Esas No
E. 2024/360
Karar No
K. 2026/257
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Aramaya Dön
YEREL HUKUK MAHKEMESI

Yerel Hukuk Mahkemesi

E. 2024/360 K. 2026/257 T.
Karar Sonucu KABULÜNE
Resmî Atıf Yerel Hukuk Mahkemesi, E. 2024/360, K. 2026/257, T. 17.03.2026
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yerel Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/360
Karar No
2026/257
Karar Tarihi
17.03.2026
Karar Sonucu
KABULÜNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C.

İSTANBUL

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/360 Esas
KARAR NO: 2026/257
DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/10/2018
KARAR TARİHİ: 17/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava 03/10/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen sözleşme ile müvekkilinin, davalı şirket acentesi olarak faaliyete başladığını, bu kapsamda müvekkili tarafından davalının nam ve hesabına poliçelerin tanziminde aracılık yapıldığını, sözleşmenin feshine kadar davalıya portföy kazandırıldığını, .... Noterliği’nin 28/12/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı Fesihnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, davalı tarafından fesih sebebi olarak müvekkilinin hedeflere uymamasının gösterildiğini, ancak T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan genelge kapsamında davalının bu durumu gerekçe gösteremeyeceğini, sözleşme boyunca müvekkili tarafından davalıya kazandırılan sigortalılar sebebi ile TTK 122. maddesi uyarınca müvekkilinin denkleştirme tazminatı talep etme hakkının bulunduğunu beyanla neticeten fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 10.000,00.-TL’lik denkleştirme tazminatının, acenteliğin fesih tarihinden itibaren reeskont faizi, masraf ve ücreti vekaletle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.

Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu 15.11.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 16/06/2014 tarihinde bir Acentelik Sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşme ile davacının, müvekkili acentesi olarak tayin edildiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak görülemeyeceğini, sözleşmenin sona ermesinin akabinde davacı tarafından kendine ait olduğu iddia edilen müşterilerden sadece 24 tanesinin toplamda 26 adet poliçe yaptırdığını, bir an için müvekkilinin davacı portföyünden yararlandığı düşünülse dahi davacının yalnızca işbu 26 poliçe yönünden talepte bulunabileceği, sözleşmenin feshinde, sözleşmede belirtilen 3 aylık fesih ihbar süresine uyulduğunu ve bu nedenle haksız fesih halinin söz konusu olmadığını, taraflar arasındaki acentelik ilişkisi kapsamında taraflarca kararlaştırılan hedeflere davacı tarafından uyulmadığını ve davacının sürekli hedeflerin altında kaldığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmenin davacının kusuru sebebi ile haklı olarak feshedildiğini, bu nedenle davacı tarafından herhangi bir portföy tazminatında bulunulamayacağını, huzurdaki davada denkleştirme tazminatı şartlarının oluşmadığını, davacının iddiasının aksine sözleşmenin feshinin akabinde davacının müşterilerinden kaynaklı olarak müvekkilinin herhangi bir menfaat sağlamadığını, davacı tarafından talep edilen faizin de haksız olduğunu beyanla neticeten davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesi talep etmiştir.

Mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra;"... Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen icra dosyası, davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor, ek rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; Huzurdaki dava taraflar arasında 16/06/2014 tarihli bir Acentelik Sözleşmesi akdedildiği görülmektedir. Sözleşmenin konusu: “...’nın faaliyette bulunduğu ve vekâletname ile belirlenen sigorta dallarında Acentenin yapacağı sigorta aracılık işlemlerini düzenlemek.” şeklindedir.

