Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

Hukuk Genel Kurulu         2025/163 E.  ,  2026/119 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1333 E., 2024/1420 K.
ÖZEL DAİRE KARARI: Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.07.2024 tarihli ve

2023/3469 Esas, 2024/4491 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile tazminat davasından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelendi:

I. ÖN SORUN

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden önce direnme kararına yönelik davacı vekilinin temyiz istemlerinin kesinlik sınırının altında kalıp kalmadığı hususu ön sorun olarak ele alınıp değerlendirilmiştir.

II. GEREKÇE

1.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 57, 341, 361, 362 ve ek 1. maddeleri.

2.Değerlendirme

1.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "İhtiyari dava arkadaşlığı" başlığını taşıyan 57. maddesinde; “Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:

a)Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması,

b)Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri,

c)Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması”, yine " İhtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu" başlığını taşıyan 58. maddesinde ise; "İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder" hükmü yer almaktadır.

2.Bu durumda, maddede açıkça sayılan dava konusu hak ve borcun ortak olması, birden fazla kişinin ortak bir işlem (örneğin sözleşme) ile borç altına girmiş olması, davanın birden fazla kişi hakkında aynı (veya benzer) sebepten doğmuş olması hâllerinde birden çok kimsenin birlikte dava açması olanaklı olduğu gibi, birlikte aleyhlerine de dava açılabilir. Maddede sayılan bu hâller dışında ihtiyari dava arkadaşlığından söz etmek mümkün değildir.

3.Birlikte dava açma hakkına sahip olanlar davalarını birlikte açmak zorunda değildirler. Bu kişilerden her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi, dilerlerse (isterlerse) birlikte de dava açabilirler. İşte bu son hâlde, davacılar arasında dava arkadaşlığı doğar; fakat bu, ihtiyari (isteğe bağlı) bir dava arkadaşlığıdır.

4.Davalılar arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı bakımından da durum böyledir. Örneğin alacaklı, müteselsil borçlulardan her birine karşı ayrı ayrı dava açabileceği gibi, isterse, müteselsil borçluların bir kaçına veya tümüne karşı birlikte dava açabilir. Bu son hâlde, davalı tarafta bulunan müteselsil borçlular ihtiyari dava arkadaşı durumundadır; yani, bunlara karşı birlikte dava açılması zorunlu değildir.

5.İhtiyari dava arkadaşlığında, dava arkadaşı sayısı kadar dava vardır; bu davalar, mahkemece birlikte görülür. Bu ise, zaman, emek ve masraftan tasarruf sağlar, tahkikat ve yargılamayı kolaylaştırır ve basitleştirir ve nihayet çelişik hükümler verilmesini önler (Baki Kuru, Medenî Usul Hukuku El Kitabı, C.1, 2. Baskı, Ankara 2021, s. 956).

6.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar; 3 61... . maddelerinde ise temyiz edilebilen ve temyiz edilemeyen kararlar hüküm altına alınmıştır.

HMK'nın 362. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca, “Miktar veya değeri kırkbin Türk Lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hakkında temyiz yoluna başvurulmaz. Hemen belirtilmelidir ki, kesinlik sınırı kamu düzeninden olup bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı; karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin, Bölge Adliye Mahkemesinin Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararını da kapsayacağında duraksama bulunmamaktadır.

7.6763 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen "Parasal sınırların artırılması" başlıklı ek 1. madde ile aynı Kanun'un 362/1-(a) maddesinde öngörülen kesinlik sınırı her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle belirlenmektedir. Anılan Ek 1. maddenin 2. fıkrasına göre, "... 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır". Buna göre direnme kararının verildiği 31.10.2024 tarihinde 6100 sayılı Kanun'un 362/1-(a) maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 378.290,00 TL’dir.

8.Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacılar vekili, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak tapu kaydının iptali ile miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, 1 37... parsel yönünden karar Özel Dairenin ilk bozma kararı ile kesinleşmiş, Bölge Adliye Mahkemesince 2 98... parsel sayılı taşınmaz bakımından direnme kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

9.Direnme kararına göre dava konusu 2 98... parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri 698.888,29 TL olup davacının miras payına isabet eden değerin ise 216.915,41 TL olduğu anlaşılmaktadır. Belirlenen değer HMK'nın 362/1-a ve ek madde 1 hükümlerine göre direnme kararının verildiği tarihte geçerli olan temyiz kesinlik sınırı altında kaldığından anılan karara karşı davacı vekili yönünden temyiz kanun yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün değildir.

10.Hâl böyle olunca davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin temyiz başvurusunun MİKTARDAN REDDİNE,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin direnme kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog