11. Hukuk Dairesi 2025/2944 E. , 2025/7751 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; duruşma için belirlenen 23.12.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin ilk olarak 2008 yılında ticari ilişkiye başladığını, müvekkilinin acentelik sözleşmesine ve acentecilik ilişkisinin doğasına uygun olarak ...Otobüsleri A.Ş.'ye karşı yükümlülüklerinin tamamını zamanında ve konusuna uygun bir şekilde tam olarak yerine getirdiğini, davalı şirket tarafından 14.07.2015 tarihli ihtarname ile acentelik sözleşmesi ve acentelik hizmetlerinin sürdürülmesi ile ilgili taraflar arasında mevcut her türlü sözleşmenin 27.06.2016 günü saat 23.59'dan itibaren geçerli olmak üzere feshedildiğinin ihtar edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme metni incelendiğinde sözleşmenin feshi için öngörülen iki aylık sürenin sözleşmenin zayıf tarafı olan acenteye tanındığının görüleceğini, sözleşmenin güçlü tarafı olan "..." tarafından yapılan bu feshin geçersiz olduğunu, olağan fesih için öngörülen şartlara uyulmadan yapılan fesih ihbarının geçerlilik kazanmadığını, haksız fesih nedeniyle denkleştirme tazminatına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin söz konusu fesih nedeniyle ücret haklarını da kaybettiğini ileri sürerek sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararların tespit edilerek tazminine, şimdilik 10.000,00 TL tutarında tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin uğradığı müşteri çevresi kaybı ve benzeri hal göz önünde bulundurularak fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere 10.000,00 TL tutarında denkleştirme/portföy tazminatının, fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 24.07.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; uğranılan zarar miktarı istemini 216.519,67 TL'ye, denkleştirme tazminatı talebini 1.297.092,29 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin, ... ili ... İlçesindeki faaliyetlerine herhangi bir acente olmaksızın ilk olarak 1996 yılında başladığını, uzun yıllar bu faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacı şirket ile 21.05.2013 tarihli acente sözleşmesi akdedildiğini, davacının acentelik hizmetini gereğince ve verimli olarak yerine getirememesi, hizmet kalitesinin düşük olması, davacı döneminde satışlarının azalması ve benzeri sebepler nedeniyle acentelik sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, 22.04.2016 tarihli ihtarnamede taraflar arasında akdedilmiş olan acentelik sözleşmesinin 27.06.2016 tarihinden itibaren hüküm ifade etmek üzere feshedilmiş olduğunu, müvekkilinin ... İli, ... İlçesindeki ticari faaliyetlerine 1996 yılından bu yana devam ettiğinden davacının müşteri çevresinin oluşmasına herhangi bir katkı vermediğini, ticari defter ve belgeler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkili şirketin ... İlçesinde sattığı bilet sayısının sözleşmenin feshinin ardından arttığının, davacının sunduğu hizmetin kalitesiz olması ve acentelik faaliyetlerini etkin bir şekilde yürütmemiş olması sebebi ile müvekkilini sözleşme süresi boyunca zarara uğrattığının görüleceğini, acentenin özel bir çabası veya kendi kurduğu ticari işlerinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında yapılan belirsiz süreli sözleşmede davalı tarafından sözleşme içeriğine uygun olarak fesih ihbar hakkının kullanıldığı, fakat sözleşme uyarınca fesih ihbar hakkına haiz olan davalının davacıya üç aylık fesih ihbar süresi değil iki aylık fesih ihbar süresi tanıdığı, sözleşmede belirtilen iki aylık fesih ihbar süresinin davacıya tanınmış olması nedeniyle bir aylık süre açısından davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiği, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle kâr kaybı tazminatı talebinin sadece bir aylık süre ile sınırlı olması gerektiği, kâr kaybının hesaplanması noktasında birbirinden çok farklı ölçülerin esas alınabilmesi mümkün ise de bu noktada bilirkişi kurulunun sözleşmenin feshedildiği yıl ve ay itibariyle, son 12 aylık dönemi esas almasının, buna göre davacının son 12 ay içerisinde elde etmiş olduğu 1.066.861,02 TL miktarın aylık ortalamasını bulmasının, aylık ortalamadan doğal olarak davacının sarf etmesi gerekli personel, kira, yönetim ve benzeri diğer giderler için %70 oranında düşüm yapmasının ticari hayatın gereklerine ve dosya kapsamına uygun görüldüğü, davacı acentenin sözleşmenin kurulduğu tarihten sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar sürekli olarak gelirinin azaldığı, hatta 2015 yılı itibariyle davacının ticari faaliyete dair gelirinin 2013 yılına kıyasla %41 oranında azaldığının anlaşıldığı, bu durumun sözleşmenin feshine kadar olumsuz şekilde devam ettiği, dolayısıyla davacı acente tarafından davalı şirket lehine bir müşteri çevresi genişletilmesinden söz edilemeyeceği, hatta ciddi oranda daraldığı, bu durumda davacının sözleşmenin sona ermesi nedeniyle ileriye dönük olarak mahrum kaldığı bir ücretten söz edilemeyeceği dikkate alındığında davacının portföy tazminatına ilişkin talebinin kabulünün mümkün olmadığı, davacının acentelik ilişkisinin devam ettiği süre zarfında sözleşmenin feshi sonrasında sürekli müşteri olarak kabul edilebilecek bir portföy yarattığına dair hiçbir mali tespit olmadığı gibi bu noktada somutlaştırılmış bir delili de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının dava dilekçesine ve ıslah dilekçesine konu yaptığı haksız fesih nedeni ile talep olunan kâr mahrumiyeti tazminatı miktarı olan 216.519,67 TL tazminat alacağının 26.671,52 TL kısmının kabulüne, kabul olunan 26.671,52 TL kâr mahrumiyeti tazminat alacağının, dava tarihi olan 27.10.2016 tarihinden itibaren ve talep gereği reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının bu alacak kalemi yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının haksız fesih nedeni ile denkleştirme tazminatı alacağına konu edilen 1.297.092,29 TL tazminat alacağı talebinin sübut bulmadığından reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, belirsiz süreli sözleşmelerde tarafların sözleşmeyi feshetmek için farklı sebep ileri sürmeleri gerekmediği, davalı, sözleşmenin 8. maddesi gereğince her ne kadar iki aylık süre vererek sözleşmeyi feshetmiş ise de Kanun'un emredici düzenlemesi kapsamında bu sürenin üç ay olması gerektiği, Mahkemenin davacının bir aylık kâr mahrumiyetine dair isteminin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, denkleştirme tazminat talebi şartlarının somut olayda gerçekleşmediği, davalı vekili, denkleştirme tazminatının tazminat olarak değerlendirilemeyeceği ve vekalet ücretine tazminata göre düzenleme kapsamında hükmedilemeyeceği yönünde istinaf itirazları ileri sürülmüşse de bu itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin tespiti ile denkleştirme tazminatı ve zararın tahsili istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, davalı vekilince temyize konu miktar 26.671,52 TL'dir. Temyize konu Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin MİKTARDAN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davacıya iadesine, 24.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.