Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

Hukuk Genel Kurulu         2025/819 E.  ,  2026/160 K. "İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) EK KARAR TARİHİ : 26.09.2025

SAYISI: 2025/100 E., 2025/118 K.

1.Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ek kararla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

2.Ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

3.Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi

4.Davacı adli yardım talepli dava dilekçesinde; FETÖ’nün Tokat ilindeki adliye yapılanmasının ortaya çıkarılması için yaptığı çalışma sırasında hakkında ceza davası açıldığını, bu davanın ilk duruşmasında mesleki yeterliliğe sahip olmayan hâkimin çalışmalarını sabote etmeye yönelik eylem ve davranışları nedeniyle reddi hâkim talebinde bulunduğunu, ancak talebinin Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildiğini, ilgili ceza hâkimleri ile savcının bu haksız eylem ve işlemleri nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Özel Daire Kararı

5.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından tensiben yapılan inceleme sonucunda 25.06.2025 tarihli ve 2025/100 Esas, 2025/118 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, ceza yargılamasına ilişkin görülen davada yapılan işlemler ve verilen kararlar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Dava şartı niteliğindeki görev sorunu, kendiliğinden ve öncelikle irdelenmeli ve ön inceleme aşamasında bu konuda bir karar verilmelidir. (HMK m.114, m.115 ve m.138) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile eklenen ek 3. fıkrasında "...Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir." hükmü yer almakta olup, 142. maddesi ile de bu davalarda zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinin yetkili olduğu düzenlenmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında mahkememiz görevsiz olduğundan aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçe uyarınca;

1.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6545 sayılı Yasa'nın 70. maddesi ile değişik 1 41... . maddeleri ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava dilekçesinin mahkememizin görevsizliği sebebiyle USULDEN REDDİNE,

2.Karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine, talep edilmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,

3.Adli yardım talebi hususunda incelemenin görevli mahkemece yapılmasına,

4.Verilen kararın niteliği dikkate alındığında para cezası tayinine yer olmadığına,…” karar verilmiştir. Özel Daire Ek Kararı

6.Özel Daire kararı taraflara tebliğ edilmiş, kararın süresi içinde taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine 26.09.2025 tarihli ek karar ile; “…Dairemizin 25/06/2025 günlü asıl kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6545 sayılı Yasa'nın 70. maddesi ile değişik 1 41... . maddeleri ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava dilekçesinin mahkememizin görevsizliği sebebiyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kararın taraflara tebliğ edildiği ve kararın temyiz edilmemesi üzerine 09/09/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler” başlıklı 20/1. maddesinde “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.” hükmünü içermektedir. Dosya kapsamından görevsizlik kararının 09/09/2025 tarihinde kesinleştiği ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi hususunda talepte bulunulmadığı anlaşılmakla yukarıda belirtilen düzenleme uyarınca davanın açılmamış sayılmasına ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçe uyarınca;

1.6100 sayılı HMK.nun 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,

2.Alınması gerekli 615,40 TL maktu harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,

3.Davanın adli yardımlı açılmış olması nedeniyle HMK'nın 335/1. maddesi uyarınca yargılama giderlerinden geçici koruma sağladığından hazineden karşılanan 2 adet tebligat gideri olan 420,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,…” karar verilmiştir. Ek Kararın Temyizi

7.Ek karar süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir. II. ÖN SORUN

8.Özel Dairece verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın, davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi karşısında, davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı, adli yardım talebinin yerinde olmadığına karar verilmesi hâlinde temyiz harç ve giderlerinin tamamlattırılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.

III. GEREKÇE

9.Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411).

10.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler” hükmünü içermektedir.

11.Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir.

12.Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419).

13.Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmaması için taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu özenle incelenmelidir.

14.Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus 6100 sayılı Kanun’un 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir.

15.Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir.

16.Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir.

17.Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2427).

18.Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine sunduğu adli yardım talepli dava dilekçesinde, yargılandığı ceza davasındaki hâkimin tutumu ve reddi hâkim talebi üzerine Ağır Ceza Mahkemesi hâkim ve savcıları tarafından verilen karar nedeniyle zarar gördüğünü ileri sürerek 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş ise de Özel Dairece tensiben görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmesi ve taraflardan birinin dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için talepte bulunmaması üzerine ek karar ile HMK’nın 20. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Davacı verilen ek kararı adli yardım talepli olarak temyiz etmiş ise de davacının temyiz dilekçesinde kendi talebi üzerine muhtarlık tarafından verilen fakirlik belgesi dışında temyiz harç ve giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin başka bir belge sunmamıştır.

19.Diğer yandan, Özel Dairece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden kanun yoluna başvururken ödenecek harçların maktu nitelikte olduğu, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı gözetildiğinde davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.

20.Hâl böyle olunca, davacının adli yardım talebi, 6100 sayılı Kanun’un 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

21.Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde 6100 sayılı Kanun’un 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir.

IV. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacının adli yardım talebinin REDDİNE,

2.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE,

11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog