Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

5. Hukuk Dairesi         2024/11159 E.  ,  2025/8670 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2016/616 Esas, 2024/218 Karar
DAVA TARİHİ: 11.11.2013
KARAR: Kabul

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle;

Mersin ili, .... ilçesi, ... köyü 1 02... parsel (ifrazla 1 02... parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kaydında taşınmazın 5.243,36 m²lik kısmının orman sınırları içerisinde kaldığına yönelik beyan bulunduğunu, bu kısmın kamulaştırılan alan içerisinde kalıp kalmadığına yönelik Mahkemece fen bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini, ancak her iki ihtimalde de müvekkillerinin tapu maliki olduğu gözetilerek tespit edilecek bedelin müvekkillerine ödenmesine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 15.10.2014 tarihli ve 2013/478 Esas, 2014/377 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Mahkemenin 03.10.2013 tarihli ve 2011/738 Esas, 2013/992 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazın tapu kaydında, Mersin Orman İşletme Müdürlüğü yazısı üzerine konulmuş "taşınmazın 5243,36 m²lik kısmı orman sınırları içinde kalmaktadır" şerhi bulunduğu, davacı idare tarafından 27.264 m² yüzölçümündeki 1 02... parsel sayılı taşınmazın 15.727,75 m²lik kısmının kamulaştırılmasına karar verilerek bu miktar için bedel tespit ve tescil davası açıldığı, bilirkişi raporunda kamulaştırılan kısmın 1.302,87 m²lik bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığından bahisle bu bölüm hakkında bedel hesaplanmadığı, Mahkemece bu rapor esas alınarak bedele hükmedildiği ve bu kısım hakkında idare adına tescil kararı verilmediğinin anlaşıldığı, tapu kaydında bulunan şerh nedeniyle ... davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra taşınmazın ilgili bölümü hakkında tapu iptal davası açılıp açılmadığı sorulup dava açıldığı takdirde bu bölümün mülkiyeti ihtilaflı hale geleceğinden 2942 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi uyarınca işlem yapılması, aksi takdirde mevcut tapu kaydı esas alınarak kamulaştırılan tüm taşınmaz bölümünün bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine karar verilmesi gerekirken Mahkemece hiçbir gerekçe açıklanmadan yazılı şekilde karar verilmesi ve dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde aynı kamulaştırma kapsamında kalan taşınmazların Dairece daha önce incelenen tespit ve tescil dava dosyalarında %20 oranında objektif değer artışı uygulanmış olup bu husus Dairece de adalet ve hakkaniyete uygun bulunduğu hâlde aynı özelliklere sahip dava konusu taşınmazda objektif değer artışı uygulanmayarak eksik bedele hükmedilmesi, bilirkişi raporunda taşınmazın (b) harfi ile gösterilen 4.288 m²lik bölümünde 2-4 yaşlarında fidan niteliğinde şeftali ağaçlarının bulunduğu belirtildiğinden dosyada bulunan 2013 yılı Mersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre maktu ağaç bedellerinin hesaplanarak bedelin tespiti gerekirken, bilirkişi kurulunca taşınmazın arazi niteliği ile tespit edilen değerine, fidan ve tesis bedeli karşılığı adı altında 4,00 TL/m² ilave edilmek suretiyle hesaplanan kamulaştırma bedelinin hükme esas alınmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, münavebeye alınan ürünlerin verim ve fiyat verilerinin yüksek, maliyetlerinin düşük alındığını, taşınmaz için tespit edilen kapitalizasyon faiz oranının düşük olduğunu, yöre gerçeklerini yansıtmadığını, dava konusu taşınmaz için uygulanan objektif değer artışı oranının yüksek olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, müvekkili idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

2.Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kapitalizasyon faizinin %4 oranında, objektif değer artış oranının ise en az %100 oranında uygulanması gerektiğini, davanın 8 yıl sürmesinin nedeninin ... tarafından açılan davanın sonucunu beklemek yerine 2942 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi hükümlerinin uygulanmaması olduğunu, böylece yargılamanın uzadığını müvekkillerinin mağdur olduğunu, aynı şekilde kararla birlikte fark kamulaştırma bedelinin ödenmesine hükmedilmişse de bankanın bu hususta açıklama istemesi nedeniyle müvekkillerine ödemenin ancak karardan üç ay sonra yapılabildiğini, bu konuda müvekkillerine atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağı kuralının gözetilmediğini, dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasından arta kalan kısmında meydana gelen değer azalışının dikkate alınmadığını, bu nedenle kamulaştırma bedeline dava tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı üzerinden faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2.Değerlendirme

1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1.Bir kısım davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Davacı idare vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan "dava tarihinden" ibarelerinin hükümden çıkartılması, yerlerine ayrı ayrı "davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasına denk gelen 12.03.2014 tarihinden" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, bir kısım davalılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

29.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Bir kısım davalı vekillerinin 20.09.2024 tarihli; “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve "dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması,” diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Mersin 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesinin; "dava tarihinden Mahkemelerinin karar tarihlerine kadar faiz işletilmesine ilişkin” kararında olduğu gibi)” gerekmektedir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun "Düzeltilerek Onanma Kararı”na ve faizle ilgili 2 No’lu "Değerlendirme” görüşüne, açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz.29.05.2025

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog