Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Aramaya Dön
YARGITAY

Yargıtay

T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay, T. 12.04.2016
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Karar Tarihi
12.04.2016
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

8. Hukuk Dairesi         2025/2973 E.  ,  2025/7701 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2024/161 E., 2024/449 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.Antalya ili .... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 140 parsel sayılı ve 4.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 28... parsel numarasıyla ve 4.125,12 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 141 parsel sayılı ve 3.150,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 28... parsel numarasıyla ve 4.755,86 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.

2.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Antalya ili .... ilçesi .... köyünde bulunan 1 28... parselin maliki olduğunu, davalı ...'nin ise 1 28... parselin maliki olduğunu, taşınmazların birbirine komşu olduklarını, tarafların taşınmazlarını aralarındaki mevcut sınırı dikkate alarak kullandıklarını, davalının taşınmazında davacının muvafakati alınmadan 22/a çalışması yapıldığını ve yapılan 22/a uygulaması sonucunda yaklaşık 1.500 metrekarelik bir alanın davalının taşınmazına eklendiğini, 22/a uygulamasının tesis kadastrosuna ve fiili kullanıma uygun olmadığını, dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın 1980'li yıllarda yapılan kadastro çalışmalarında belirlendiğini, yapılan kadastro çalışması ile zemin durumu ve paftanın birbirine uymadığını, taşınmazlar arasındaki sınırın 1980 yılından bu zamana değişmediğini belirterek, kadastro tespitinin iptali ile 1.500 metrekarenin davacının taşınmazına eklenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının davasının haksız olduğunu, yapılan kadastro çalışmasının 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi kapsamında yapılan çalışma olduğunu, yeni bir kadastro işlemi olmadığını, kadastro çalışmaları sırasında aradaki sabit sınıra rağmen davalının bir kısım yerinin davacının tapusu içinde kalacak şekilde haritaya bağlandığını, bu hatalı ölçüme rağmen davalının taşınmazını sürekli kullandığını, bu durumun kadastro tespitine esas alınan hava fotoğrafları ile de sabit olduğunu, bu yanlış sınırlamayı davacının da bildiğini ve 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesine dayanarak aradaki sabit sınırı bozarak davalının yerini kullanmak istediğini ancak davalının izin vermediğini, davacının bu yerin kendisine ait olmadığını bile bile dava yolunu seçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 12.04.2016 tarihli ve 2013/393 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararı ile "Fen bilirkişileri.... ve.....tarafından sunulan rapor ile dava konusu taşınmazların ilk kadastro paftası olan .... D paftasının incelenmesi neticesinde, arazide paftaya altlık olarak kullanım durum sınırlarını gösteren ölçü krokisi incelemesi neticesinde davacı ve davalı parsellerin ara sınırının kuzey köşesinin paftasına yanlış tersim edildiği, 1971 yılına ait hava fotoğrafında ara sınırların gözükmediğinden, zeminde ara sınırda sabit bir sınır olmayışından dolayı 22/a uygulamasının yanlış yapıldığı, doğrusunun ilk tesis kadastro ölçü krokisi uygulaması sonucunda (C) harfli 543,37 m² ve (D) harfli 265,13 m²lik kısımların davalıya ait parsel içinde ayrılarak davacıya ait parsel içinde tespit ve tescilinin yapılması gerektiği, (A) harfli 3403,34 m² ve (B) harfli 544,02 m²lik kısımların ise davalı adına tespit ve tescilinin yapılması gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 28... parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişileri ... ve ölçüm bilirkişisi.... tarafından hazırlanan 25.01.2016 havale tarihli krokide belirlenen ve krokide (C) harfiyle gösterilen 543,37 m²lik kısmın ve (D) harfli 265,13 m²lik kısmın tapu kaydının iptali ile davacıya ait 1 28... parsel sayılı taşınmaza eklenilerek tapuya tesciline, 1 28... parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan kısmın kayıt maliki üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.03.2020 tarihli ve 2016/17370 Esas, 2020/1289 Karar sayılı ilamı ile "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümleri, davalı adına kayıtlı bulunan yeni 1 28... parsel sayılı taşınmaza ait olmasına rağmen, Mahkemece söz konusu taşınmaz bölümlerinin, davacı adına kayıtlı yeni 1 28... parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek, 1 28... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmek suretiyle, infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Fen bilirkişileri .... ve.... tarafından sunulan rapor ile dava konusu taşınmazların ilk kadastro paftası olan P 28... D paftasının incelenmesi neticesinde, arazide paftaya altlık olarak kullanım durum sınırlarını gösteren ölçü krokisi incelemesi neticesinde davacı ve davalı parsellerin ara sınırının kuzey köşesinin paftasına yanlış tersim edildiği, 1971 yılına ait hava fotoğrafında ara sınırların gözükmediğinden, zeminde ara sınırda sabit bir sınır olmayışından dolayı 22/a uygulamasının yanlış yapıldığı, doğrusunun ilk tesis kadastro ölçü krokisi uygulaması sonucunda (C) harfli 543,37 m² ve (D) harfli 265,13 m²lik kısımların davalıya ait parsel içinden ayrılarak davacıya ait parsel içinde tespit ve tescilinin yapılması gerektiği, (A) harfli 3403,34 m² ve (B) harfli 544,02 m²lik kısımların ise davalı adına tespit ve tescilinin yapılması gerektiği yönünde kanaatlerini bildirdikleri ve 22/a çalışmalarının yanlış yapıldığı anlaşılmakla Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.03.2020 tarihli ve 2016/17370 Esas, 2020/1289 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda hüküm fıkrasında gerekli düzeltmenin yapıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 28... parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişileri ... ve ölçüm bilirkişisi .... tarafından hazırlanan 25.01.2016 havale tarihli krokide belirlenen ve (C) harfiyle gösterilen 543,37 metrekarelik kısmın ve (D) harfli 265,13 metrekarelik kısımların tapu kaydının iptali ile ve 1 28... parsel sayılı taşınmaza eklenilerek tapuya tesciline, 1 28... parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan kısmın kayıt maliki üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi incelemesinin usul ve kanuna uygun olmadığını, deliller toplanmadan keşif yapıldığını ve rapor hazırlandığını, taşınmazın evveliyatının bir bütün olduğunu ve parseller arasında sabit sınır olmaksızın tesis kadastrosu yapıldığını, sabit sınır olmadan yapılan tesis kadastrosunda oluşan parsel sınırlarına göre yapılan uygulama kadastrosunun doğru bir uygulama olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davalı ...'in temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
ONANMASINA Yargıtay
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog