T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N
K A R A R I N K A L D I R I L M A S I)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 25/02/2021
ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/322E., 2021/267K.
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle: Davacının, 21.06.2005 tarihli sözleşme ile davalı kooperatife 2400,00 TL giriş aidatı ödeyerek üye olduğunu ve bu tarihten itibaren 2012 yılının Temmuz ayı da dahil olmak üzere aidatlarını her ay muntazam bir şekilde ödediğini, daha sonra kooperatif yönetimine yazılı bir dilekçe vererek üyelikten ayrıldığını ve kendisine ödediği aidatların iade edileceği söylenmiş olmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, 28.06.2013 ve 29.06.2014 tarihli genel kurul tutanakları incelendiğinde üyelikten ayrılan üyelerin aidatlarının ödenmesinin üç yıl ertelendiğinin görüldüğünü, genel kurul kararı bağlayıcı olduğundan bu alacağın bu karar tarihinden itibaren 3 yıl sonra istenebilir hale geleceğini ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, üye aidatının şimdilik 31.920,00 TL'sinin ve 1.500,00 TL tapu masrafının her bir aidatın ödeme tarihinden ve tapu masrafının ödendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili özetle: Alacak haklarının zamanaşımına uğradığını, davacının 10.07.2012 tarihli istifa dilekçesi ile istifa ettiğini ve 04.09.2012 tarihli kabul kararı ile istifasının kabul edildiğini ve üyeliğinin düştüğünü, çıkan ve çıkarılan ortaklar ile mirasçılarının alacak ve haklarının bunları isteyebilecekleri günden başlayarak beş yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, 3 yıl erteleme kararının şartlarının oluşmadığını ve istifasının kabulünde davacının alacaklı olması halinde 3 yıl erteleme kararının uygulanmasına dair Genel Kurul kararına istinaden alınmış bir kararın da mevcut olmadığını, bu bahisle erteleme şartları oluşmadığından zamanaşımı 29.08.2013 yılında başladığını ve 29.08.2018 yılında dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; "...davacının, kooperatiften istifa etmesi nedeniyle ödemiş olduğu aidatlara istinaden icra takibine giriştiği, davalı tarafça bu takibe itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı, tarafların sunmuş olduğu deliller ve iddialarının incelemesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen bilirkişi raporu gereğince davacının davalıdan alacaklı olmadığı hatta davalı kooperatife borçlu olduğunun tespit edildiği, tarafların iddialarının 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 17/1 ve Kooperatif ana sözleşmesi "kooperatiften ayrılan bir ortak ödemiş olduğu aidatın tamamını değil ayrıldığı yıl bilançosunda yer alan genel giderlerden davacıya isabet eden masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkına haiz olup ayrıldığı yılın bilançosunun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren 1 ayın sonunda ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Genel kurul tarafından üyeliği sona erenlere yapılacak ödemelerin ertelenmesi yönünde alınmış kararlar dahil bu karar sadece ödemenin yapılacağı tarihi geciktirici etkiye sahip olup, erteleme süreci içerisinde faiz işlemesini engellemez." hükümleri gereğince incelenmesinin gerektiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 21/12/2020 tarihli raporda yukarıda belirtilen mevzuat ve ana sözleşmeye göre incelemelerin yapıldığı, davacının davalıya 39.746,69 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, raporun davacının yapmış olduğu ödemeler, kooperatif defterleri, kooperatif yönetim kurulu ve genel kurul kararları, davalı kooperatifin 2012 yılı bilanço kalemlerinin ayrıntılı bir şekilde incelenerek düzenlendiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle davacının davasının reddine..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davalı kooperatifin davacının ödemelerini iade etmediğini, davacının istifasından sonra yerine yeni üye alındığı için müvekkillerinin kooperatife ödemiş olduğu tüm gider taksitlerinin Kooperatifler Kanununa göre derhal iade edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, kooperatif üyeliğine bağlı çıkma payı alacağının tahsili taleplidir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17. Maddesi ve tip anasözleşmenin 15. Maddesi gereğince kooperatiften çıkan ortak, alacağını çıktığı yıl bilançosunun genel kurulca onaylanmasından sonra açacağı bir dava ile isteyebilir. Ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, yıl sonu blançosuna göre payına düşen miktarı alır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ayrıldığı yıl olan 2012 yılında kooperatifin genel giderler toplamı belirlenmiş ise de hesaplamaya dahil edilmemesi gereken kalemler de dahil edilmiştir. Davacıya iadesi gereken meblağ, ödediği aidatların toplamı kadar olmayıp, yapılan toplam ödemeden ayrıldığı yıl sonu bilançosunda yer alan genel giderlerden davacıya isabet eden kısmın düşülmesinden sonra bakiyesidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının ihracının kesinleştiği yıla ilişkin bilançoda o yıl için yapılan genel giderlerin davacıya isabet eden kısmının indirilmesi gerekirken o yılın genel giderleri dışında tüm bilanço kalemleri dahil edilerek çıkma payı hesaplanmıştır.
Bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece, kooperatifin bilanço, gelir-gider cetvelleri celp edildikten sonra, davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgeleri ve tapu kaydı da (davacının tapusunu alıp almadığı) incetilerek bilirkişiden davacının çıkma payı alacağı ile ilgili, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.(Yargıtay 23. H.D.'nin 24.06.2015 tarih, 2015/3419 E. 2015/4836 K. Sayılı emsal ilamında da belirtildiği gibi) Bu durumda Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi uyarınca, esası incelemeden İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
1.) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.a.6 gereğince kabulü ile:
Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/322E., 2021/267K. sayılı 25/02/2021 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2.) Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine,
4.) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25/02/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...