Yerel Hukuk Mahkemesi
- Mahkeme
- Yerel Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2024/274
- Karar No
- 2026/214
- Karar Tarihi
- 31.03.2026
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA: 21.04.2018 günü saat 01:00 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ...üzerinde sol şeritte seyir halindeyken olay mahalli ... Hastane ... Durağına geldiği esnada, gidiş istikametine göre yolun sağ tarafından sol tarafına koşarak karşıdan karşıya geçmek isteyen müteveffa yaya ...'ye aracın ön kısımlarıyla çarpması neticesi davaya konu ölümlü trafik kazası meydana geldiği, yukarıda izah edilen nedenlerle, müvekkillerinin dava harç ve giderlerini kısmen veya tamamen ödeyecek güce sahip olmadıklarından Adli Yardım talebinin kabulüne, Mahkeme tarafından yapılacak yargılama sırasında bilirkişi tarafından tespit edilecek değere göre belirsiz alacak davası olarak dava değerini artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacılar ... için 1.000TL, ... için 1.000 TL olmak üzere toplam 2.000 TL Destekten Yoksun Kalma tazminatının ölüm olayının meydana geldiği 21.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davacılar ... için 200.000 TL, ... için 200.000 TL ve ... için 100.000 TL olmak üzere toplam 500.000 TL Manevi tazminatın 21.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
... Sigorta Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Davacı sigorta şirketine yaptığı başvuruda sunmuş olduğu bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davacının talep ettiği tazminat miktarını bilebilecek, belirleyebilecek veya ispat edebilecek durumda olduğu, bilindiği üzere hukuki menfaat dava şartlarından olup müracaatçının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi gerektiği, davacı huzurdaki davayı açmadan önce müvekkili şirkete usule uygun başvuru yapmadığı, başvuru aşamasında müvekkili ... Sigorta A.Ş'ye ekte sunulan davacı tarafın başvuru evraklarında da görüleceği üzere anne ve baba bilgisini de gösterir güncel vukuatlı nüfus kayıt örneği, ölen kişiye ait kaza tarihi itibarıyla son gelir durum belgesi ve hak sahibine ait banka hesap bilgilerinin sunulmadığı, müvekkili sigorta şirketi işletenin ilgili kanun gereğince sorumlu olduğu hallerde sigortalının kusuru oranında ve teminat limiti dahilinde sorumlu olduğu, Sigortalı araç sürücüsünün ise işbu dava konusu kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kazaya ilişkin olarak açılan kamu davasının gerekçeli kararında da ifade edildiği üzere müteveffa yaya E-5 diye tabir edilen karayolunda gece karanlığında ve üzerinde koyu renkte giysiler ile birlikte yayaların bulunmasına ihtimal dahi verilmeyen, karşıdan karşıya geçilebilmesi amacı ile konulan üst geçidi kullanmadan, önündeki 3 metrelik tellerle ayrılmış metrobüs yoluna doğru hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde yola çıkması neticesinde işbu kazanın gerçekleştiği, müteveffanın nüfus kayıt örneği bulunmamakla beraber destekten yoksun kalma tazminatına başvuranların müteveffa ile aralarındaki yakınlık durumu ve destek ölçüsünün tespiti açısından dosyaya sunulması gerektiği, kardeşlerin destekten yoksun kalma talep hakkı bulunmadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte ekte sunulan veraset ilamında da ifade edildiği üzere müteveffanın mirasçısı olarak anne ...'ye 1 pay, baba ...'ye 1 pay olarak toplam 2 pay dağıtımı yapılmış olup bir diğer davacı olan kardeş ...'ye herhangi bir pay ayrılmaması karşısında davayı ve kusuru kabul anlamına gelmemekle birlikte kardeş ...'nin herhangi bir miras hakkı bulunmadığı, müvekkili şirkete sigorta poliçesi ile bağlı aracın kusurlu olduğunun tespiti halinde tazminat hesabı için davacı gerçek gelirinin tespiti gerektiği, ancak dilekçede gelir ile ilgili hiçbir delile dayanılmadığı, bu sebeple davacının gelir konusunda delil sunma hakkı olmadığı, gelir durumunun tanıkla ispatlanmasının mümkün olmadığı, bu sebeple davacının gelir ile ilgili delil ve beyanlarına itiraz ettikleri, yukarıda belirtilen sebeplerle, müvekkili şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkil şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle: müvekkili ...'un işbu dava konusu kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığı, nitekim müvekkiline karşı açılmış olan kamu davasında müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığı Adli Tıp Raporu ile sabit olduğundan, ilgili kamu davasında müvekkilinin beraatine karar verildiği, beraat kararına karşı davacı tarafın istinaf başvurusu da ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülemediğinden esastan reddedildiği, müvekkil ... yönetimindeki ... plaka sayılı aracı ile 21.04.2018 tarih saat 01:00 sıralarında .... istikametinden ... istikametine sol şeritte yol şartları ve arabasının teknik özelliklerine uygun halde seyir halinde iken ... Hastanesi ... yaya üst geçidinin bulunduğu ve yolun tel örgü ve demir çitlerle kapalı olduğu ve dolayısıyla yaya geçidine kapalı olan alanda, vefat edenin yola atlamak suretiyle karşıdan karşıya geçmeye çalışması sonucu meydana geldiği, anılan kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru olmayıp; bu durum ... 54. Asliye Ceza Mahkemesi ... E. ...
K. Sayılı dosyasından alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin ...tarih ve ...
Sayılı raporları ile de sabit olduğu, kaza yeri yaya trafiğine tel örgü ve demir çitlerle kapalı olup; kaza yerinde üst geçit bulunduğu, müvekkilinin aracının teknik özelliklerine ve yol şartlarına uygun bir şekilde trafikte seyir halinde iken vefat edenin yaya trafiğine kapalı alana girmesi neticesinde dava konusu kaza meydana geldiği, müvekkilinin yaşanılan trafik kazasıda herhangi bir kusuru bulunmadığı, dolayısıyla meydana gelen kazada müvekkilinin kusuru olmamasından dolayı öncelikle usule yönelik itirazlar da dikkate alınarak davanın usulden reddine karar verilmesini, bu talebin kabul görmemesi halinde haksız, kötü niyetli, yasal ve maddi dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ilgili Emniyet Müdürlükleri, sigorta şirketi, Sgk kayıtları ve ... 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya aslı ile dosya içerisindeki kazaya ilişkin Cd ve müzekkere cevaplarının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Dosyanın kusur raporu alınmak üzere Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderildiği ve düzenlenen 12/12/2025 tarihli raporda özetle; ''...Mevcut verilere göre; A) Davalı sürücü ..., sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti meskun dışı mahalde seyir halindeyken, yaya geçişinin oto korkuluk ile engellendiği olay mahalline geldiği esnada gidiş istikametine göre sağ tarafından karşıdan karşıya geçmek için koşarak taşıt yoluna giren müteveffa yayaya çarptığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. B) Müteveffa yaya ..., gece vakti meskun dışı mahalde yol üzerindeki araçların seyir durumunu dikkate almadığı, orta refüjün fiziki engeller ile yaya geçişine kapatıldığı mahalde kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde koşarak karşıdan karşıya geçmek istediği sırada sol tarafından seyirle gelen davalı sürücü yönetimindeki otomobilin çarpmasına maruz kaldığı olayda, kusurludur.
SONUÇ: Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A) Davalı sürücü ...'un kusursuz olduğu, B) Müteveffa yaya ...'nin %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu...'' tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın; müteveffa ...'nin geçirmiş olduğu kaza nedeniyle davacılardan ... ve ...'nin 1.000,00 er TL maddi 200.000,00 TL manevi tazminat ile davacı ...'ın 100.000,00 TL manevi tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından 21.04.2018 günü saat 01:00 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... üzerinde sol şeritte seyir halindeyken olay mahalli ... Hastane ... Durağına geldiği esnada, gidiş istikametine göre yolun sağ tarafından sol tarafına koşarak karşıdan karşıya geçmek isteyen müteveffa yaya ...'ye aracın ön kısımlarıyla çarpması neticesi davaya konu ölümlü trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. ... 54. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E ve... K sayılı dosyası celbedilmiş ve incelenmesinde, davalı sanık ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan iddianame hazırlandığı ve sanığın yapılan yargılaması sırasında alınan ATK raporu ile neticeten özetle ''...tüm dosya kapsamı, iddianame, tüm beyanlar, kaza tespit tutanağı ve kaza yeri krokisi, CD izleme ve muhafaza altına alma tutanağı, 26.04.2019 tarihli keşfe binaen bilirkişi ... tarafında tanzim edilen 03.05.2019 tarihli bilirkişi raporu ile olay yeri fotoğrafları, dosya tümüyle incelendiğinde kazanın yukarda "OLAY" kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmış; olay mahallinin bariyerlerle yaya trafiğine kapatılmış yol olması dikkate alındığında 03.05.2019 tarihli bilirkişi raporundaki kusur durumlarına iştirak edilmeyerek aşağıdaki şekilde kusur dağılımına gidilmiştir. Mevcut verilere göre; A)-Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti orta refüj üzerinde demir bariyerlerin bulunduğu meskun dışı mahaldeki devlet karayolunda seyir halinde iken buraya bir yayanın karşıdan karşıya geçmek için giriş yapabileceğini öngöremeyeceğinden meydana gelen olayda atfı kabil bir kusuru bulunmamaktadır. B)- Maktul yaya ... gece vakti, yaya trafiğinin engellendiği demir bariyerlerin bulunduğu standartları yüksek devlet karayolunda kendi can güvenliğini tehlikeye atarak koşarak karşıdan karşıya geçiş yapmak istediği, bu geçişini sırasında yol üzerinde seyir halinde olan sanık sürücü idaresindeki otomobile ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususa riayet etmediği, koşarak tedbirsizce karşıdan karşıya geçişini sürdürmesi neticesi bu otomobilin sadmesine maruz kaldığı olayda; dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurludur...'' şeklinde mütalaada bulunulduğu, dosyanın müdahil vekilinin dilekçesi ve dilekçesinde belirtilen talepleri doğrultusunda bu kez Adli Tıp Trafik İhtisas Genel Kuruluna gönderildiği, bu defa Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genel Kurulunun ... tarih ve... Sayılı raporla; ''...Dosyadaki bilgi ve belgeler tümü ile tetkik edilip durum değerlendirmesi yapıldığında olayın, yukarıda "OLAY" kısmında açıklanan şekli Sanık sürücü ... 'un yönetimindeki otomobil ile 0-1 Kuzey yol üzerinde sol şeridi takiben seyretmekte iken olay mahalline geldiğinde, aracının ön kesimi ile seyrine göre yolun sağından soluna geçmek isteyen müteveffa yaya ... 'ye çarpması sonucunda meydana geldiği anlaşılmaktadır. Yaya geçişine fiziki engeller ile yasaklanmış taşıt yoluna girip sanık idaresindeki otomobilin sadmesine maruz kalarak kendi can güvenliğini tehlikeye düşüren müteveffa yayanın olayda asli kusurlu olduğu, olayın oluş şekli, mahal şartları ve yolun özelliği dikkate alındığında ise sanık sürücünün kusursuz olduğu heyetimizce mütalaa edilmekte olup aşağıdaki şekilde rapor tanzimi edilmiştir. Buna göre; A-Olayın oluş şekli, mahal şartları ve yolun özelliği dikkate alındığında sanık sürücünün kusursuz olduğu heyetimizce mütalaa edilmektedir. B-Müteveffa yaya ..., yaya geçişine fiziki engeller ile yasaklanmış taşıt yoluna girip sanık idaresindeki otomobilin sadmesine maruz kalarak kendi can güvenliğini tehlikeye düşürmüş, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olmakla olayda asli kusurludur. Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A-Sanık sürücü ... 'un kusursuz olduğu, B-Müteveffa yaya ... 'nin asli kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde tespit yapıldığı ve neticede mahkemece; ''...Suça konu yer transit araç geçişine ayrılmış, yaya trafiğine kapalı olan yoldur. Suça konu kaza mahalli öncesi hız sınırlamasının 80 km olduğu tabelalarda belirtilmiştir. Suça konu yerde 80 km hızla seyir edilmesi gereği şeklinde ki hız sınırları herhangi bir kazanın olmasını engellemek amacıyla konulmuş kurallardır. Sanığın da, duran trafikten sonra hızını oldukça arttırarak kazana mahalline doğru yaklaştığı görülmüştür. Müteveffanın da koşarak yola çıktığı, muhtemelen hızını arttırmakta olan aracın, hızlandığının farkına varamadan, karşı tarafa geçebileceğini düşünerek, sol şeride doğru koştuğu, her iki tarafın hızlı olarak en sol şeritte kesiştiği ve kazanın meydana geldiği görüntülerden anlaşılmıştır. Sanığın aracının 80 km nin üzerinde hızının olduğu, sanığın ikrarı, ibraz edilen hız tespitine ilişkin rapor ve görüntü içerikleriyle anlaşılmıştır. Sanık sürücü tarafından hız arttırılmadan aracını sürmüş olsa idi, kazanın olup olmayacağı yönünden irdeleme yapılmış; sanık 80 km hızla seyir halinde de olsa, kazanın yine gerçekleşebilme ihtimali gözden uzak tutulmamıştır. Nitekim, suça konu yer araçlar için transit geçişe ayrılmış bir yer olup, koyu giymiş olan yayanın gece vakti hızlı olunmasa dahi farkedilemeyecek olması ve müteveffanın karşı da gidebileceği yer olmadığı gözden uzak tutulmamıştır. Bu nedenle suça konu yolda sanığın 80 km nin üzerinde seyir halinde olması 2918 Sayılı Yasa çerçevesinde hız limitini ihlal eden kabahat niteliğinde görülmüştür. Yine sanığın, yasal sınır olan 0.50 promilin altında alkollü olması da sürüş, sevk ve idaresini etkilemeyecek nitelikte olduğu değerlendirilmiştir. Ancak müteveffanın olmaması gereken yolda, koyu giyinmiş ve koşar vaziyette bulunması, sanık tarafından öngürülemez bir durum olarak değerlendirilmiştir. Araçların transit geçişlerine ayrılmış; yaya trafiğine kapalı olan yola, yayaların çıkışları nedeniyle gerçekleşen kazalarda sürücüler açısından öngörülebilir bir durum değildir. Transit araç geçişlerine ayrılan yolda gerekenin üzerinde hızlı seyir etmek nedeniyle sürücüler tarafından ancak bir başka araca çarpma, takla atma, yoldan çıkma gibi bir durumun öngörülebileceği düşünülmüştür. Somut olayımızda ise, sürücü olan sanık, geride durmuş gibi görünen trafikten sonra aracıyla, çevresinde başka bir araç olmadığı için hızını arttırarak ilerlediği, sanığın aracından evvel bir başka araç kaza mahallinden geçtiği, sanık kaza mahallinden herhangi bir yayanın en sol şeride kadar gelebileceğini öngöremediği; bu nedenle hızını artırarak kaza mahalline kadar gelmiş olduğu değerlendirilmiştir. Sanığın hızını artırması nedeniyle 5326 Sayılı Yasa ve 2918 Sayılı Yasa çerçevesinde idari yaptırım uygulanabilir ise de; kazanın tamamen öngörülemez nitelikte gerçekleştiğine kanaat getirilmiştir. Netice olarak, sanık hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme suçunu işlediği iddiasıyla TCK.nun 85/1, 53/6 uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de ; sanığın hazırlık ve mahkemedeki müteveffayı fark etmediğine ve kusursuz olduğuna ilişkin savunmaları, alınan trafik İhtisas Dairesi ve Adli Tıp Genel Kurulu raporları ve izlenen görüntü içerikleri ile sanığın kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığından ve mahkememizce transit geçişe ayrılmış, yaya trafiğine kesinlikle kapatılmış, yüksek tel örgüler nedeniyle karşıya geçişin mümkün olmayan yolda, hemen kaza mahallinin üstünde bulunan üst geçidi kullanmayıp, yola koşarak giren, tam kusurlu olan müteveffanın yola çıkmasının, sanık sürücü tarafından öngörülebilir bir durum olmadığı; sanığın aracının kaza anında hız limitlerinin üzerinde kabul edilmesinin cezalandırma yapabilmek için yeterli olmadığı, cezalandırma yapabilmek için ise, TCK 22/3 de belirtilen "öngörülebilirlik" koşulunun bulunması gerektiği, araçların transit geçişine ayrılmış suça konu yola yayanın çıkabileceğinin öngörülemeyeceği, sanığın bir yayaya çarpabileceğini öngörmeksizin hızını artırdığı ve kazanın meydana geldiği kanaatine varılarak...'' şeklindeki gerekçe ile davalı sanığın CMK223/2-c uyarınca beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 18/05/2021 tarih ve ...Esas ... K sayılı ilamı ile başvurunun esastan reddine dair kesin olarak karar verildiği ve nihayetinde verilen beraat kararının kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Davanın haksız fiil nedeni ile tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu 49. Maddesi; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür hükmünü amirdir. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğması neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararın haksız fiili ile gerçekleştiğinin diğer söylemle zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. O halde zarar verenin, zarar görenin durumunun haksız fiilden önceki duruma getirilmesi ve maddi kaybının tam olarak giderilmesi esastır. Yapmış olduğu haksız fiille zarar veren işletenin verdiği zararı eksiksiz olarak gidermesi gerektiğinden, gereği yapılması zorunlu olan sigorta poliçesi ile işletenin sorumluluğunu üstlenen sigortacının da meydana gelen zarardan, dava dışı davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olması nazara alınarak tamamından sorumlu olacağı açıktır. Açıklandığı üzere 6098 sayılı Borçlar Kanunu 49. Maddesi; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup, davalı ile davalının sigortacısının haksız fiilden sorumlu olabilmesi için, davalı sigortalı Abas'ın kusurlu olması gerekmektedir. Mahkememizce dosyanın tarafların kusur oranlarının tespiti için ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderildiği ve düzenlenen 12/12/2025 tarihli raporda özetle; ''...Mevcut verilere göre; A) Davalı sürücü ..., sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti meskun dışı mahalde seyir halindeyken, yaya geçişinin oto korkuluk ile engellendiği olay mahalline geldiği esnada gidiş istikametine göre sağ tarafından karşıdan karşıya geçmek için koşarak taşıt yoluna giren müteveffa yayaya çarptığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. B) Müteveffa yaya ..., gece vakti meskun dışı mahalde yol üzerindeki araçların seyir durumunu dikkate almadığı, orta refüjün fiziki engeller ile yaya geçişine kapatıldığı mahalde kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde koşarak karşıdan karşıya geçmek istediği sırada sol tarafından seyirle gelen davalı sürücü yönetimindeki otomobilin çarpmasına maruz kaldığı olayda, kusurludur. Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A) Davalı sürücü ...'un kusursuz olduğu, B) Müteveffa yaya ...'nin %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu...'' tespitleri yapıldığı, yapılan bu tespitlerin ... 54. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E ve...K sayılı dosyasından alınan raporlar ile de uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Toplanan deliller, Atk Trafik İhtisas Dairesinin raporları, ... 54. Asliye Ceza Mahkemesinin ...E ve ... K sayılı dosyası, dosyadaki bilgi ve belgeler ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar davacılar tarafından davalılar aleyhine iş bu maddi ve manevi tazminat davası ikame edilmiş ise de; 21.04.2018 tarihinde meydana gelen ve davacıların mirasçısı olan ...'nin vefatı ile neticelenen kazada, davalıların herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE,
2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 7.840,91-TL'nin hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 80.320,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4.Davalı ... tarafından yapılan 500,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Abas'a verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6.6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
7.Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı davalı Sigorta şirketinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde,
HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin,
HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.31/03/2026
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."