T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü, Davacının Gerçek Hak Sahipliğinin Tespiti davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin “...” markası ile yiyecek içecek, restoran ve turizm işletmeciliği sektöründe faaliyet gösterdiğini, “...” markasının yıllardır müvekkili tarafından kullanılan, müvekkili ve müvekkilinin yemek tarifleri, yiyecek içecek, restoran ve turizm işletmeciliği faaliyetleri ile özdeş müvekkile ait bir marka olduğunu, müvekkilinin “...” markası ile bugüne kadar yüzlerce show unsurları da barındıran yemek tarifi paylaşmış olduğunu, müvekkilinin özellikle Arap Ülkeleri’nde fenomen olup, müvekkilinin 2021 yılından beri Türkiye’ de ... İşletmeciliği Turizm Yatırımları Pet. Ve Pet. Ürün. San. Tic. Ltd. Şti. İle birlikte yiyecek içecek, restoran ve turizm işletmeciliği alanında ticari faaliyet gösterdiğini, davalının “ ...” ibareli 13.05.2022 başvuru tarihli ... numaralı 43 ve 35. sınıflardaki marka tesciline ve davalıya vakıf olduğunu, müvekkilinin “...” markası üzerinde eskiye dayalı gerçek hak sahibi iken davalının kötü niyetli ve haksız şekilde “ ...” ibareli 13.05.2022 başvuru tarihli 43. sınıftaki marka tescili sebebi ile müvekkilinin yıllardır çabalayıp var ettiği markasının tescilini almasının mümkün olamadığını, açıklanan nedenlerle, SMK 6/3,6/9 ve ilgili yasa hükümleri uyarınca davalının “ ...” ibareli 13.05.2022 başvuru tarihli .... numaralı markasının 43. Sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve TPMK sicilinden terkinine, davalı, hakkı olmadığı halde “...” ibareli marka tescili yapmakla, bu marka tesciline dayalı olarak müvekkilinin TPMK nezdindeki marka tescil müracaatlarına itiraz etmekle muarazaya sebebiyet verdiğinden, müvekkilinin “...” ibareli marka üzerinde hak sahibi olduğunun tespitine, muarazanın menine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın konusu önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği nedeniyle markanın hükümsüzlüğü olduğundan ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı tarafın, müvekkili şirketin başvuru tarihi olan 13.05.2022 tarihinden önce markayı kullandığını ispat etmek için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapmış oldukları başvuruya değinmişlerse de kayıtlara bakıldığında başvurunun 19.01.2023 tarihinde yani müvekkili şirketin marka başvuru tarihinden daha sonra yapıldığının görüldüğünü, davacı tarafın gerçek hak sahipliği iddiasını delillendirmek için ayrıca sosyal medya hesaplarını delil olarak göstermiş olduğunu, bu kullanımların müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu ve bu hususta hukuki ve cezai yollara başvurmak, karşı dava açmak haklarını saklı tuttuklarını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu kullanımların önceki kullanım olarak değerlendirilmesi ihtimalinde dahi bu iddiaların işbu dava yönünden haksız olduğunu, yerleşik yargı içtihatlarına göre gerçek hak sahibi markayı tescil sahibinin başvurusundan önce Türkiye'de kullanması gerektiğini, sunulan bu delillerin markanın Türkiye'de müvekkili şirketin tescil başvuru tarihi öncesinde kullanıldığı iddiasını desteklemediğini, bir an için bu iddialar kabul edilecek olsa dahi sosyal medya üzerinden paylaşım yapma etkinliği 35. ve 43. kodlar kapsamında bir markasal kullanım olarak değerlendirilemeyeceğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davalı adına kayıtlı .... tescil numaralı markanın sicil kayıtları celp olunmuştur.
Davacı vekilinin tespit talebi dolayısıyla dosya, tensiben bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 25/06/2024 tarihli raporlarında; "Davacı ... tespit talepleri çerçevesinde internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında gerekli incelemelerin yapıldığı, erişilen bilgilere raporumuzun içerisinde yer verildiği, sosyal medya paylaşımları her ne kadar fazlaca takipçi ve izlenme sayılarına erişmiş ise de, davacı ... ilgili faaliyetlerinin ülkemiz dışında gerçekleştirildiği, yine ilgili faaliyetlerin yemek yapma videolarının paylaşımından ibaret olduğu, bu eksende davalı ... ait markanın tescilli olduğu hizmetler bakımından ülkemiz sathında davacı ... davalı ... karşı gerçek hak sahibi olduğunun anlaşılamadığı, Davalı ... dava konusu markasının SMK 6/3 hükmü gereği hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, ancak süreç bakımından taraf delil ve beyanlarının toplanması ile kati kanaate erişilebileceği, Davalı ... marka başvurularında kötüniyetli olduğunun dosya münderecatından anlaşılamadığı, ancak verilen bilgiler doğrultusunda dosya münderecatından davalı ... kötü niyetli olduğunun anlaşılamadığı, ancak davacı ... ülkemizin dışında gerçekleştirdiği faaliyetler ile ciddi sayıda takipçi ve izlenme sayılarına ulaştığı hususları göz önünde bulundurulduğunda konu hakkında nihai takdirin yalnızca Mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.
Davacı vekilinin tespit raporuna itirazlarının değerlendirilerek ek rapor tanzimi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişiler 09/09/2024 tarihli ek raporlarında; "kök rapordaki görüş ve kanaatlerinin devam ettiği" hususlarını bildirdikleri görülmüştür.
Dosya, davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının "..." esas unsurlu markalarda önceye dayalı gerçek hak sahibi olup olmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 26/08/2025 tarihli raporlarında; "Hükümsüzlüğü talep edilen .... tescil no.lu markasının 35 ve 43. sınıfta davalı adına tescil edilmiş olduğu, Gerçek hak sahipliği iddiasında bulunan davacının bu iddiasını ispat amacıyla 01/05/2021 tarihli ORTAKLIK VE LİSANS PROTOKOLÜ ibraz etmiş olduğu, Protokolün delil olma niteliğinin Mahkemenin takdirinde olduğu, ancak Türkiye’de tescilsiz markasal kullanımda marufiyet şartını sağlamak bakımından bu protokolün tek başına yeterli kabul edilemeyeceği -gerçek hak sahipliğini ispat eder başkaca bir delil sunulmadığı göz önüne alındığında- gerekçesiyle SMK m. 6/3’e dayalı hükümsüzlük koşullarının olmadığının kabul edilebileceği, Davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğunu (markaları yedekleme, şantaj vs. amaçlarla tescil edildiğini) gösterir bir delil sunulmamış olmakla birleşen davada SMK m. 6/9’a dayalı hükümsüzlük koşullarının olmadığı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Dava, davalıya ait .... tescil numaralı 35 ve 43.sınıflarda tescilli "...." markasının SMK 6/3 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü ve davacının "..." esas unsurlu markalarda önceye dayalı gerçek hak sahipliğinin tespiti talebine yöneliktir.
SMK temel olarak tescil sistemini benimsemiş ise de 6/3.maddesinde bu kurala bir istisna getirerek tescilden önce de kullanım yoluyla marka üzerinde hak sahibi olunabilmesine imkan tanımıştır. Buna göre; "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak ede edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir."
Önceye dayalı kullanım belirlenirken dikkat edilmesi gereken hususlar markasal kullanımın tarihinin tescil yahut rüçhan tarihinden önceye dayanması, bu kullanım sonucu markanın tanınmışlık düzeyine ulaşmasa da belirli bir bilinirlik seviyesine ulaşması ve ülkesellik ilkesi çerçevesinde kullanımın Türkiye'de olmasıdır.
Davacı taraf, 43. sınıfta “yiyecek-içecek hizmetleri” alanında “...” ibaresini markasal olarak ilk kendisinin kullandığını, gerçek hak sahibi olduğunu iddia etmektedir. Davacının Türkiye'de tescilsiz markasal kullanımıyla ilgili bu iddiasının ispatı amacıyla; delil olarak sunduğu https://.... adlı web sitesi, https://... Hesabı, https://... Hesabı, https://... Hesabı, https://.... Hesabı bilişim uzmanı bilirkişi tarafından incelenmiş olup, linklerde "..." ibaresine yer verildiğinin tespiti yapılmış, yine davacı delillerinden tarihsiz restoran fotoğrafları ve sunulan 01/05/2021 tarihli Avukatlık ve Lisans Protokolü incelenmiş olmakla protokolde dava dışı şirketin restoran işletmesinde davacıya ait "..." markasını tarif ve menülerinde kullandığının tespit edildiği, ancak Türkiye’de tescilsiz markasal kullanımda marufiyet şartını sağlamak bakımından bu protokolün tek başına yeterli kabul edilemeyeceği bilirkişiler tarafından değerlendirilmiş olup,
Mahkememizce bu değerlendirmeye iştirak edilmiş olup, davacı tarafından gerçek hak sahipliğini ispata yarayacak başkaca bir delil sunulmadığı dikkate alınarak davacının gerçek hak sahipliğine yönelik davasının sübut bulmadığı ve dolayısıyla SMK m. 6/3’e dayalı hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede;
Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Bu nedenle davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığından bu iddianın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1.Davacının hükümsüzlük ve gerçek hak sahipliğine yönelik davasının REDDİNE,
2.Alınması gereken 732,00 TL harçtan, davacı tarafça yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3.Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafça yapılan 1.170,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/02/2026 Katip ...
Hakim .