Yargıtay
- Mahkeme
- Yargıtay
- Esas No
- 2024/492
- Karar No
- 2026/217
- Karar Tarihi
- 24.03.2026
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında tutulan cari hesaptan kaynaklanan 64.515,00-TL alacağının bulunduğunu, alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesinde açılan 2024/... esas sayılı icra dosyası olduğunu, davalı tarafın borçlu olmadığını beyan ettiğini ve takibe itiraz ettiğini, borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, ilgili icra dosyasına ödeme belgesi sunmadığını ve dosyaya açıklama getirmediğini, arabuluculuğa gidildiğini ve anlaşamama ile sonuçlandığını, alacağın konusunun para olduğunu, alacağın rehinle teminat altına alınmadığını, alacağın vadesi geldiğini ve muaccel olduğunu, davalının dava değeri üzerinden menkul, gayrimenkul ve 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının haczini ve davanın kabulü ile .... İcra Dairesinde açılan 2024/... esas sayılı icra dosyasında takibin devamını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 22.01.2024 hizmet tarihi başlangıçlı hazır yemek sözleşmesinin mevcut olduğunu, ancak davacı şirket tarafından hazır yemek teslimine ilişkin ticari ve hukuki sorumluluğunu kusurlu ve eksik şekilde ifa ettiğini, davacı tarafça müvekkili şirkete kesilen faturaların yemek hizmetine ilişkin olduğunu, söz konusu yemek hizmetinin yemeklerden sağlığa aykırı yabancı madde çıkması sebebi ile sözleşmeye uygun şekilde gereği gibi ifa edilmediğini, müvekkili şirket tarafından bu durumun davacı şirkete de bildirildiğini belirterek; davacı tarafından yersiz ve yasal mesnetten yoksun iddialarla açılmış bulunan davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, davacı tarafın tazminat talebinin reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce bilirkişi raporu alınmış dosya arasına konulmuştur. Dava: Ticari Satımdan Kaynaklanan İtirazın İptali İstemine İlişkindir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/.... sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamsız takip yapıldığı, örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya 28.02.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 23.02.2024 tarihinde borca itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafından 05.03.2024 tarihinde arabuluculuk müessesine başvuru yapıldığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlık; davacının edimini yüklendiği yemek hizmeti neticesinde davalı tarafça yapılan sözleşmeden kaynaklı olarak, davalıdan cezai şart ve fatura alacağına ilişkindir.
Tacirler arasındaki alım-satım sözleşmesinin ayıplı ifasına ilişkin TTK. m. 23/1-c hükmüne göre: “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır”. TTK. m.23/1-c hükmü esasında, ayıplı ifa halinde, ihbar yükümlülüğü sürelerini düzenleyen bir hükümdür. Bu madde kapsamında ayıplar bakımından üçlü bir ayrım yapılmaktadır: Teslim sırasında belli olan yani açık ayıplar, denetim (muayene) sonucu ortaya çıkan ayıplar ve gizli ayıplar. TTK. m. 23/1-c gizli ayıplar bakımından TBK. m. 223/2 hükmüne yollama yapmaktadır. Ayıp ihbarları TTK. m. 18/3 hükmünde öngörülen ihtar ve ihbarlar kapsamında olmadığından herhangi bir şekle tabi değildir (Hüseyin Ülgen/Ömer Teoman/Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen/Arslan Kaya/N.Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2006, n. 753; Son İçtihatlar Dergisi, 1967, S. 228, s. 71). Gerçekten de Yargıtay'ın 01.12.1972 gün ve 4894/5113 sayılı kararında da bu durum “ayıp ihbarı olaya ilişkin bulunduğundan her türlü delille ispat edilebilir...” şeklinde açıkça ifade edilmiştir (Batider, C. VHL, S. 2, s. 176).
Davalı tarafından sunulan whatsapp yazışmalarından; 22/01/2024 ve 23/01/2024 tarihlerinde yemek hizmeti alındığı esnada yemeklerden çıkan sağlığa aykırı ve yabancı maddelerin fotoğraflanarak davacı şirket çalışanı ... isimli kişiye bildirildiği görülmektedir. Yine davacının da kabulünde olan, davalı tarafından gönderilen ve davacı tarafından sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiğine dair delil olarak 25.01.2024 tarihli e-posta ile yemekte envai çeşit problem çıktığı gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiği bildirilmiştir. Burada çalışan ...e watsaptan, ...@... adresine e-posta yoluyla gönderilen ayıp bildirimleri HMK. m. 199 hükmü uyarınca elektronik yazışmaların belge niteliğinde oldukları da dikkate alındığında, davacının anılan tarihlerde yemek hizmetini ayıplı olarak ifa ettiği, ayıp ihbarının da zamanında yapıldığı sonucuna varılmaktadır. Aksinin kabulü aşırı şekilcilik doğuracak olup, hakkın kötüye kullanılması mahiyetine bürünür.
Taraflar arasında imzalanan 22.01.2024 tarihli Yemek Hizmet Sözleşme maddelerine göre, davacı tarafça günlük yemek hizmet bedeli tutarı KDV dahil 3.975,00-TL olup, dava konusu edilen uyuşmazlık, iki gün yemek hizmet bedeli tutarı 7.950,00-TL ile günlük yemek hizmet bedelinin 15 katı tutarına denk gelen haksız fesih nedeniyle davalının ödemekle yükümlü kılındığı cezai şart bedeli 59.625,00-TL talep edilmiştir. Öncelikle iki günlük yemek hizmet bedeli tutarı 7.950,00-TL yönünden inceleme yapılacaktır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinde de “yemeklerden sağlığa aykırı yabancı maddelerin çıkması halinde, cezai şart uygulanır. Yani içinde yabancı madde çıkan servisin toplam bedelinin %20'si o günkü faturaya iskonto olarak yansıtılacaktır. ... tarafından bu gibi zararların tazmini için "3. Kişi mali sorumluluk sigortası" yaptırılmıştır. ... bu hususta ortaya çıkabilecek muhtemel zararlardan sadece iş bu sigorta şirketinin karşılayacağı tazminat bedeli kadarından sorumludur. ... bu bedelin üzerindeki hiçbir zarardan sorumu değildir. Taraflar bu hususu peşinen kabul ve taahhüt ederler” hükmü yer almaktadır. Davacının ayıplı ifa edilen hizmete ilişkin yemekleri kullanmadığına ilişkin bir delil sunulmamış olup, davalı taraf dava konusu yemeği kullanıp iade etmemekle birlikte, tarafların tacir olduğu ve basiretli tacir gibi davranma yükümü karşısında sözleşme hükmü muteber addedilmiş olup, sözleşme gereği %20 oranında mahsup ile birlikte hizmet verilen iki günlük yemek bedeli 7.590.00 TL'lik fatura bedeli için 6.072,00-TL bedeli davacı taraf talep edebilecektir.
Davacının diğer bir talebi sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi sonucu cezai şart tazminatı yönünden değerlendirmeye geçilmiştir. Taraflar arasındaki "Sözleşmenin feshi" başlıklı 13. maddesinde “Alıcı hiç bir nam ve suret ile 15 gün öncesinden haber vermeden yemek hizmetine son veremez, aksi takdirde 15 günlük yemek bedelini cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder” hükmü mevcuttur. Davalının fotoğraflarla desteklenen ve elektronik yazışmalar ışığında davacıya bildirilen ayıplı yemek hizmetine ilişkin sözleşmenin devamının davalıdan istenmesi hakkaniyete aykırı olacaktır. Bu nedenledir ki, sözleşmenin derhal değil de, 15 gün sonra önel verilerek feshedileceğine ilişkin içeriğe dayanılarak davalının cezai şart ile mükellef kılınması hukuka aykırı olacaktır. Bu nedenle sözleşmenin devamı kendisinden beklenmeyecek davalı tarafa 15 gün daha sözleşmeyi devam yükümü kılınarak cezai şarta mahkum edilmesi hukuken korunmayarak davacının cezai şart tazminatına ilişkin talebinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirlenen açıklamalar ışığında alacağın likit olmayışı (davacı talebi yönünden ) ve kötü niyetin ( davalının talebi yönünden ) bulunmayışı karşısında tarafların tazminat taleplerinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; davalının ....İcra Müdürlüğü 2024/.... Sayılı dosyasına yaptığı itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 6.072,00-TL asıl alacak olacak şekilde aynı koşullarda DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE
Tazminat taleplerinin reddine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın peşin yatırılan 779,18-TL harçtan mahsubu ile bakiye 47,18-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre 333,72-TL'sinin davalıdan kalan 3.266,28-TL'sinin ise davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, Davacı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 6.072,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan peşin harç ve başvuru harcı olmak üzere toplam 1.159,60-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından 22.135,00-TL bilirkişi, tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere yapılan yargılama giderinin red ve kabul durumu nazara alınarak 2.051,91-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran taraflara iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/03/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)