147.000 kg kalsit alınarak üretimde kullanıldığı, yurt dışı alıcısı tarafından davacıya iade edilen 36.330 kg ürünün kullanılabilmesi için gerekli maliyetin 5.673-USD olduğu bildirilmiştir.Farklı heyetten alınan 29/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı ... şirketi tarafından davalıdan KDV hariç 41.950-TL karşılığında 225.000 kg a-3 kalsit ürünü satın alındığı, ürünün tonaj itibariyle yüksek ve yabancı cisimlerin renk ve boyutları itibariyle gözle görülebilecek durumda olmamaları nedeniyle, ürün tesliminde fark edilmesinin mümkün olmayacağı, ancak elekten geçirilirse yabancı cisimlerin fark edilebileceği, bunun da ek maliyet ve zaman kaybına yol açacağı, ürünün bu haliyle gizli ayıplı olduğu, davacının satış yaptığı Pakistan ve Mısır'dan gelen şikayetler üzerine ürünleri geri topladığı, siparişlerde ton başına 30-USD indirim yaparak bu zararı giderdiği bildirilmiştir. 03/11/2021 tarihli ek raporda; davalının 13/01/2017-19/04/2017 tarihleri arasında satışını yaptığı kalsit miktarı 192.500 kg olup bedelinin KDV dahil 42.775-TL olduğu, davacının elinde kalan 4.750 kg ürün bedelinin ise KDV dahil 1.053,74-TL olduğu, 26.06.2022 tarihli 2. ek raporda ise, davacı tarafça üretimde kullanılan kalsit miktarı 217.750 kg olup bedelinin 48.447,26-TL olduğu, davacının elinde kalan 4.750 kg ürünün bedelinin ise 1.053,74-TL olduğu bildirilmiştir.TBK'nın 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir. Mahkemece alınan tüm bilirkişi raporlarında davalıdan satın alınan kalsitin gizli ayıplı olduğu tespit edilmiş olmakla, davacı TBK'nın 227. maddesi kapsamında seçimlik haklarını kullanabilecektir.

Davacı vekilince ise dava dilekçesinde açıkça üretimde kullanılarak mamul madde olarak 3. kişilere satılmış olan kalsitin ayıplı olduğu ileri sürülerek, üretimde kullanılmış olan 215.000 kg miktarındaki bu kalsitlerin bedeli talep edilmiştir. Bu ürünlerin davacı tarafça üretimde kullanıldığı ve 3. kişilere satışının yapıldığı sabittir. Bu durumda davacının ayıba dayalı olarak sözleşmeden dönmek suretiyle davalıya iade edebileceği bir mal bulunmamakta olup, davacının artık üretimde kullanması nedeniyle elinde bulunmayan malların bedelini davalı satıcıdan talep etmesi mümkün değildir. Davacının ayıplı olduğu iddia edilen bu ürünler nedeniyle uğramış olduğu zarara ilişkin genel hükümlere dayalı bir tazminat talebi de bulunmamaktadır. Yine davacı tarafça dava dilekçesinde ayıplı ürün miktarı üretimde kullanılmış olan 215.000 kg ürün ile sınırlanmış ve davacının elinde kalan ürünler dava konusu edilmemiş olup, mahkemece davacı tarafça dava konusu edilmemiş olan davacının elinde kalan ürün bedeline hükmedilmesi de hatalıdır. Buna göre mahkemece davanın reddi gerekirken, hatalı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; mahkemece davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın reddine" karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../10/2022 Tarih 2018/. Esas - 2022/.. Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 732-TL harcın 823,19-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 91,19-TL'nin karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine,

Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

Davalı tarafından yapılan 4.615-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı lehine taktir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacıdan alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davalı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Hükümden sonra davalı yan gider avansından karşılanan 150-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog