T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı dava dilekçesinde; davalı tarafın kalıpçı olduğunu, davalıya yapacak olduğu iş için bir adet 150.000,00-TL bedelli, 3 adet 200.000,00-TL bedelli senet olmak üzere toplam 750.000,00-TL bedelli senet verildiğini, davalı tarafın kalıp işlerini yaparak edimlerini yerine getirdiğini, bunun üzerine davalı tarafın banka hesabına toplam 650.119,66-TL gönderdiğini, ayrıca ... Bankası, ... Şubesinin ... seri numaralı, 15/03/2025 vade tarihli çek ve ... Bankası ... Şubesi'ne ait, ... seri numaralı, 20/05/2025 vade tarihli, 150.000,00-TL bedelli çek verdiğini, çekler ile banka ödemelerinin toplam tutarının 980.000,00-TL tuttuğunu, 750.000,00-TL borcu olmasına rağmen fazla ödeme yaptığını, aradan geçen zamanda fazla paranın iadesi ve senetlerin geri istenildiğini, ancak davalı tarafından senedin verilmediğini, takibin haksız olduğunu, sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olduğunu belirterek davalıya borcu bulunmadığının tespitini, davalının %20 kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
2004 sayılı İİK’nun 72. maddesinde “Borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” denilmiştir.
TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir.
05.04.2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman Kanunu ve bazı kanun- larda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1. maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01.09.2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir. Eldeki davanın açıldığı tarih olan 07/01/2026 itibariyle menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu açıktır.
Dava dilekçesi ekinde, davacının arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslını veya onaylanmış örneğini sunmadığı anlaşıldığından, mahkememizin 07/01/2026 tarihli ara kararı ile davacıya, "Davacının dava dilekçesi ekinde arabulucuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağı dosyaya sunmadığı anlaşıldığından,
TTK'nın 5/A ve Arabuluculuk Kanunun 18/A-2. maddeleri gereğince davacılara, arabulucuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini Mahkememize sunması için, işbu tensip tutanağının tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verileceğinin İHTARINA (ihtarın tensip tutanağının tebliği ile yapılmış sayılmasına)", şeklinde süre verilmiş, söz konusu ara kararın davacılara 14/01/2026 ve 30/01/2026 tarihlerinde tebliğ edildiği, ancak verilen kesin süre içinde arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın sunulmadığı anlaşılmıştır.
Yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, eldeki davada,
TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi gereğince, dava tarihi itibariyle, arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair tutanağın sunulması dava şartıdır. Yani davanın açıldığı tarih itibariyle, arabuluculuk süreci tamamlanmış olmalı ve bu süreci gösteren "anlaşamama tutanağı" dava dilekçesine eklenmiş olmalıdır. Sadece arabuluculuk başvurusunda bulunmuş olmak, dava şartını yerine getirmez. Ayrıca, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici hükmü uyarınca, davanın açılmasından sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut olmadığından, söz konusu dava şartı tamamlanabilir bir dava şartı değildir.
HMK'nin 115/1 maddesi hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan yasanın 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer yasalarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiş,
HMK'nın 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde, davanın usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, somut olayda, davanın zorunluğu arabulucuğa tabi olduğu, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, dava tarihi itibariyle arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanarak, anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu, ancak, davacının mahkememizce verilen kesin süre içinde arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağı sunmadığı ve söz konusu dava şartının sonradan tamlanabilir bir dava şartı olmadığı anlaşılmakla, davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 115/1-2 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Açılan davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,
2.Alınması gereken harç peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5.Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 09/02/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)