Davalı tarafından davacıya .... Noterliğinin 20/09/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Feshih İhbarı’nda bulunulduğu ve: “taraflar arasında akdedilen 16/06/2014 tarihli acentelik sözleşmesinin, işbu ihtarnamenin tarafınıza tebliğ tarihinden itibaren geçecek 3 ayın sonunda feshedileceği.” şeklinde ihtarnamede bulunulduğu görülmektedir. 3 aylık sürenin akabinde .... Noterliğinin 28/12/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı AZİLNAME’si ile davalı tarafından taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki ticari ilişki süresince, davacı tarafından davalıdan kazanılan komisyon tutarlarının davacı defterlerindeki karşılığının aşağıdaki tablodaki gibi olduğu görülmektedir. Buna göre davacı, davalıdan toplam (58.487,13 + 105.231,66 + 179.504,14 + 49.203,80 =) 392.426,73-TL komisyon kazanmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişki süresince, davacı tarafından davalıdan kazanılan komisyon tutarlarının davalının incelemede tarafımıza sunduğu USB içindeki e-defterlerindeki karşılığının aşağıdaki tablodaki gibi olduğu görülmektedir. Buna göre davacı, davalıdan toplam (92.034 + 117.941 + 175.807 + 39.932 =) 425.714,00-TL komisyon kazanmıştır. TTK madde 122 ye göre son beş yıllık faaliyetin dikkate alınması gerektiği açıklanmış olup, taraflar arasındaki ilişkinin daha kısa süreli olması sebebi ile Acentelik Sözleşmesinin fesih tarihinden geriye dönük olarak davacının kazanmış olduğu komisyon tutarı toplamı 425.714,00-TL’dir. (Davalı tarafa ait ticari defterlerin daha kapsamlı ve daha detaylı olması sebebi ile yapılan hesaplamalarda davalı defter ve kayıtları esas alınmıştır. Davacı şirketin portföy tazminatı talebinde bulunabileceğinin Sayın Mahkemece kabulü halinde; fesih tarihinden geriye dönük olarak davacı tarafça elde edilen net komisyon tutarı 425.714,00-TL olduğundan, denkleştirme bedelinin üst sınırı olarak talep edilebilecek tutar (425.714,00 / 39 AY * 12 =) 130.988,92-TL olarak hesaplanmıştır.

Davacı tarafından 02/01/2020 tarihli dilekçesi ile raporda hesaplanan 139.988,32.-TL lik tutarı kabul ettiği 04/03/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 120.988,92.-TL arttırarak 130.988,92.-TL ye çıkarmış oldukları görülmektedir.

Davalı vekili tarafından ise 09/03/2020 tarihli dilekçesi ile davacının ıslah talebine itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Davalı yanın itirazları gözetildikte şu hususlanın gündeme gelmesi bahis konusu olmaktadır: Acentelik ilişkisinin sona ermesi (erdirilmesi), belli ödeme yapılmasını gerektirebilir. Bu konu yasa ve öğretide ifade edilmektedir. Mahkememizin kanaatide davalının sözleşmeyi süresinde önce fes ettiğinde bir miktar tazminat ödemek yükümlülüğündedir. Bu durumda bilirkişi heyetimizin belirlediği ve davalının ıslah ettiği miktar olan 130.988,92 Tl üzerinden bu nedenlerle adalet ve hakkaniyet ilkelerine göre, bilirkişilerce hesaplanan zarar miktarından uygun bir miktar indirim yapılması gerektiğinden mahkememizce taktiren % 40 hakkaniyet indirimi uygulanmak suretiyle bulunan rakam olan 78.593,35 Tl olduğu belirlenmiştir. Tüm bu nedenlerle İş bu asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile %40 hakkaniyet indirimi uygulanmak sureti ile 78.593,35-TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, iş bu asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile %40 hakkaniyet indirimi uygulanmak sureti ile 78.593,35-TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilince süresi içerisinde başvurusunda bulunulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin 2021/1005 Esas, 2024/681 Karar sayılı 02/05/2024 tarihli ilamı ile kaldırılmıştır.

Kaldırma ilamında özetle; "Öncelikle, portföy tazminatı talep edebilmenin ilk şartı, acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, yani sözleşmenin müvekkilce haksız şekilde feshedilmesidir. Somut olayda davalı tarafça, davacının ''bildirilen hedeflerin gerçekleştirilememesi'' sözleşmenin fesih nedeni olarak ileri sürülmüş ve bu fesih sebebinin haklı sebep olduğu savunulmuştur. Ancak mahkemece, gerekçeli kararda sadece, davalının sözleşmeyi süresinden önce feshettiğinde bir miktar tazminat ödemek yükümlülüğünde olduğu tespiti ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, feshin haklı olup olmadığı yönünde bir değerledirme yapılmamıştır.

Bilirkişi raporunda da bu yönde bir inceleme yapılmamıştır. Bu durumda, mahkemece haklı sebeple feshi ispat yükünün, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini iddia eden davalı tarafta olduğu da nazara alınarak öncelikle taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin ortaya konulması gerekirken, bu konuda bir tespit yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan, yukarıda portföy tazminatı hesaplama yöntemine ilişkin ilkelere yer verilmiş olup ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda böyle bir hesaplama yapılmadığı görülmektedir. Söz konusu raporda, sözleşmenin sürdüğü döneme ilişkin acentenin her yıl aldığı net komisyon gelirinin ortalamasının azami miktar olarak belirlenip davalı bünyesinde poliçe yenileyenler yönünden, davalının elde ettiği net prim tutarının 72.947,00.-TL olduğu, yine bu poliçeler doğrultusunda eğer sözleşme devam etse idi davacının bu primler üzerinden elde edeceği komisyon tutarının 10.135,00-TL olabileceği belirtilmiş, mahkemece son beş yıllık ortalama net komisyon bedeli üzerinden %40 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle kısmen kabul kararı verilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesinin denkleştirme alacağına ilişkin yaptığı inceleme eksik olup hükme esas alınan bilirkişi raporu da bu ilkelere göre hazırlanmadığından hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, öncelikle acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshedilip edilmediğinin araştırılmasıdır. Feshin haksız olduğu sonucuna ulaşılması halinde ise dosya, ek rapor alınarak, gerekirse konusunda uzman yeni bir bilirkişiye tevdi edilerek yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında inceleme yaptırılıp sonucuna göre bir karar verilmesidir. Bu nedenle, eksik incelemeye dayalı olarak verilen istinafa konu kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle,

HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile karar verildiği anlaşıldığından, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmünün kaldırılarak, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir." gerekçesi ile mahkememiz hükmünü kaldırmıştır. Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshine dayalı olarak portföy tazminatının tahsili istemine ilişkindir.

Bilirkişi heyetinin düzenlediği 02/07/2025 tarihli 14 sayfadan ibaret raporunda özetle; Hedef Üretim / Gerçekleşen Üretim Oranı açısından incelendiğinde, davacı acentenin 2014, 2015 ve 2016 yıllarında başarılı, 2017 yılında ise başarısız olduğu, Davacı acente üretim performansı H/P oranı açısından incelendiğinde, ulaşılan değerler ideal düzeylerde olmamakla birlikte “başarısız” olarak değerlendirilemeyeceği, Portföy (denkleştirme) tazminatı talebinde bulunabilmek için gerekli şartlardan olan “hakkaniyet” ve “feshin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı” hususlarındaki takdir ve değerlendirmenin Yüce Mahkemeye ait olduğu, Davacı acentenin talep edebileceği denkleştirme (portföy) tazminatı üst sınırının 120.355 TL olduğu, Acentelik Sözleşmesinin feshi sonrasında, daha önce davacı sigorta acentesinin portföyünde yer alıp davalı sigorta şirketi tarafından fesih sonrasında yenilenen poliçe adedinin 52, toplam net prim tutarının 72.947 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin davacı acentenin portföyü sayesinde brüt 72.947 TL gelir elde ettiği, bu brüt gelirden başka acenteye/acentelere yaklaşık

10.135 TL komisyon ödenmesinin söz konusu olduğu, sonuçta davalının brüt 62.812 TL gelir elde ettiği, davacı sigorta acentesinin asgari 10.135 TL’lik acente komisyonundan mahrum kaldığı, davacı sigorta acentesinin azami 10.135 TL portföy (denkleştirme) tazminatı talebinde bulunabileceği, hakkaniyet indirimi hususunun Yüce Mahkemenin takdirinde olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Mahkememizce istininaf ilamı doğrultusunda yargılama yapılması amacıyla bilirkişi raporu aldırılmış olup ek bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmiş ancak davacı tarafça süresi içerisinde delil avansı ikmal edilmediğinden ek bilirkişi raporu aldırılamamıştır.

HMK 190. Maddesine göre; İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

Delil avansı,

HMK’nın 324.maddesinde hükme bağlanmıştır.

HMK’nın 324/2 maddesinde “taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü gibi gider avansının yatırılmaması ile delil avansının yatırılmamasının sonuçları farklıdır. Bilirkişi ücreti delil avansı niteliğindedir. Belirtilen avansın yatırılmaması halinde belirtilen delilden vazgeçilmiş sayılır.

Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; mahkememizin 11/11/2025 tarihli 4 nolu celsesinde bilirkişi ek rapor ücretine ilişkin delil avansı eksikliğinin tamamlanması için davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süreye uyulmadığı takdirde bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağının ihtar edildiği, davacı vekilinin celse talikine neden olacak şekilde kendisine verilen kesin süre içerisinde delil avansı eksikliğini tamamlamaması nedeniyle bilirkişi ek raporu deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, mevcut delil durumuna göre yapılan değerlendirme neticesinde alınan bilirkişi raporu ile davacının 2017 yılında başarısız olduğu, prim hedeflerini gerçekleştiremediği bu nedenle taraflar arasındaki acentelik ilişkinin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği kanaatine varılarak davacının portföy tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın reddine,

2.732,00-TL karar harcının peşin alınan 2.237,78-TL den düşümü ile kalan 1.505,78-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3.Davalı tarafından yapılan 1.023,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4.Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

6.Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

İlgili Mevzuat & Etiketler
KABULÜNE Yerel Hukuk Mahkemesi
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog