Yargıtay
- Mahkeme
- Yargıtay
- Esas No
- 2025/591
- Karar No
- 2025/591
- Karar Tarihi
- 17.02.2026
T.C. ... 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/591 Esas - 2026/121
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
T.C.
...
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalıların birlikte kurdukları .... ..... .... ... ... ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlattığını, tebliğ edilen ödeme emrine davalı borçluların yasal sürede itiraz etmeleri nedeniyle icra takibinin durdurulduğunu, taraflar arasında iş ortaklığı kurulduğunu ve bu iş birliğinin Türk Borçlar Kanunu’nun 620. maddesinde tanımlanan adi ortaklık niteliğinde bulunduğunu, adi ortaklıkların tüzel kişiliğinin olmadığını ve TBK 638. maddesi gereğince ortakların, ortaklıktan doğan borçlardan müteselsilen sorumlu olduklarını, ... .... .... K. sayılı kararında da adi ortaklık borçlarından tüm ortakların müteselsil sorumluluğunun açıkça belirtildiğini, uyuşmazlığın ticari nitelikte olması nedeniyle zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, davalıların itirazlarının haksız ve alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik kötü niyetli olduğunu, bu nedenle itirazlarının iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın en az %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalılardan alacağını alabilmek için başlattığı ...
6.Genel İcra Dairesinin 2025/40798 Esas sayılı icra takibine yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, bu itirazlar haksız ve kötü niyetli olduğundan asıl alacağın %20'si oranından aşağı olmamak üzere davalıların icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama ve vekalet ücretini davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A. Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkil ... Taah. İnş. Müh. San. ve Tic. A.Ş.’yi ... Grup ile birlikte bir adi ortaklık çatısı altında göstererek müteselsil sorumluluk iddiasında bulunduğunu, ancak davacının böyle bir ortaklık ilişkisini kanıtlayacak hiçbir ortaklık sözleşmesi, protokol, temsil belgesi, imza sirküleri, teslim–tesellüm evrakı, ortaklık adına yapılmış fatura ve e-irsaliye kaydı sunmadığını, TBK m.620 ve devamı uyarınca adi ortaklığın ancak ortak bir amaç doğrultusunda kurulan sözleşmeyle doğabileceğini ve davacının bu ortaklık iddiasını somutlaştırmadığını, borcun ortaklık adına ve yetkili temsilci tarafından üstlenildiğine dair TBK m.638/3 kapsamında zorunlu olan delilleri ibraz edemediğini, bu nedenle müvekkil şirket yönünden pasif husumet yokluğu bulunduğunu ve davanın bu sebeple reddi gerektiğini, davacının arabuluculuk sürecine ilişkin beyanlarının da denetlenmeden ileri sürüldüğünü, arabuluculuk dosyasının celbi ile davetin yetkili temsilciye yapılıp yapılmadığının ve dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerektiğini, aksi hâlde HMK m.115/2 gereği davanın usulden reddinin zorunlu olduğunu, esasa ilişkin olarak ise; davacının 13.03.2025 tarihli 66.000 TL, 30.04.2025 tarihli 142.200 TL ve 23.05.2025 tarihli 66.000 TL bedelli üç faturayı esas alarak alacak iddiasında bulunduğunu, ancak bu faturaların müvekkil şirket ... A.Ş. adına düzenlenmediğini ve ticari defterlerde hiçbir kayıtlarının bulunmadığını, fatura düzenlenmesinin borcun doğduğunu göstermeyeceğini ve teslim–kabulü ispatlamayacağını, faturaların e-fatura sisteminde Kabul/Red kayıtlarının GİB loglarının ve irsaliye–tesellüm belgelerinin bulunmadığını, bu nedenle mahkemenizce GİB’e müzekkere yazılarak faturaların gerçek alıcı bilgilerinin ve işlem kayıtlarının sorulmasını ve faturaların müvekkile tebliğ edilip edilmediğinin bilirkişice tespit edilmesi gerektiğini, davacının adi ortaklık kararlarına ve YHGK’nın 01.06.2021 tarihli 2018/167 E., 2021/644 K. içtihadına atıf yapmasının somut olayla bağdaşmadığını çünkü bu içtihadın ortaklık adına ve ortaklık lehine doğmuş borçlarda uygulanabileceğini, oysa davacının böyle bir ortaklık ilişkisini hiç ispatlayamadığını, bu nedenle müteselsil