5. Hukuk Dairesi 2024/9999 E. , 2025/8672 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava konusu Bursa ili,... ilçesi, ...Mahallesi 1 02... parsel sayılı taşınmazı davalı ...'den 19.12.2004 tarihinde 20.500,00 TL'ye satın aldığını, davalının söz konusu yeri Hazinenin satış ihalesi sonucu edindiğini, müvekkili şirketin taşınmazda bulunan kalker madenini çıkarmak ve işlemek amacı ile ilgili kurumlara başvurarak ruhsat aldığını ve yatırım yaptığını, yatırımlarını bitirmesi akabinde ...köyü tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında taşınmazın mera kaydı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini ve bu kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, böylece müvekkili adına kayıtlı taşınmazın müvekkili uhdesinden çıktığını, müvekkilinin söz konusu taşınmazı asfalt yapımında kullanılan kalker madeninin kalitesinin ve rezervinin iyi olması sebebiyle edindiğini, müvekkilinin yaptığı yatırımdan sonuç alamadığını ve zarara uğradığını, bu kapsamda taşınmazın bedeli olan 20.500,00 TL'nin ve yapılan yatırım bedeli 1.000,00 TL'nin, leasing aracılığı ile kullanılmasından kaynaklanan faiz giderleri 1.000,00 TL'nin ve çalışmadığı süreler içerisinde mahrum kaldığı bedel olan 1.000,00 TL'nin davalı ...'den satın alınma tarihi olan 19.12.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal ve reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4 üncü maddesi uyarınca meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, kullanım hakkının bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olduğunu, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tarafların aldıklarını iade etmekle yükümlü olduklarını, davacının taşınmaz üzerine yaptığını iddia ettiği sabit yatırımları sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyemeyeceğini, davacının ödediğini ve iddia ettiği faiz giderlerinin ve mahrum kaldığı kârı talep etmesinin hukukî dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, benzer davalara ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 03.03.2008 tarihli kararını emsal göstererek yargı yerinin bu tür davalarda idari yargı olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.06.2015 tarihli ve 2014/27 Esas, 2015/414 Karar sayılı kararı ile leasing yatırımına dayalı olarak faiz giderlerinden kaynaklı talebin feragat nedeniyle reddine, taşınmaz bedeli, yatırım bedeli ve yoksun kalınan kâr taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 02.06.2015 tarihli ve 2014/27 Esas, 2015/414 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; somut olayda davacının dava dilekçesinde taşınmazın gerçek değerini talep etmediği, taşınmazı satın alırken ödediği bedelle birlikte taşınmaza kurduğu tesisler nedeni ile yatırım bedelini ve mahrum kaldığı kârı istediği, Mahkemece taşınmazın gerçek değerini belirlemeye yönelik bir araştırma yapılmadığı, davacının taşınmazı satın aldığı tarihteki bedelin dava tarihinden işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine, taşınmaz üzerindeki yapı ve tesislerin bilirkişiler aracılığı ile belirlenen bedeline ve davacının mahrum kaldığı kârın ödenmesine karar verildiği, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak açılan bu davada davacının talep edebileceği zararın, taşınmazın mülkiyetini kaybettiği tarih itibari ile taşınmazın gerçek değeri olduğu, bu durumda Mahkemece yapılacak inceleme ve araştırma ile öncelikle taşınmazın niteliği belirlenerek arsa olduğu belirlendiği takdirde emsal metodu kullanarak, arazi olduğu belirlendiği takdirde gelir metodu kullanarak taşınmazın değerinin tespiti, taşınmazın üzerinde bulunan yapıların değerlerinin bu değere eklenmesi ama sonuçta davacının talebi ile bağlı kalarak karar verilmesi gerektiği, açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı bulunduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 26.06.2018 tarihli ve 2017/335 Esas, 2018/156 Karar sayılı kararı ile leasing yatırımına dayalı olarak faiz giderlerinden kaynaklı talebin feragat nedeniyle reddine, taşınmaz bedeli ile yoksun kalınan kâr taleplerinin taleple bağlı kalınarak kabulüne ve yatırım bedeli talebinin kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 26.06.2018 tarihli ve 2017/335 Esas, 2018/156 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; leasing yatırımına dayalı faiz istemi yönünden feragat nedeniyle davanın reddi ile inşaat, makina montaj ve demontaj, elektrik bedeline hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak davalı tarafından dava konusu taşınmazın kalker madeni üretimi yapılan maden ocağına ait işletme ruhsatı ve işletme izni sınırları içerisinde kaldığı ileri sürüldüğünden, Mahkemece mahallinde Maden ve Jeoloji Mühendisinin de katılımı ile oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak, davalıca dosyaya sunulan işletme ruhsatı ve krokileri taşınmaza uygulanıp taşınmazın ruhsat sahasında kalıp kalmadığı ve maden üretimine elverişli olup olmadığı araştırılarak, ruhsat sahası içerisinde kalıyor ve maden üretimine elverişli ise taşınmaza maden sahası olarak değer biçilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve davacı yararına yoksun kalınan kâr nedeniyle tazminata hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ilee leasing yatırımına dayalı olarak faiz giderlerinden kaynaklı talebin feragat nedeniyle reddine, yoksun kalınan kâr talebinin esastan reddine, taşınmaz bedelinin taleple bağlı kalınarak kabulüne ve yatırım bedeli talebinin kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda uydu görüntülerine göre bazı yapıların komşu taşınmazlarda kaldığı belirlendiği hâlde, hükmedilen tazminat bedeline ilave edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarının yüzeysel ve soyut olup, davacı şirketin yaptığı harcamalara ilişkin faturaların gözetilmediğini, yasal faiz başlangıç tarihi olarak ıslah tarihinin alınması gerektiğini, değer tespit edilirken dava tarihi yerine mera sınırlandırılması kararının kesinleştiği tarihinde esas alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2.Değerlendirme
1.Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dosya kapsamında yer alan 02.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın tamamının işletme ruhsatı alanı içinde olduğu belirtildiği hâlde, aynı raporda yer alan krokide taşınmazın bir kısmının işletme ruhsatı alanı dışında kaldığı anlaşıldığından öncelikle Maden ve Jeoloji Mühendislerinin de yer aldığı bilirkişi kurulundan yeniden alınacak ek rapor ile kroki üzerinde 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamında işletme ruhsat alanı, işletme izin sınırı ve dava konusu taşınmazın konumu çakıştırılmak suretiyle gösterilerek söz konusu çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre işletme izin sınırı içinde kalan kısma maden gelirine göre, işletme izin sınırı dışında kalan kısma ise arazi olarak değer biçilmelidir.
3.Söz konusu çelişki giderilmeden, dava konusu taşınmazın tamamının işletme ruhsat alanında kaldığı kabul edilmek suretiyle dava tarihi olan 23.03.2007 tarihi ile Dairemizin 03.11.2021 tarihli bozma kararı arasında taşınmaz üzerindeki maden üretim tesisinden elde edilecek üretim geliri hesabının yapılması doğru olmamakla birlikte, bu hesaplamayı içeren 02.01.20 23... .10.2023 tarihli raporlardan hangisinin hükme esas alındığı gerekçede belirtilmeksizin taleple bağlı kalınmak suretiyle taşınmaz bedeline hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
4.Bu kapsamda, dava konusu taşınmazın maden ocağı işletme izin sınırı içinde kalan kısmına, değerlendirme tarihi olan 23.03.2007 tarihi itibarıyla yıllık net gelirinin kapitalizasyon faizine bölünmesi suretiyle değer biçilmesi gerekmektedir.
5.O hâlde, dava konusu taşınmazdan çıkarılan kalker madeninin metreküp fiyatı, ortalama miktarı ile metreküpteki ortalama masraflarına ilişkin resmî verileri Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü vs. yerlerden getirtilip, kapitalizasyon faizi de uygulanmak suretiyle denetime elverişli rapor alınarak maden geliri esasına göre, arta kalan kısma da arazi olarak değer biçilmesi gerektiği düşünülmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.