T.C.
İSTANBUL
3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I. DİLEKÇELER AŞAMASI
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı ..., Türkiye'nin ilk sürdürülebilir köy projesi olarak inşa edilen ve yapımı projeye adını veren ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilen “...” yaşam alanı ile “...” ana markası kapsamında “...”, “...” ve “..." seri markaları altında hayata geçirilen “....” projesinin kurucusu olduğunu, projeye adını veren “...” markası (Başvuru No....) Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ...sınıflarda 15.06.2020 tarihinden beri davacı ... adına tescilli bulunmakta olduğunu, bunun yanı sıra, “...” markası (Başvuru No....) ... sınıflarda ...tarihinden beri Davacı ... adına tescilli bulunmakta olduğunu, “...” markası (Başvuru No.....) ...ve ... sınıflarda ve “... A.Ş.” markası (Başvuru No....) ... sınıflarında Davacı adına tescilli bulunmakta olduğunu, “...” markası, (Başvuru No. ...) ... sınıflarda, “...” markası ve (Başvuru No....) ...Sınıflarda “...” markası Davacı adına tescilli bulunmakta olduğunu, Türkiye'nin ilk güneş enerjisi ile sürdürülebilir eko-projesi olan “...” projesi çevre faktörünün ön plana çıkarıldığı, şehir hayatına alternatif temiz, saf ve yepyeni bir köy yaşamı konsepti üzerine kurulu ve kendi enerji kaynakları, gıda güvenliği için kendi tarım alanları, suyun doğru şekilde yeniden kullanımı için kendi atık yönetimi olan ve çevresel sürdürülebilirlik hususunu temel alan ve bu yaşam bileşenleri ile ülkemizde benzeri olmayan, konaklama hizmetlerini de içeren, ilham verici bir ... PROJESİ olduğundan, “...” markası ve markanın esaslı unsurunu teşkil eden “...” ana markası projenin kendine has özellikleri, ayırt ediciliği ve ticari değeri açısından büyük önem arz etmekte olduğunu, “...” ifadesi alelade ve sadece kulağa hoş geldiği için değil, her anlamıyla bütünsel bir yaklaşımla Projenin temel aldığı değerleri ve standartları en güzel şekilde yansıtan ifade olduğu için seçilmiş olduğunu, davacı, kamuoyu nezdinde ve özellikle de yapı/gayrimenkul/inşaat piyasasında “...” adı ile bilinen projeye en yüksek seviyede maddi ve manevi yatırım yapmış ve “...” projesi elde ettiği başarı sayesinde Türkiye'nin önde gelen gazeteleri ..., ... ve ... ile ..., ..., ...gibi prestijli yayınlarda defalarca haber yapılmış olduğunu, davacı ve Davacı adına tescilli “...” markasına ilişkin detaylı bilgiye ... web sitesinden ulaşılabilmekte olup, web sitesi 1.5 milyonun üzerinde kullanıcı tarafından ziyaret edilmektedir. Bununla birlikte, “...” projesi ... üzerinde Türkiye'nin en çok sayıda takipçisi bulunan ... projesi olduğunu, proje kapsamında hedef kitle yaşam alanında konut satın almak suretiyle yaşayabileceği gibi, konaklama hizmetlerinden de faydalanabilmekte olduğunu, “...” projesi Avrupa Birliği'nin ...(...) kapsamında hibe almaya da layık görülmüş olduğunu, bu somut verilere istinaden, “...” projesi ve bu proje kapsamındaki başta “...” markası olmak üzere tüm seri markalar, milyonlarca kişi tarafından takip edilen ve Davacı adına tescilli olduğu sınıflarda aktif ve yoğun şekilde kullanılan ve bu suretle kendi alanında bilinirlik kazanmış markalar olduğunu, davalı'nın sahibi olduğu ... ilindeki konut ve açık yaşam alanı projesinde, proje adı olarak “...”, “...” ve “...” markalarını kullandığı ve aşağıdaki görsellerden anlaşılacağı üzere, projeye ilişkin web sitesi ve ...sosyal medya hesabında yine bu markaya yer verdiği tespit edilmiş olduğunu, davalının ... ilçesi ... beldesinde başlattığı konut projesinde, tüm projelerin ana markası olan “...” çatı markasına ilaveten, münferit proje adı olarak “...” markasını kullanmakta olup projeye ilişkin görsel, yazılı ve dijital mecralardaki tüm tanıtımlarda yine bu markaya yer vermekte olduğunu, bu suretle, her ne kadar Davalı “...” ana markasını kullanıyor olsa da, Davalı projesinin diğer ... projeleri ve başka firmaların benzer gayrimenkul projelerinden ayırt edilmesini sağlayan proje özelinde münferit marka “...” ibaresi olmakta olduğunu, aşağıda sunulan marka görselinden görüleceği üzere, davalı tarafından tescilsiz olarak Davacıya ait markaların tescilli olduğu sınıflarda kullanılan “...”, “...” ve “...” markaları, davacıya ait ve tescilli bir marka olan "..." ve Davacı adına tescilli diğer seri markalar "...", “...A.Ş.” "...", “...”, “...” ve “...” markalarının hukuki ve ticari açıdan ayırt edici ve asli unsurunu teşkil eden "..." kelimesini aynen ve esaslı unsur olarak içermekte olduğunu, davacıya ait markalar ile “...”, “...” ve “...” markalarını bire bir aynı sektörde kullanılması ve aynı hedef alıcı/tüketici kitlesine yönelik hizmetler sunmaları sebebiyle, "..." ve diğer tescilli markaları ile “...”, “...” ve “...” markalarının üçüncü kişilerce karıştırılması ve/veya ilişkilendirilmesi kaçınılmaz olduğunu, nitekim davacı tarafından Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davaya konu marka ile benzer şekilde oluşturulmuş “...”, “...”, “...”, “...", “...” ve “...” gibi marka başvurularına karşı gerçekleştirilen itirazlar neticesinde Davacı lehine verilen kararlar davaya konu markanın davacı'ya ait "..." markalarıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ortaya koymakta olduğunu, davacının markaları ile davalı'nın markaların benzerliği olmasına rağmen “...” ibaresini asli ayırt edici unsur olarak içeren “...”, “...” ve “...” markalarının davalı tarafından fiilen kullanımının sayın mahkeme'ce tespit edilmesi ve men edilmesi davalı şahsın markasına yapılan tecavüzün ref'i gerekmekte olduğunu, davacı ..., tescilli “...”, markasını 15.06.2020 tarihinde davalı şirketten daha önce tescil ettirmiş olup bu kapsamda aktif ve yoğun şekilde kullanmaya başlamış olduğunu, davalı Şirket belirtmiş olduğumuz üzere, “...”, “...” ve “...” markalarını tescilli olmamasına karşın, otel, konaklama vb. olmak üzere Davacıya ait markaların tescilli olduğu... sınıflarda hukuka aykırı olarak fiilen kullanmakta olduğunu, bu nedenlerle davalı tarafından Davacı aleyhine yaratılan, davacı adına tescilli bulunan bu markalara yönelik öncelikle halihazırda devam eden haksız fiilin tespitine ve men'ine, halihazırda devam eden tecavüzün tespitine ve men'ine, sonrasında ise mahkeme'ce halihazırda devam eden tecavüzün ref'ine hükmedilmesinin talep edilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalı yapı kooperatifleri üst birliği olduğunu, ... ve çevresinde binlerce insanı kooperatif ortaklığı vasıtası ile konut sahibi yapmış olduğunu, davalı bir gayrimenkul şirketi olmadığını, Kooperatifler kanunu hükümlerine göre kurulmuş kar amacı gütmeyen bir kuruluş olduğunu, Unvanında yer alan ... ibaresi davalı adına tescilli bir marka olduğunu ve ege bölgesinde bilinirliği davacıya göre daha fazla olduğunu, davacılar dava dilekçelerin de davalının “...” ismi ile bilinirliğinin arttığını ve davacıların ... ismini kullanması nedeni ile bunun davalıya artı değer kattığından bahsetmekte olduğunu, oysa ki davalı kooperatifler birliğinin bilinirliği “...” markası ile ilgili olduğunu, Kooperatife ortak olmak isteyen kişiler “...” ismi için değil “...” ismi için olduğunu, bu nedenle muhatabın “...” markasına bir tecavüz söz konusu olmadığını, ayrıca dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere “...” adı tek başına davacı adına tescil edilememiş olduğunu, davalı de sadece “...” adını proje adı olarak kullanmamış olduğunu, ayrıca başlanılması düşünülen .. ili ... ilçesindeki projeye ilişkin yeni bir kooperatif kurulması ve kooperatifin isminin “...” olması düşünüldüğü için proje adı “...” olarak düşünülmüş olduğunu, izah edildiği üzere, davalının “... “ ismine ilişkin kötü niyetli olarak bir davranışı söz konusu olmadığını, davalı bir tacir değil kooperatifler üst birliği olduğunu, kar amacı olmayan kooperatifçilik yolu ile konut tahsisinde bulunan bir kurum olduğunu, ... ismi ile aynı nitelikte bir proje adı kullanmayı tercih etmiş olduğunu, gelinen durum itibari ile davalı piyasa koşulları ve ekonomik sıkıntılar nedeni ile ... ili ... ilçesindeki projeden vazgeçmiş ve bunu tüm ortaklarına ve sosyal medyasından duyurmuş olduğunu, davalı temmuz 2023 tarihinde yönetim kurulu kararı alarak projeyi yapmaktan vazgeçmiş ve dava konusu ... ismini kullanmamış olduğunu, yaklaşık olarak 1,5 senedir davacıların iddia ettiği gibi “...” ismi ile ilgili davalının herhangi bir reklam ve tanıtım yapmamakta olduğunu, proje iptal edilmiş olduğunu, davacının ilk ihtarname tarihi mayıs ayı olup iki ay sonra temmuz ayında zaten davalı projeyi yapmaktan vazgeçmiş tüm reklam tanıtım ve ilanlarını durdurmuş olduğunu, davalı bu projeyi yapmaya mart 2023 tarihinde karar vermiş ve ekonomik sıkıntılar ve ortaklık kayıtlarının azlığı nedeni ile yaklaşık olarak 4 ay sonra projeyi yapmaktan vazgeçmiş olduğunu, ortada davacıların iddia ettiği gibi davacılara ait markanın kullanılması söz konusu olmadığı gibi böyle bir projede olmadığını, kısaca davacıların markasına bir tecavüz söz konusu olmadığını, davalı kötü niyetli olmadığını, haksız bir davranışı yada davacıyı zarar uğratacak telafisi imkansız bir fiili söz konusu olmadığını, davalı projesini 1,5 yıl önce iptal etmiş ve o günden beri ... ismini kullanmamakta olduğunu, bu nedenle davacının iddia ettiği haksız bir fiilin tespiti mümkün olmayacağı gibi markaya tecavüz de söz konusu olmadığını, ayrıca ... isminin kullanılmıyor olması ve herhangi tescil başvurusu olmaması nedeni ile gıyapta verilen İhtiyati Tedbir kararının pratikte bir işlevselliğinin bulunmaması ve davalının herhangi bir haksız fiili bulunması nedeni ile iş bu kararın kaldırılması gerekmekte olduğunu bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
3.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı yanın cevap dilekçesinin yerinde olmadığını, bu nedenle cevap dilekçesinin reddi ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
4.Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle: Davacı yanın cevaba cevap dilekçesinin yerinde olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II. DELİLLER
A. TPMK Kayıtları Davaya konu marka tescil belgelerinin celp edildiği görüldü.
B.Bilirkişi Raporları 20/09/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacıya ait olduğu belirtilen “....” alan adının 19.05.2017 tarihinde kayıt edildiği ve güncel olarak açık ve faal durumda olduğu, alan adının sahibi bilgileri whois sorgusunda gizlenmiş olmakla birlikte, sitenin içerikleri “..." adı ve "..." logosuyla, “...” kapsamında kullanılmakta olduğu, Web arşiv (...) kayıtları incelendiğinde, internet sitesinin 2021 yılından itibaren arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve aktif olarak bu içerikle yayında olduğu, davalıya Ait Sosyal Medya Hesabı Tespiti davalıya ait olduğu belirtilen “..." ... hesabının Ocak 2018 tarihinde açıldığı, güncel durumda 5.255 takipçisi ve 884 paylaşımı bulunduğu belirlendiği, hesaptaki paylaşımlar, “..." ilişkin olduğu, dosyaya sunulan paylaşımlardan 5 tanesinin güncel yayında olmadığı, 2 paylaşımın ise hâlâ aktif olarak görüldüğü tespit edilmişti. Bu paylaşımlar davaya konu “...” ibaresinin kullanıldığını göstermekte olduğu, inceleme sonucunda, davalı hesaba ait geçmişte “...” ve “...” ibarelerinin bulunduğu paylaşımlar yapıldığı, bunların bir kısmının güncelde kaldırılmış olsa da dosyaya sunulan kayıtlarla sabit olduğu görüldüğü, güncel olarak hala yayında olan iki paylaşımda da aynı ibarelerin bulunduğu, Markasal açıdan; davacının esas unsuru “...” olan markalarının .... sınıfta “inşaat hizmetleri” dahil olmak üzere muhtelif sınıflarda tescil edilmiş olduğu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduğu; Markalar arasındaki benzerlik nedeniyle, davalı kullanımlarını gören tüketicinin aklına davacı markasının geleceği (doğrudan karıştırma) veya her iki firma arasında organik ve/veya ekonomik bağ bulunduğu kanısını oluşturacağı (dolaylı karıştırma) gerekçesiyle marka hakkına tecavüz koşulları olduğunun kabul edilebileceği, Yargıtay'ın kümülatif koruma kapsamında tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin birlikte olabileceği yönündeki içtihadındaki değişiklik göz önüne alınarak, davaya konu eylemlerin TTK m 55/1/al4 uyarınca haksız rekabet teşkil edip etmediğini takdirin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
III. DAVA VE UYUŞMAZLIK
Davada uyuşmazlığın; Davalının “...”, “...” ve “...” markalarını tescilsiz olarak, davacının markalarının tescilli olduğu sınıflar kapsamındaki hizmetlerde fiilen kullanıp kullanmadığı, kullanım mevcut ise markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olup olmadıkları, aynı/aynı tür/benzer malları/hizmetleri kapsayıp kapsamadıkları, bu suretle markalar arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, davalı eyleminin Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7 ve 29. maddeleri kapsamında davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması istemleri yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığı, SMK'nın marka hakkına ilişkin hükümleri ile TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin kümülatif tatbikinin gerekip gerekmediği noktalarında toplandığı anlaşıldı.
IV.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE TPMK kayıtları, dava dilekçeleri, cevap dilekçeleri, delil dilekçelerine konu kayıtlar, 20/09/2025 tarihli bilirkişi raporu ve ilgili diğer deliller kapsamında dosya kül halinde incelendiğinde;
Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklife dilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır. (TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s.
491.Davacıların marka haklarına tecavüz edilerek ihlal edildiği iddiasına istinaden gerçekleştirilecek hukuki değerlendirme; marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir.
7.maddede “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir.
Buna göre, tescilli markanın aynısının/benzerinin aynı/benzer mal veya hizmet için kullanılıp kullanılmadığı veya tescilli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanılıp kullanılmadığının ve bu durumun ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ... E., ...
K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine;
kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih,...E., ...K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T.,... E.... nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında tecavüz eylemlerinin değerlendirilmesinde; Davacıya ...İnternet Sitesi tespitinde;
Davacıya ait olduğu belirtilen “...” alan adının 19.05.2017 tarihinde kayıt edildiği ve güncel olarak açık ve faal durumda olduğu, alan adının sahibi bilgileri whois sorgusunda gizlenmiş olmakla birlikte, sitenin içerikleri “...” adı ve logosuyla “doğa ve sürdürülebilirlik odaklı bir konut/yaşam köyü projesi” kapsamında kullanılmakta olduğu, Web arşiv (web.archive.org) kayıtları incelendiğinde, internet sitesinin 2021 yılından itibaren arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve aktif olarak bu içerikle yayında olduğu görülmüştür. Davalıya Ait Sosyal Medya Hesabı tespitinde;
Davalıya ait olan “...” Instagram hesabının Ocak 2018 tarihinde açıldığı, güncel durumda 5.255 takipçisi ve 884 paylaşımı bulunduğu belirlendiği, hesaptaki paylaşımlar, “..." ilişkin olduğu, dosyaya sunulan paylaşımlardan 5 tanesinin güncel yayında olmadığı, 2 paylaşımın ise hâlâ aktif olarak görüldüğü tespit edilmiştir.
Bu paylaşımlar davaya konu “...” ibaresinin kullanıldığı görülmüş, davalı hesaba ait geçmişte “..." ve “...” ibarelerinin bulunduğu paylaşımlar yapıldığı, bunların bir kısmının güncelde kaldırılmış olsa da dosyaya sunulan kayıtlarla sabit olduğu anlaşılmıştır. İncelenen TPMK kayıtlarında; Davacının “...” ibaresi içeren markaları .... sınıfta “inşaat hizmetleri” dahil olmak üzere muhtelif sınıflarda tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafa ait olduğu belirtilen ilgili “...” isimli ... sosyal medya hesabının profil “...” sayfası incelendiğinde, davacı tarafça dosyaya sunulan 5 adet davaya konu paylaşımın güncel olarak yayında olmadığı (dosyaya sunulan ekran görüntülerinden önceden İlgili paylaşımların yapıldığı anlaşıldığı), fakat dosyaya sunulanlar dışında 2 adet davaya konu paylaşımların güncel olarak yayında olduğu tespit edilmiştir.
Davalıya ait olduğu belirtilen instagram paylaşımlarda "..." şeklinde kullanım olduğu, davalı taraf ait “...” isimli Instagram sosyal medya hesabından 16.06.2023 tarihinde yapıldığı, incelenen linkte bilirkişi inceleme tarihinde bu paylaşımın güncel olarak bulunduğu, ayrıca davalının sosyal medya hesabında "..." yazan şekil unsurunun paylaşıldığı ve yine bilirkişi tespit tarihinde bu paylaşımın güncel olarak yayında olduğu görülmüştür. Söz konusu "..." ibaresi bulunan paylaşımların markasal etki gerçekleştirecek şekilde kullanıldığı değerlendirilmiştir.
Bu aşamada davacı adına tescilli markalar ile davalının markasal etki yaratacak şekilde kullandığı işaretin benzer olup olmadığının ve inşaat hizmetleri alanında ayırt edici olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. İncelenen kayıtlarda her iki tarafında inşaat malzemeleri alanında hizmet verdiği anlaşılmıştır.
Davacı adına tescilli olan şekil unsurlu ve "...", "...", "...", "...", "...A.Ş.", "...", "..." yazılarına haiz markalar incelendiğinde; markalardaki coğrafi yer isimlerinin ayırt edici olmadığı, markalarda yer alan “...”, “...”, “...” ibareleri inşaat hizmetleri alanında tanımlayıcı nitelikte ibareler olduğu, markalarda yer alan "ekolojik", “standart” şeklindeki ibarelerin ise yaygın kullanımı olan, herkesin kullanımına açık ibareler olduğu değerlendirilerek, davacı markalarının esas unsuru "..." ibaresi şeklinde tespit edilmiştir.
Davalının instagram hesabında markasal etki yaratacak şekilde kullandığı "..." ve "..." şeklindeki ibarelerdeki coğrafi yer isimlerinin ayırt edici olmadığı, markalarda yer alan “evleri” ibaresi inşaat hizmetleri alanında tanımlayıcı nitelikte olduğu, “Kooperatif” ibaresinin herkesin kullanımına açık olduğu değerlendirilerek, davalının markasal kullanımlarındaki esas unsur “...” ibaresi olduğu görülmüştür. Taraf markalarında ihtilaflı olan ibare “...” ibaresidir. İnşaat hizmetleri alanında “...” ibaresi tanımlayıcı, herkesin kullanımına açık bir ibare değildir."..." ibaresi inşaat hizmetleri alanında davacı markalarında esas unsur olarak tescil edilmiştir.
Bu kapsamda taraf markaları bir bütün olarak görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerdir. Markalar arasındaki benzerlik nedeniyle, davalı kullanımlarını gören tüketicinin aklına davacı markasının geleceği (doğrudan karıştırma) veya her iki firma arasında organik ve/veya ekonomik bağ bulunduğu kanısını oluşturacağı (dolaylı karıştırma) gerekçesiyle marka hakkına tecavüz koşulları olduğu kabulü gerekmiştir. Haksız rekabet tespiti talebinin değerlendirilmesinde ise;
Yargıtay 11.HD’nin ... esas - ... karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre : 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından , kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti isteminin reddine dair hüküm tahsis edilmiştir. İhtiyati tedbir talebinin hukuki değerlendirilmesinde;
Hükmün etkinliğinin sağlanılması amacıyla HMK 389 vd.maddeleri gereğince; takdiren teminatsız davalı şirketin tecavüze konu “...”, “...” ve “...” markalarının fiilen kullanmasının ÖNLENMESİNE, davalı tarafından "..." ibaresini asli unsur olarak içeren sair herhangi bir işaretin, davacı markasının tescilli olduğu sınıflarda kullanmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Davanın KISMEN KABULÜNE,
1.Davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun TESPİTİNE, eylemlerin DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE,
2.Yargıtay 11.HD’nin ...esas - ...karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre : 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından , kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti isteminin REDDİNE,
3.Davacı tarafça dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu görülmekle, bu aşamaya kadar değerlendirilmeyen ihtiyati tedbir talebin KABULÜNE, Hükmün etkinliğinin sağlanılması amacıyla HMK 389 vd.maddeleri gereğince; -Takdiren teminatsız davalı şirketin tecavüze konu “...”, “...” ve “...” markalarının fiilen kullanmasının ÖNLENMESİNE, davalı tarafından "..." ibaresini asli unsur olarak içeren sair herhangi bir işaretin, davacı markasının tescilli olduğu sınıflarda kullanmasının ÖNLENMESİNE, A-) Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 427,60.-TL harçtan mahsubu ile bakiye harç 304,40.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, B-) Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, C-) Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, D-) Davacı tarafından yapılan 24.360,00.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, E-) Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, G-) Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair karar Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.25/02/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)