T.C.
İSTANBUL
3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 1.1 2014 yılının Temmuz ayında kurulan ..., insanların hayatlarını daha konforlu hale getiren ürünleri araştırma, geliştirme ve üretme alanında uzmanlaştığını, Müvekkil ... süpürge, robot süpürge, çamaşır makinası gibi elektronik ev aletleri üreten global bir teknoloji markası olduğunu, ...'un merkezi ...'de olup, ... ve ...'de ise mühendisleri, tasarımcıları, bilim insanları ve üretim uzmanlarının geliştirme ve test süreçlerinde yakın bir iş birliği içerisinde olduğu Ar-Ge ve şube ofisleri bulunmaktadır. Hong Kong'daki uluslararası ofis, küresel ekibe ev sahipliği yapmakta ve dünyanın dört bir yanından gelen çalışanlarla birlikte hizmet verdiğini, Müvekkil şirket, aynı zamanda çok fazla global ihracat yaptığını, Davalı , "..." web sitesi üzerinden müvekkil şirkete ait marka, isim ve logo haklarını haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kullanmaktadır. Davalı web sitesinde, Müvekkile ait WİPO ve Türk Paten Kurumunda tescil edilmiş marka ve logoyu kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz eylemini gerçekleştirdiğini, Davalı, internet sitesi içeriğinde ve ... arama motoru üzerinden ücretli sponsorlu reklam vermek suretiyle “...” şeklinde gerçekleştirdiği yayınlar ile müvekkil şirkete ait marka, isim ve logo haklarını hukuka aykırı bir biçimde kullanmaktadır. Davalı, ... ara motorunda "... " arama şekli ile tüketiciler nezdinde markanın gerçek yetkili servisi ile karıştırılmaya açık şekilde davalı firma MARKAYI, LOGOYU VE İSİM HAKKINI izinsiz ve gerçeğe aykırı kullandığını, Nitekim, davalının kullanımında olan web sitesi isminde “*...” ibaresi yer almakta, sitenin logosu müvekkil şirkete ait Y*...” markasının logosu ile birebir aynı olacak şekilde kullanılmakta ve site içeriğinde yoğun olarak “...” ibareleri yer aldığını, kopyalayarak, hukuka aykırı bir şekilde web sitesi kurmuş ve tüketicilerin ayırt etme gücünü engelleyecek şekilde, isim hakkını kullanarak tüketicinin algısını kırarak haksız kazanç elde ettiğini, davanın kabulüne Davalının, Marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemleri ile davalıya ait .../ web sitesi kullanımının ve site içeriğindeki müvekkilin marka ve tanınmışlığından faydalanarak müvekkile ait tescilli logo ve markanın haksız ve izinsiz olarak kullanımının tescilli marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabet oluşturması sebebi ile, Sınai Mülkiyet Kanunu m.149, 150 ve m.1S1 ile TTK m.54 ve devamı uyarınca fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000-TL maddi ve 400.000-tl manevi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekilinin 17/03/2026 tarihli talep dilekçesi ile ; 10.03.2026 tarihli tensip tutanağında '' Bilirkişi olarak marka vekili ...ve bilişim uzmanı ...'nin seçilmesine, HMK 278/4 maddesi gereğince bilirkişilere belirtilen internet siteleri ve tüm dosya kapsanıda inceleme yapmak üzere yetki verilmesine, bilirkişilere 10.000 er TL ücret takdirine, tebligat ve bilirkişi ücreti olan 18.000 TL'nin davacı vekilince 1 haftalık kesin süre..'' kararı verildiğini, ancak mahkeme dosyasına celp edilmiş olan ...
1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde, tarafların ve uyuşmazlık konusunun aynı olduğu açıkça görülmektedir. Nitekim anılan dosya kapsamında 09.10.2025 tarihinde bilişim ve yazılım uzmanı ile marka vekili tarafından bilirkişi raporu düzenlenmiş, akabinde 09.02.2026 tarihinde yine aynı bilirkişiler tarafından ek rapor tanzim edildiğini, bu haliyle, uyuşmazlık konusu marka tecavüzü iddiasına ilişkin teknik inceleme ve tespitler halihazırda yapılmış durumda olduğunu, işbu dava ise tespit davası olmayıp, doğrudan doğruya tazminat talebine ilişkin olduğunu, bu nedenle, aynı konuda yeniden marka tecavüzünün tespitine yönelik yeniden bilirkişi incelemesi yapılması, somut olayın mevcut durumu itibarıyla 6100 sayılı HMK’da düzenlenen usul ekonomisi ilkesiyle bağdaşmayacağını, zira aynı taraflar ve aynı fiile ilişkin olarak daha önce alınmış bilirkişi raporları mevcut olup, bu hususun yeniden incelenmesi yargılamanın uzamasına ve ilave yargılama giderlerine neden olabileceğini, Bu kapsamda, mahkemenizce yapılacak bilirkişi incelemesinin yalnızca davaya konu zararın hesaplanmasına, başka bir ifadeyle maddi tazminatın belirlenmesine yönelik olarak sınırlandırılması gerektiğini, bir de her iki davanın taraflarının aynı olması ve uyuşmazlık konularının birbiriyle doğrudan bağlantılı bulunmasıdır. Nitekim 6100 sayılı HMK’nın 166/1. maddesinde, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların, aralarında bağlantı bulunması hâlinde davanın her aşamasında, talep üzerine veya re’sen birleştirilebileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasında ise davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması hâlinde bağlantının var sayılacağı açıkça ifade edilmiştir. Somut olayda da anılan şartlar gerçekleşmiş olup, çelişkili kararların önlenmesi ve yargılamanın usul ekonomisine uygun şekilde yürütülebilmesi adına işbu dosyanın, ...
1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ...E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Dava; Müvekkil şirketin fazlaya dair her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeniyle Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149., 150 Ve 151. Maddeleri ile TTK m.54 ve devamı uyarınca fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şu an için 100.000 -TL maddi, 400.000 -TL manevi tazminatın davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı ve ...
1.FSHHM'nin ...E. sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacının ve dava konusu uyuşmazlığın aynı ihtilafa ilişkin olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğer davayı etkileyecek olması ve usul ekonomisi ilkesi ışığında yargılamanın birlikte yürütülmesinde tarafların menfaatlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. İşbu nedenlerle HMK'nın 166/1 maddesi gereğince her iki davanın birleştirilmesi, işbu davanın esasının kapatılarak yargılamanın daha önce açıldığı anlaşılan ...
1.FSHHM'nin ... E. sayılı davası üzerinden yürütülmesi gerektiği kanaatine varılmakla; HMK'nın 166. maddesi gereğince davanın birleştirilmesine dâir aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Bu davanın, ... 1.FSHHM'nin ... Esas sayılı dava dosyası ile HMK'nın 166. maddesi uyarınca BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2.Yargılamanın ... 1.FSHHM'nin ... Esas sayılı dava dosyası üzerinden devamına, birleştirme kararının anılı dosyaya bildirilmesine,
3.Yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin birleştirme kararı verilen dosya üzerinden karara bağlanmasına,
4.Mahkememizce yapılacak bilirkişi incelemesinin yalnızca zararın ve tazminat miktarının belirlenmesine yönelik olarak sınırlandırılmasına ilişkin talebin, birleştirilmesine karar verilen İstanbul 1. Fshhm'nin 2025/175 esas sayılı dosyası ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; dosya üzerinden,
HMK'nın 168. maddesi uyarınca esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/03/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)