11. Ceza Dairesi 2022/9149 E. , 2026/677 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Temyizin kapsamına nazaran; suça konu ... Bankası ... Şubesine ait, keşidecisi sanık ...'in yetkilisi olduğu ... Day. Tük. Mal. Mob. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. olan, hamiline düzenlenmiş, 08.10.2006 keşide tarihli ve 5.000,00 TL bedelli çeki, sanık ...'nın yetkisi olmadığı halde sahte olarak keşide ettiği ve sanıkların borçlarına karşılık katılana verdikleri, böylece bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; A) Sanık ... Yönünden Yapılan İncelemede
UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre sanığın hükümden sonra 10.12.2024 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, hakkındaki kamu davasının düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 64/1. ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B) Sanık ... Hakkında Kurulan Hükmün İncelenmesinde
Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 02.12.2019 tarihli ve 2017/13521 Esas, 2019/13692 Karar sayılı bozma ilamı üzerine yapılan yargılamada Mahkemece 20.10.2020 tarihli celsede bozmaya uyulmasına karar verildiği halde, her ne kadar, sanık ile katılan arasında ticari alış veriş bulunduğu, ticari ilişkiden kaynaklı önceki borcun ödenmesi kapsamında suça konu çekin verildiği, önceden doğmuş bir zarar veya borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, bu haliyle sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek beraat hükmü kurulmuş ise de, mezkûr bozma ilamında da açıkça ifade edildiği üzere, sanığın savunmaları suçtan kurtulmaya yönelik olup bu savunmaya itibar edilemeyeceği gibi katılanın aşamalardaki çelişmeyen ve tutarlı anlatımında sanık adına hareket eden ve şoförü olarak bildiği ölen sanık ... ve ... isimli kişilere verdiği inşaat malzemeleri karşılığında suça konu çeki aldığını ve aldıktan sonra bir miktar daha malzeme verdiğini beyan ettiği keza, ölen sanık ...'nın bozma sonrası alınan savunmasında boya alıp çeki katılana verdiğini savunduğu gözetildiğinde sanığın sübut bulan eylemi nedeniyle atılı suçtan cezalandırılması gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraat hükmü kurulması, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
19.01.2026 tarihinde karar verildi.