Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

Hukuk Genel Kurulu         2026/86 E.  ,  2026/121 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/1164 E., 2025/1686 K.
ÖZEL DAİRE KARARI: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.02.2025 tarihli ve

2024/3655 Esas, 2025/747 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile kabul edilen yönler bakımından İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı kadın yararına hükmedilen manevi tazminat yönünden direnilmiştir.

Direnme kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

A. Ön Sorun Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme kararının usulüne uygun olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe Değerlendirme

1.Bilindiği üzere, mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümler, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

2.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. maddesinin 3. bendinde ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.

3.Öte yandan, direnme kararları yapıları gereği, kanunun hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli kıldığı Yargıtay dairesinin denetimi sonucunda hukuka aykırı bularak, gerekçesini açıklamak suretiyle bozduğu bir yerel mahkeme kararının aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin iddiaları içerdiklerinden, o iddiayı yasal ve mantıksal gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak zorunda olduğu gibi, direnilen ve uyulan kısımları da kalem kalem net ve birbirine uygun bir biçimde içermelidir.

4.Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.12.2021 tarihli ve 2017/(6)8-1846 Esas, 2021/1669 Karar, 24.03.2022 tarihli ve 2021/12-861 Esas, 2022/385 Karar ile 17.05.2022 tarihli ve 2019/(21)10-62 Esas, 2022/637 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

5.Bu genel açıklamalar ışığında somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda “…kadın eş yararına 28.000 TL manevi tazminat ödenmesine…” karar verilmiş, karara karşı kadın eşin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu kabul edilerek “…kadın eş yararına 70.000 TL manevi tazminat ödenmesine…” karar verilmiştir.

Hükmün temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece; erkeğe yüklenen kusurlu davranışların kadının kişilik haklarını zedeler nitelikte olmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hükmün bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince önceki hükümde direnilerek “..kadın eş yararına 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine…” karar verilmiştir.

Dolayısıyla bozulan ilk karar ile direnme kararı arasında manevi tazminatın miktarı bakımından farklılık oluşturulmuştur.

6.Bu durumda Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte ortada usulüne uygun bir direnme kararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gereken, 6100 sayılı Kanun’un 2 94... . maddelerine uygun şekilde direnmeye esas karardaki gibi bir hüküm fıkrası oluşturmak ve buna uygun gerekçe yazmaktır.

7.Hâl böyle olunca direnme kararının usulden bozulmasına karar verilmelidir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog