T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... adına kayıtlı bulunan ... plakalı aracı ile 10.04.2024 günü İstanbul İli, ... İlçesi'nde trafikte seyir halinde iken ... plakalı araç ile çarpışma neticesinde trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, SBM tramer sonucuna göre müvekkil ... işbu kazada %100 kusurlu bulunduğunu, kaza sonrasında dava dışı ... plakalı aracın sahibi ... tarafından müvekkil ...'nın trafik sigorta şirketi olan .... Sigorta A.Ş. nezdinden aracın hasarı yaptırılmış ve Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde aracın değer kaybına ilişkin dava açıldığını, Sigorta Tahkim Komisyonu 2024.E... ve K-.... sayılı dosyası ile dava dışı ... tarafından .... Sigorta A.Ş.'ye açılan dava ile ... plakalı araçta meydana gelen değer kaybı bedelinin 200.000,00-TL olduğu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ...
Sigorta A.Ş.'nin teminat limiti kapsamında 29.670,00-TL değer kaybının teminat limiti kapsamında ödendiği görüldüğünü, dava dışı ...., ...
Sigorta A.Ş.'den tahsil etmiş olduğu 29.670,00-TL değer kaybı bedeli mahsup edildikten sonra bakiye kalan 170.330,00-TL değer kaybı bedelinin tahsili amacı ile müvekkili aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatmış olduğunu, ekte delillerin arasında sunulan protokolden de görüleceğini 266.597,16-TL kapak hesabı üzerinden alacaklı ile yapılan anlaşma neticesinde 250.000,00-TL değer kaybı tazminatı dava dışı ....'a ödenmiş olduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş. ile müvekkili arasında 28.08.2023 başlangıç ve 28.08.2024 bitiş tarihli Genişletilmiş Kasko Poliçesi tanzim edilmiş olduğunu, işbu sözleşme kapsamında davalı ...
Sigorta A.Ş.'nin "Araç sahibine düşen hukuki sorumluluğun zorunlu mali sorumluluk sigortası limitleri üstünde kalan kısmını, poliçede yazılı limitlere kadar temin eder." maddesi ile kaza neticesinde karşı araçta meydana gelen hasar ve değer kaybı bedelinden sorumluluğu düzenlenmiş olduğunu, her ne kadar dava dışı ...'ın uğramış olduğu zararın ... Sigorta A.Ş. tarafından karşılanması gerekmekte ise de müvekkili tarafından bu ödemenin yapılmış olması nedeni ile ...
Sigorta A.Ş.'nin sebepsiz zenginleşmesi durumunun olduğunu, işbu sebeple müvekkili tarafından dava dışı ...'a yapılan ödemenin, davalı ....
Sigorta A.Ş.'den rücuen tahsili gerektiğini belirterek şimdilik 250.000,00-TL'nin rücuen tahsiline ilişkin davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımının dolmuş olduğunu, davacı ile müvekkili sigorta şirketi arasındaki ilişki tüketici kaynaklı olduğunu, dava görevli mahkemede açılmamış olduğunu, dolayısıyla görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hiçbir şekilde davacının rücuya konu değer kaybı zararının meydana geldiğini kabul anlamına gelmemekle birlikte bu zarardan öncelikle aracın zmms sigortacısı sorumlu olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından aleyhine başlatılan ve rücuya konu ettiği icra dosyasına gerektiği gibi süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunu, müvekkili şirkete bildirilmemiş olduğunu aksine müvekkilinin bilgisi dahi olmaksızın dava dışı 3. kişi ile anlaşma yapılmış olduğunu, dava dışı araç sürücüsünün aracında değer kaybı oluşmadığını, dava dışı araçta değer kaybına konu parça ve işçilik bulunmadığından genel şart hükümleri gereğince araçta değer kaybı oluşmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, değer kaybı oluştuğu iddia edilen aracın önceki kazasının bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, tahkikat aşamasında sigortalının kusurlu olup olmadığı tespit edilmesi gerektiğini belirterek öncelikle davanın usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise usule ve esasa yönelik cevapları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HMK'nun 1.maddesi "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. " hükmünü içermekte olup görev hususu dava şartlarındandır. HMK'nun 115.maddesi " Mahkeme ,dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmüne haizdir.
TTK'nun 4.maddesinde bentler halinde sayılan ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirtilen tür davaların mutlak ticari davaya vücut vereceği ve Ticaret Mahkemelerinin görev alanına gireceği, havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmayacağı (TTK 4.1,son cümle) nispi ticari davalarla ilgili olarak ise TTK 4.1 maddesinde yer alan hükme göre "her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticari dava sayılacağı, taraflardan yanlız birinin ticari işletmesi ile ilgili olarak yasada sayılanlar dışında sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, ticari davaya vücut vermeyeceği, taraflardan birinin ticari işletmesini ilgilendiren bu tür sözleşmelerin, her ne kadar TTK 19.2 uyarınca diğer taraf içinde ticari iş sayılırsa da bu durumun, davanın TTK 4.1'e göre nispi ticari dava sayılmasını gerektirmeyeceği anlaşılmıştır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/1-k maddesinde tüketicinin " ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlanmıştır.
Aynı yasanın 3/1-ı maddesinde tüketici işleminin ise " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere, her türlü sözleşme ve hukuki işlem " olarak tanımlanmış olduğu anlaşılmıştır. Tüketici Mahkemelerinin görevini düzenleyen 73/1 maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. " 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 83/2 maddesinde Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve, bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmüne yer verildiği anlaşılmıştır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri somut olayla birlikte değerlendirildiğinde, trafik kazası nedeniyle dava dışı ZMMS sigortacısının dava dışı 3.kişiye yaptığı hasar ve değer kaybı tazminat ödemesinden sonra bakiye kalan miktar için Davacı sigortalının ödemede bulunması nedeniyle Davalı ... sigortacısından bu bedelin tazmini istemine yönelik davada davacının sigortalanan gerçek kişi olduğu, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesine dayanması ve ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmemesi nedeniyle anılan yasanın 3/1-k maddesine göre tüketici sıfatına haiz olduğu, kurulan sözleşme de 3/1-ı maddesine göre tüketici işlemi olduğundan davaya Tüketici Mahkemeleri tarafından bakılması gerektiği anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1.Görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE
Görevli mahkemenin BAKIRKÖ TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNA,
2.Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli BAKIRKÖY TÜKETİCİ MAHKEMESİ gönderilmesine,
3.Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususlarının görevli Mahkemece değerlendirilmesine,
4.HMK'nın 20/1. maddesi gereğince süresinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/02/2026 Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪ Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