sorumluluk koşullarının oluşmadığını, icra takibine yapılan itirazın İİK m.62 uyarınca süresinde ve haklı sebeplere dayanılarak gerçekleştirildiğini, borcun yokluğu ve zamanaşımı defilerinin ileri sürüldüğünü, bu sebeple davacının İİK m.67/2 kapsamında talep ettiği inkâr tazminatının koşullarının bulunmadığını, itirazın kötü niyetli olmadığını ve davacının yalnızca soyut beyanlarla müvekkile isnat etmeye çalıştığı borç ilişkisinin ispatlanamadığını, itirazın iptali davasında ispat yükünün davacı yan üzerinde olduğunu ve davacının sözleşme ilişkisini, teslim–kabulü, bedel karşılığını ve borcun gerçek muhatabını somut ve kesin delillerle ortaya koymak zorunda olduğunu, faturaya dayanılmasının tek başına alacağın varlığına ve likiditesine delil teşkil etmeyeceğini, bu nedenle haksız ve dayanaksız açılan davanın hem usulden hem esastan reddi ile müvekkil aleyhine talep edilen inkâr tazminatının da reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak, öncelikle davanın usulden reddine, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde esastan reddine, davacının haksız ve kötü niyetli takibi nedeniyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere haksız takip tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Grup A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının kötü niyetli şekilde açtığı bu davada, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının hem icra takibinde hem eldeki davada alacağın varlığını somut delille ispat edemediğini, icra takibinde takibe dayanak belge sunmayan davacının itirazın iptali davasında icra dosyasında mevcut olmayan yeni belgelere dayanamayacağını, zira Yargıtay HGK’nın 18.09.2013 tarihli içtihadında itirazın iptali davalarının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı yürütülmesi gerektiğinin ve alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere dayanamayacağının açıkça belirtildiğini, somut olayda davacının takip talebinde borcun kaynağını dahi göstermediğini ve fatura ibraz etmediğini, bu nedenle faturaların bu davada delil olarak kabul edilemeyeceğini, ayrıca davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarını ispat yükü altında olduğunu ve alacaklının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi hâlinde müvekkille herhangi bir ticari ilişki bulunmadığının açıkça ortaya çıkacağını, faturanın tek başına alacağın kanıtı sayılamayacağının Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla da sabit olduğunu, özellikle Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin faturaya dayalı takiplerde mal tesliminin yazılı belge ile ispatlanmasının zorunlu olduğunu vurguladığını ve davacının bu yönde hiçbir belge sunamadığını, bu nedenle davacının iddialarının hem usulen hem esastan hukuken dayanaksız olduğunu ve davanın tümden reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı tarafça davalıların birlikte iş ortaklığı olarak (... Taahhüt-... Gurup İş Ortaklığı) üstlendikleri iş için malzeme sattığı ve hizmet verdiği, ancak düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediği, bu nedenle İş Ortağı olan davalılar aleyhine alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine davalıların itirazı sonucu takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile;
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında uyuşmazlığın çözümü için gerekli tüm delillerin toplanmasına ve tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, verilen ara karar uyarınca dosyanın tevdi edildiği bilirkişiler .... .... .... tarafından düzenlenen 08.12.2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunun dosyaya sunulduğu, taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itirazlarda bulunulmuş ise de sunulan bilirkişi kurulu raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olup, hükme esas almaya medar görülmekle ve dosya kapsamına sunulanların dışında toplanması gereken başkaca bir delil ve araştırılacak başkaca bir hususun da kalmadığı anlaşılmakla, tahkikata son verilmiştir.
Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, takip dosyasına, alınan bilirkişi kurulu raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacı.... ..... .... .... .... .... .... A.Ş. Oldukları, borcun konusunun "13/03/2025 tarih ve GIB2025000000012 Nolu 66.000 TL'lik fatura alacağı, 30/04/2025 tarih ve GIB2025000000022 nolu 142.200 TL'lik fatura alacağı ve 23/05/2025 tarih ve GIB2025000000029 nolu 66.000 TL'lik fatura alacağı 274.200,00 TL" olduğu, takip borçlusu olan davalıların vekilleri aracılığıyla verdikleri itiraz dilekçeleri ile takibe itirazda bulunmaları sonucu icra takibinin durdurulduğu, yapılan Arabuluculuk görüşmeleri sonucunda da bir anlaşmaya varılamaması üzerine açılan işbu davada, yapılan yargılama sırasında bilirkişi kurulu tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda; davacının 2025 yasal defterlerini e defter olarak tuttuğu, açılış ve kapanış beratlarını yasal süresinde aldığı, davacı defterlerinde davalı için 120.74 Alıcılar hesabını kullandığı, davacının davalıya toplam 3 adet fatura düzenlemiş olup, toplamının 274.200,00 TL olduğu, davalının ise davacıya düzenlenen bu faturalar karşılığında ödeme yapmadığı, davacının, davalıdan takip tarihi itibari ile 274.200,00 TL alacağı olduğunun görüldüğü, davalının 2025 yasal defterlerini e defter olarak tuttuğu, açılış ve kapanış beratlarını yasal süresinde almış olduğu, davalı defterlerinde davacı için 3320.01.İ003 Satıcılar hesabının kullanıldığı, davacının davalıya toplam 3 adet fatura düzenlemiş olup, toplamının 274.200,00 TL olduğu, davalının, davacıya düzenlenen bu faturalar karşılığında ödeme yapmadığı, davalının, davacıya takip tarihi itibari ile 274.200,00 TL borcu olduğunun görüldüğü, davacının, davalıya düzenlediği 3 adet, toplam 274.200,00 TL toplam e arşiv faturanın, davacı ve davalı defter kayıtlarında yer aldığı, davalının dava konusu faturalara, fatura tutarlarına ve içeriklerine TTK'ye göre yasal sürede itirazına ilişkin dava dosyasına herhangi bir belgenin sunulmadığı, davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 274.200,00 TL alacaklı olduğu, takip talebi ile uyumlu olduğu, davacı ve davalı arasında davaya konu fatura içerikleri ile ilgili herhangi bir sözleşmenin dava dosyasına sunulmadığı, davacı ve davalı defterlerinin e defter olarak tutulduğu, açılış ve kapanış beratlarının yasal süresinde alındığı, bu nedenle sahibi lehine delil olma özelliğini taşıdığı, davaya konu faturaların davacı ve davalı defter kayıtlarında yer aldığı, davalıların davacıya 274.200,00 TL borcu olduğu, davacı ve davalı defter kayıtlarının uyumlu olduğu hususlarının rapor kapsamından ve rapora ekli taraflara ait ticari kayıtlar kapsamı ile tespit edilmiş olmasına göre, davacı tarafından davalı şirketlerin oluşturduğu İş Ortaklığına yönelik olarak düzenlenen faturaların, hem davacı defterlerinde hem de davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığına ait defterlerde yer aldığı, davalıların iş ortaklığı şeklinde tutulan kayıtlarında yer alan faturalardan dolayı davacıya karşı birlikte sorumlu oldukları, Türk Borçlar Kanunu'nun adi ortaklık sözleşmelerine dair hükümleri düzenleyen 620 ve devamı maddeleri uyarınca, davalıların oluşturduğu adi ortaklık niteliğindeki iş ortaklığına takibe konu faturalar kapsamında hizmet veren davacının, verdiği hizmetler karşılığı davalılardan alacaklı olup defter kayıtları ile ortaya çıkan hukuki durumun aksinin davalı taraflarca geçerli delillerle ispatlanamadığı, davalıların itiraz ve savunmalarının soyut nitelikte bulunup delillendirilmediği anlaşılmakla, davacının faturalara dayalı olarak başlattığı icra takibine davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve takip konusu alacağın verilen hizmet karşılığı düzenlenen faturalara dayalı olması nedeniyle likit nitelikte bir alacak olduğundan davalıların icra inkâr tazminatı ile de sorumlu tutulmalarına karar vermek gerekmekle, açıklanan esaslara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
1.Davacının davasının KABULÜ İLE, davalıların ... 6. Genel İcra Dairesinin 2025/40798 Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazların 274.200,00-TL asıl alacak üzerinden İPTALİ ile, takibin söz konusu tutar üzerinden ve takip talebindeki koşullarla DEVAMINA,
2.Takip konusu alacak, taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğduğundan likit bir alacak niteliğinde olmakla, davacının icra inkâr tazminatına ilişkin isteminin de kabulü ile hüküm altına alınan alacak tutarı olan 274.200,00-TL'nin %20'si olan 54.840,00-TL icra inkâr tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
3.Hüküm altına alınan 274.200,00-TL üzerinden hesaplanan 18.730,60-TL harçtan, davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 3.311,66-TL harcın mahsubu sonucu kalan 15.418,94-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4.Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 3.311,66-TL peşin harç, 191,50-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.118,56-TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
5.Davacı tarafça tüm yargılama sürecinde yargılama gideri olarak yapılan bilirkişi ücreti karşılığı 22.000,00-TL, tebligat posta giderleri karşılığı 122,50-TL ve 25,00-TL dosya kapak masrafı olmak üzere toplam 22.147,50-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6.Davacı davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden, AAÜT hükümleri uyarınca hüküm altına alınan dava değeri de göz önüne alınarak belirlenen 45.000,00-TL vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
7.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (13). Maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.700,00-TL arabuluculuk giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
8.Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, Dair; davacı ve davalı ... Grup .. A.Ş vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... BAM'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/02/2026