Esas No
E. 2025/456
Karar No
K. 2025/903
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/456 Esas
KARAR NO: 2025/903
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/05/2025
KARAR TARİHİ: 30/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı 28.02.2022 tarihinde... nolu fatura ile müvekkilinden 118.006,95 TL tutarında alacaklı olduğunu, ancak davalının borçlu olduğu tutar müvekkili şirkete ödenmediğini, davalıya, İzmir ... İcra Müdürlüğünün... nolu dosyasıyla 118.006,95 TL asıl alacak, 36.236,22 TL'lik işlemiş faiz için toplam 154.243,17 TL'lik icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takip durduğunu belirterek İzmir... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, icra takip tarihi olan 06.11.2024 tarihinden itibaren alacağa yasal faiz uygulanmasına, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki asıl ilişki, davacı şirketin, müvekkili şirketin arazi üzerinde çelik konstrüksiyon yapı inşaatı işini yüklenmesine dayandığını, davacı şirket yetkilisi, müvekkili şirket yetkililerinden...'nın yakını vasıtası ile müvekkili şirket yetkilileri ile bir araya gelmiş, müvekkili şirketin Salihli/Manisa'da bulunan pelet üretim/işleme tesisi arazisi üzerinde çelik konstrüksiyon fabrika binası inşaatı işini yüklendiğini, davacı şirketin, yüklenmiş olduğu işi yerine getirmemiş olması nedeniyle müvekkili şirket tarafından ödenen avans bedelinin iadesi amacıyla hali hazırda davacı şirket ve yetkilisi aleyhinde icra takibi ve dava açıldığını, davacı tarafın taraflar arasındaki akde aykırı davranışları sebebiyle, yapılmayan iş sebebiyle müvekkili şirket tarafından ödenen avansın iadesi için önce sözlü olarak davacıdan talepte bulunulduğunu, davacı şirket ve dava dışı şirket yetkilisinin ticari etiğe aykırı olarak bu talepleri cevapsız bırakması sebebiyle davacı şirket ve dava dışı ...irması yetkilisi... aleyhinde İzmir... İcra Dairesi'nin...

E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davacı şirket ve dava dışı şirket yetkilisinin takibe itiraz etmesi üzerine İzmir...

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...

E. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, davacı şirket tarafından, dava konusu olarak 28.02.2022 tarihli ...

no.lu, faturadan bahsetmekte ise de bahse konu faturanın hukuki bir dayanağı bulunmadığını, esasen, davacı taraf müvekkili şirkete borçlu durumda iken dava konusu faturaya dayanarak kendisini alacaklı olarak gösterme gayretinde olduğunu belirterek haksız açılan davanın reddine, davacı aleyhinde %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVA KONUSU : Açılan dava, davacı tarafından fatura alacağına dayalı olarak davalı hakkında İzmir .. İcra Dairesi Müdürlüğünün... E. sayılı icra takip dosyasından başlatılan icra takibine davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).

İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.

Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.

Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.

Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.

İzmir .. İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı şirket, borçlunun davalı şirket olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine asıl alacak ve ferileri dahil toplam 154.243,17-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.

Davaların birleştirilmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesinde; ''Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.

Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.

İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.'' şeklinde düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 168.maddesinde ise; birleştirme kararına karşı ancak esas hakkındaki hükümle birlikte istinaf ve temyiz yasa yollarına başvurulabileceği belirtilmiştir.

Toplanan delillerin değerlendirilmesi sonucunda; mahkememiz dosyası ile İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının konusunun aynı olduğu, her iki dava dosyasındaki dava dilekçesinde davaya konu edilen maddi vakıalar ile iddiaların aynı iddia ve maddi vakıalardan kaynaklandığı, aynı nedenlerden doğduğu, her iki dosyada toplanacak delillerin büyük oranda benzer ve aynı olduğu ve delillerin birlikte değerlendirilmesi ile aynı nitelikteki bilirkişi ile aynı nitelikte incelemeler sonucu oluşturulacak raporla hükme varılacağı, böylece birbiri ile çelişmeyen hükümlere ulaşılabileceği, biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyecek nitelikte olduğu, dolayısıyla her iki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, buna göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166/4. maddesinde belirtilen şekilde davaların birlikte görülmesinde gerek usul ekonomisi gerekse yargılamanın hızı ve bütünlüğü açısından yarar ve zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Mahkememizin... Esas sayılı dosyasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunan İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,

2.Mahkememizin... sayılı Esasının birleştirme nedeniyle kapatılmasına,

3.Yargılamaya İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmesine,

4.Yargılama harç ve giderlerinin birleştirilen dosyada hükümle birlikte değerlendirilmesine,

Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.30/09/2025 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog