5. Hukuk Dairesi 2025/2660 E. , 2025/16638 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.12.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı asil ... ve yetki belgesine istinaden davalı vekili Avukat .. .. .. gelmiş, davacı idare vekili duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .
. Mahallesi 2 10... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılan kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; gerçek değerin tespitini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
2.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faizin hatalı belirlendiğini, bilirkişi raporlarının hukuka aykırı olduğunu, emsal kıyaslamasının hatalı yapıldığını, çelik yapı hesaplamasının yapı sınıfının hatalı alınması neticesi yanlış hesaplandığını, yapının zemin kaplamasının dikkate alınmadığını, beton kalınlığının yanlış hesaplandığını, foseptik çukuru ve yeniden yapımının değerlendirilmediğini, demirlerin eksik hesaplandığını, kamulaştırmadan arta kalan alanda daha fazla değer kaybının oluşacağını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem olarak doğru olduğu, dava konusu taşınmazın kadastral parsel olduğu dosya içindeki tapu kaydından anlaşıldığı gibi, emsal taşınmazın Dairelerinin 2022/1808 Esas, 2023/2424 Karar sayılı dosyası içinde mevcut kayıtlarından, belediye tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15-16 ncı maddesine göre oluşmuş imar parseli olduğu bildirilmiş ise de işbu dosya arasına alınan belgelerden, taşınmazın evveliyat parselden üçe ifraz sonucunda oluştuğu, bedelsiz terki bulunmadığı belirlendiğinden satış tarihi itibarıyla kadastral parsel olarak kabulü ile yapılan kıyaslamanın yerinde olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan yapıların kıymet taktir raporu ile belirlenenlerle uyumlu olduğu görüldüğünden bu konudaki itirazın yerinde görülmediği, faize dava tarihinden 4 ay sonrasından hükmedilmesinin doğru olduğu, ancak hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda, zemin değerinin nasıl hesaplandığı açıklanmamış olup, taşınmazın kamulaştırılan alanına yapı yaklaşma mesafesi olan 25 m²lik alan eklenmek suretiyle hesaplandığından, Dairelerince kamulaştırılan alana ilişkin olarak resen hesaplama yapılması gerektiğinden, değer azalışı ve yapı bedeli dahil olmak üzere toplam kamulaştırma bedelinin 2.212.896,25 TL olarak hesaplanması ve kamulaştırma bedelinin mahkemece derhal ödenmesine hükmedildiği hâlde, faize kararın kesinleşmesine kadar hükmedilmesi de hatalı olduğundan, başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; faiz tarihlerinin hatalı belirlendiği hususunu ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın imarlı kabul edilmesi gerektiğini, emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, değer düşüklüğü oranının nasıl hesaplandığının belli olmadığını, emsal taşınmazın metrekare birim bedelinin dava tarihine güncellenmediğini, faiz hükmünün hatalı olduğunu, gerçek değerin tespit edilmediğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerinde bulunan yapılara aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi yerindedir.
3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz işletilmesi yerinde olmakla birlikte, İlk Derece Mahkemesinin ilk kararının 16.01.2019 tarihinde talep üzerine tashih edilerek ilk kararla hüküm altına alınan bedelden 355.000,80 TL'lik kısmının ödenemsine karar verilmiş olduğundan, 355.000,80 TL bedele 18.09.2016 tarihinden 16.01.2019 tarihine kadar, bakiye 1.857.895,45 TL bedele 18.09.2016 tarihinden İlk Derece Mahkemesinin ikinci karar tarihi olan 23.03.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilmesi yerine faiz hususunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, hükmün bozulması gerekir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) bendinin (5) numaralı alt bendinin çıkartılması, yerine “ 355.000,80 TL bedele 18.09.2016 tarihinden 16.01.2019 tarihine kadar, bakiye 1.857.895,45 TL bedele 18.09.2016 tarihinden İlk Derece Mahkemesinin ikinci karar tarihi olan 23.03.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, işletilen faizin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.