T.C.
İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2004 sayılı
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi gereğince süresi içinde işbu davanın açıldığının ifade edildiği; dava konusu alacağın iki tacir arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığı ve bu nedenle davanın ticari dava niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü; davacı ile davalı arasında alt yüklenici–müteahhit ilişkisi bulunduğu, 27/09/2022 tarihli sözleşme kapsamında sarmal kapı yapım işlerinin davacı tarafından eksiksiz yerine getirildiği, işlerin tamamlanmasını müteakip faturaların düzenlendiği, bir kısım faturaların ödendiği ancak icra takibine konu ..., ..., ... ve ... numaralı faturaların bedellerinin ödenmediği, ayrıca sözleşmeden kaynaklanan 3.404,91 Euro tutarındaki asıl alacağın da tahsil edilmediği, davalının takip dayanağı faturalara ve borcun varlığına ilişkin somut bir itiraz ileri sürmediği, borcun ödendiğine ya da mevcut olmadığına dair delil sunmadığı, itirazlarının dayanaksız kaldığının iddia edildiği; davalının ticari ilişkiye ve sözleşmeye aykırı davranarak tamamlanan işlerin karşılığını ödemediği ve itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunun ileri sürüldüğü,
İİK 67/2 maddesi uyarınca asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu ve bu ilişki kapsamında ödenmemiş fatura alacağı olduğu iddiasıyla dava açıldığının, ancak söz konusu sözleşmeye dayanak gösterilen belgelerde davalı şirket yetkilisi yerine başka bir kişiye ait imza bulunduğunun ileri sürüldüğü, bu nedenle sözleşme ilişkisi ve alacak iddiasının gerçeği yansıtmadığının savunulduğu; davalı şirketin davacıya herhangi bir borcubulunmadığının, ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde alacak iddiasının doğru olmadığının ortaya çıkacağının iddia edildiği; davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığının, fatura alacağının varlığının yargılamayı gerektirdiğinin ve bu nedenle borca itirazın zorunlu olduğunun belirtildiği; taraflar arasında mutabakata varılmış bir borç bulunmadığının ve yaklaşık ispat koşullarının sağlanmadığının ileri sürüldüğü; davacının mal kaçırma ve adres değiştirme iddialarının mesnetsiz olduğunun, davalı şirketin adresinin belli olduğunun ve hileli işlemde bulunmasının söz konusu olmadığının ifade edildiği; davanın haksız ve dayanaksız olduğu gerekçesiyle reddine, davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER
.... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Faturalar, Ticari defter kayıtları, BA-BS formları,
Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Dairesi'nin 2025/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 70.751,04-TL ve 3.404,91euro faturadan kaynaklı asıl alacağın ve 60.448,04TL işlemiş faizin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde ( 12/05/2025) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 12/05/2025 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce atanan SMMM bilirkişisinin hazırlamış olduğu raporda " rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 13.03.2023 tarihli, ... numaralı, “Demontaj + Montaj Servis İşlemi” açıklamalı, 16.917,12 TL tutarlı; 11.04.2023 tarihli, ... numaralı, “Servis İşlemi Lamel ve Conta Değişimi” açıklamalı, 39.942,07 TL tutarlı; 22.05.2023 tarihli, ... numaralı, “Servis İşlemi ... + Baza Contası” açıklamalı, 14.072,14 TL tutarlı; 20.11.2023 tarihli, ... numaralı, “Servis İşlemi Lamel Satışı” açıklamalı, 11.780,33 TL tutarlı faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi (08.05.2025) itibariyle davalıdan 70.751,04 TL asıl ve 56.007,22 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 126.758,26 TL alacaklı olduğu, Ayrıca davacı tarafından davalı adına düzenlenen 23.12.2022 tarihli, ... numaralı, “1. Hakediş Bedeli” açıklamalı, 33.512,00 Euro tutarlı; 30.12.2022 tarihli, ... numaralı, “2. Hakediş Bedeli” açıklamalı, 7.121,30 Euro tutarlı; 11.03.2024 tarihli, ... numaralı, “Sarmal Kapı Yapılması İşleri Sözleşmesi – ... Ofis” açıklamalı, 1.278,00 Euro tutarlı faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve Euro bazlı cari hesap ekstresinde kayda alındığı, bu faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (08.05.2025) itibariyle davalıdan 3.404,91 Euro tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır.
İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır.
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki 27/09/2022 tarihli sarmal kapı yapılması işleri sözleşmesi kapsamında temin ettiği hizmetlerden doğan 70.751,04-TL ve 3.404,91euro tutarlı faturalardan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, faturaların taraflar arasındaki 27/09/2022 tarihli sarmal kapı yapılması işleri sözleşmesi kapsamında düzenlendiği, davacı tarafın alacak talebine konu faturaları davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve davalının, davacıya toplamda 70.751,04-TL asıl alacak, 56.007,22 TL işlemiş faiz ve 3.404,91euro tutarında borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: % 93,58 )
1.Davanın Kısmen KABULÜ ile;
a-) Davacı tarafın davalı hakkında .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra dosyasında yapılan takibe, borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 70.751,04TL asıl alacak ve 56.007,22TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 126.758,26TL üzerinden avans faiz işletilmek suretiyle ve 3.404,91Euro alacak için takip tarihinden itibaren euro döviz cinsine kamu bankalarınca uygulanan en yüksek yıllık mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden ödenmek üzere kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
b-) Asıl alacağın %20'si oranında 55.164,77TL icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 18.841,52TL nispi karar harcından yatırılan 3.631,97TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 15.209,553TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3.Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00TL'nin 4.304,68TL sinin davalıdan, 295,32TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
4.Davacı tarafça yatırılan 3.631,97TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5.Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6.Davacı tarafından yapılan toplam 10.792,90TL yargılama giderinin kabul oranına göre 10.099,99TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına,
7.Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 18.908,29TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 27/03/2026 Katip ... Hakim ....