Yerel Hukuk Mahkemesi
- Mahkeme
- Yerel Hukuk Mahkemesi
- Karar Tarihi
- 21.05.2015
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
11. Ceza Dairesi 2021/26129 E. , 2025/15572 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK'nın 158/1 -h maddesinde düzenlenen tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işlenmesi durumunda oluşan nitelikli dolandırıcılık suçu için failde aranan tacir kavramının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12/1. maddesinde; "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir." şeklinde tanımlandığı, yine aynı maddenin 2. ve 3. fıkralarında; "Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirktiler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükümlerine yer verildiği, bu itibarla herhangi bir kişinin, ticari bir işletmeyi, fiilen faaliyete geçirmemiş olması hâlinde de ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilanlar ile halka duyurmuş olması ya da işletmesini ticaret siciline kaydettirip, bu durumu ilan etmesi durumunda da o kimse yine de tacir sayılacağı gözetilerek; sanığın katılana inşaat firması adına iş yaptığını söylediği ayrıca soruşturma evresinde alınan ifadesinde kendisinin şirket yetkilisi olduğunu beyan etmiş; ancak dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre suç tarihinde şirket yetkilisi olmadığından; tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında işlenen dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, bu hâliyle sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunun unsurlarını taşıdığı anlaşılmakla,
Değişen suç vasfı itibarıyla sanığın üzerine atılı "dolandırıcılık" suçu için 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-a maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 21.05.2015 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle, Cumhuriyet Savcısı ve katılan vekilinin temyiz nedeni bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 02.12.2025 tarihinde karar verildi.