Esas No
E. 2025/136
Karar No
K. 2026/189
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Aramaya Dön
YARGITAY

Yargıtay

E. 2025/136 K. 2026/189 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf Yargıtay, E. 2025/136, K. 2026/189, T. 13.03.2026
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Esas No
2025/136
Karar No
2026/189
Karar Tarihi
13.03.2026
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C.

İSTANBUL

8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/136
KARAR NO: 2026/189
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/02/2025
KARAR TARİHİ: 13/03/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA VE İSTEM :

Müvekkili şirket ile davalı arasında iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri hekimliği sözleşmesi imzalandığını, müvekkili sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalı tarafın ödemelerini sürekli olarak geciktirdiğini, kendilerine bu hususun sürekli dile getirildiğini, davalı tarafça ödeme yapılmaması üzerine bakiye alacaklarının tahsili amacıyla ...

13.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine borçlu - davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı yana tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü bildirildiği halde; davalı yan cevap dilekçesi sunmamış ve bu nedenle de münkir kabul edilmiştir.

DELİLLER

Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, akdedilen sözleşme, ... 13.İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosya Uyap mündericatı, arabuluculuk tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı....

Dava konusu ...

13.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Taraflar arasında akdedilen İş Güvenliği Uzmanlığı ve İşyeri Hekimliği Sözleşmesinden kaynaklanan bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla davacı- alacaklı tarafından davalı-borçluya karşı 10.548,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı -borçluya 25.12.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı -borçlunun da 26.12.2023 tarihinde, takibe, borca, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, dava konusu sözleşmeye ilişkin tüm kayıt ve belgeler celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Mahkememizce bankacı bilirkişi ...'den alınan 29.12.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" 1) İbraz edilen 2020-2021-2022 ve 2023 yılı Envanter defterlerinin açılış tasdikinin 6102 sayılı T.T.K. Md. 64 ve devam eden maddeleri ile V.U.K. 220-226 maddeleri hükmü uyarınca yasal sürelerinde ve usulüne uygun şekilde yaptırıldığı, elektronik ortamda tutulan Yevmiye ve Kebir defterlerinin Gelir İdaresi Başkanlığı'na gönderilerek E-defter beratlarının alındığı, kayıt nizamına ilişkin V.U.K. 215-219 maddeleri hükümlerine ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri hükümlerine uygun olduğu , 2) Davacı firma ticari defter kayıtlarına göre Davalı firma cari hesabının 2023 yılı sonu itibari ile 3.549,90 TL Borç bakiyesi vererek 2024 yılına devrettiği, bakiyeye ilişkin dosya kapsamında herhangi bir ödeme belgesi bulunmadığı, 3) Davacı firmanın ticari defter kayıtlarına göre Davalı firmadan olan cari hesap bakiyesi alacağının takip tarihi itibari ile 3.549,90 TL olduğu, buna göre ...

13.İcra Dairesinin ...Esas sayılı İcra Dosyasında takibi başlatılan 10.548,00 TL Asıl Borç tutarı ile uyumsuz olduğu" şeklinde rapor ibraz edilmiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflar arasında akdedilen İş Güvenliği Uzmanlığı ve İşyeri Hekimliği Sözleşmesinden kaynaklanan bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla ...

13.İcra Müdürüğünün ... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Davacının ilgili icra dosyasındaki alacak iddiasının, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturadan kaynaklandığı ileri sürülen alacak yönünde olduğu, Davalının ise, cevap dilekçesi sunmayarak davayı inkar ettiği anlaşılmakla;

Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, ticari defterlerin taraflar lehine delil oluşturup oluşturmayacağı, davacının alacaklı olması halinde ne kadar alacaklı olduğu ve icra inkar tazminatı şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.

Davacı tarafından cari hesap ekstresi, ticari defter ve kayıtları ile arabuluculuk tutanağı ibraz olunmuş; dava konusu takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır.

Dava konusu ...

13.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Taraflar arasında akdedilen İş Güvenliği Uzmanlığı ve İşyeri Hekimliği Sözleşmesinden kaynaklanan bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla davacı- alacaklı tarafından davalı-borçluya karşı 10.548,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı -borçluya 25.12.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı -borçlunun da 26.12.2023 tarihinde, takibe, borca, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 hükmü "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.

Davacı tarafından 26/02/2025 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır.

Davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.

Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir.

Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).

TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır.

Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.

Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.

2.fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.

Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.

Somut Olayda; Davacının iddiaları ve davalının savunmaları kapsamında tarafların ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılması için taraflara ticari defterlerini sunmak üzere kesin sürenin verildiği, davacı tarafça ticari defterlerinin yerinin bildirildiği, bu kapsamda davacının ticari defterleri üzerinde alanında uzman SMMM bilirkişi tarafından incelenerek raporun dosyamıza sunulduğu anlaşılmıştır.

Yapılan inceleme uyarınca davacı ile davalı şirket arasında 01/07/2020 tarihli iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri hekimi sözleşmesi imzalandığı, 2020 yılında davacı firma tarafından davalı firma adına 2.699,94 TL tutarında toplam 6 adet fatura düzenlediği ve cari hesabına borç olarak kaydettiği, söz konusu fatura borcunun tamamının davalı tarafından ödendiği ve ödemenin alacak olarak kaydedildiği, 2021 yılında davacı firma tarafından davalı firma adına 6.941,36 TL tutarında toplam 15 adet fatura düzenlediği ve cari hesabına borç olarak kaydettiği, söz konusu fatura borcunun üzerinde davalı tarafından banka havalesi yolu ile toplam 7.664,40 TL ödendiği ve ödemenin alacak olarak kaydedildiği, 2021 yılı itibari ile davacının ticari defterlerinin 723,04 TL alacak bakiyesi ile devrettiği, 2022 yıllında davacı firma tarafından davalı firma adına 8.482,51 TL tutarında toplam 14 adet fatura düzenlediği ve cari hesabına borç olarak kaydettiği, söz konusu fatura borcunun davalı tarafından banka havalesi yolu ile toplam 7.808,00 TL'sinin ödendiği ve ödemenin alacak olarak kaydedildiği, 48,53 TL bakımından nakit tediye işlemi yapılarak bu miktarın borç olarak kaydedildiği ve 2022 yılı itibari ile davacının davalıdan alacağının ve borcunun bulunmadığı, 2023 yılına gelindiğinde ise davacı firma tarafından davalı firma adına 13.583,70 TL tutarında toplam 8 adet fatura düzenlediği ve cari hesabına borç olarak kaydettiği, söz konusu fatura borcunun 1.193,40 TL 'sinin davalı tarafından 2 adet fatura ile ödendiği ve bunun alacak olarak cari hesaba kaydedildiği, yine davalı tarafından 8.840,40 TL ödemenin banka havalesi yolu ile yapıldığı ve bunun da cari hesaba alacak olarak kaydedildiği ve 2023 yılı yıl sonu itibari ile davacının davalıdan toplam 3.549,90 TL alacağının bulunduğu, bu miktara ilişkin ise ödemede bulunmadığı anlaşılmakla davacının ticari defterler uyarınca davalıdan 3.549,90 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.

Bilirkişilerden alınan rapordaki hukuki yorum ve nitelendirilmeler Mahkememize ait olmakla; mali yönden yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış ve hukuki yorum ve nitelendirmeleri Mahkememize ait olmak üzere yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından hükme esas alınmasına karar verilmiştir.

Davacının davalıdan icra takibinde sadece faturadan kaynaklı asıl alacak talebinde bulunduğu ve yapılan bilirkişi incelemeleri uyarınca davacının alacağını ispat ettiği, davalı tarafından borcun ödendiğine dair bilgi ve belgenin sunulmadığı ve buna ilişkin delil ibraz etmediği anlaşıldığından davacının icra takibinde yaptığı alacak bakımından davalı tarafından yapılan haksız itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir.

İcra İnkar Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay HGK, ... E....K.,13.6.2001 T. Sayılı ilamında ise icra inkar tazminatı şu şekilde tanımlanmaktadır : "...İİK.nun 67. maddesi ile konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan ödencedir..." Bu minvalde söz konusu tazminatın getirilme amacı borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde, icra takibine konu olan alacağa haksız itiraz etmesini önlemek olarak tarif edilmiştir.

İcra inkar tazminatının oluşabilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekli ve yeterli olup ayrıca kusur ve zarar araştırılması yapılmamaktadır.

Bu kapsamda somut olay bakımından davalının ilgili icra takibi yapılan alacağının likit ve muayyen olduğu, davalının itirazı ile icra takibinin durduğu ve davacı tarafından ayrıca ve açıkça icra inkar tazminatı talebinde bulunulduğu anlaşılmakla İİK'nun 67. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Davanın KISMEN KABULÜNE, ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine davalının yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, Takibin 3.549,90 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, hükmedilen alacak miktarlarının %20'si oranınına isabet eden 709,98 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye eksik kalan 116,60 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, 615,40 TL, posta ve bilirkişi ücreti gideri 7.066,00 TL olmak üzere toplam 7.681,4‬0 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.584,02 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlasının davacı üzerinde bırakılmasına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.211,04 TL'sinin davalıdan, 2.388,96 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 3.549,90 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine , 6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine, HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen kararda HMK'nun 341. Maddesi uyarınca miktar bakımından istinaf sınırının altında bulunması nedeni ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13.03.2026 KATİP e-imzalıdır HAKİM e-imzalıdır

İlgili Mevzuat & Etiketler
REDDİNE Yargıtay
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog