Yargıtay
- Mahkeme
- Yargıtay
- Karar Tarihi
- 06.03.2026
- Karar Sonucu
- KABULÜNE
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:06/03/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalı borçlunun imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden davacı banka tarafından takip borçlusu ... Ltd. Şti.'ne muhtelif ticari krediler kullandırıldığını, davalı ... ve ...'ın genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığını, davacı bankanın hesap özeti ve hesap kat ihtarnamesini Gebze 3. Noterliği'nin 06/02/2020 tarih ... yevmiye no'lu ihtarnamesini borçlulara gönderdiğini, ihtarnameye rağmen borç ödenmediği gibi ödeme planına da bağlanmadığını beyanla keşide edilen ihtarnamelere rağmen borcun ödenmemesi üzerine ihtarnamede belirtilen alacağın tahsili için borçlu hakkında Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalıların borca yaptığı itiraz üzerine borçlular yönünden takibin durduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı borçlulardan ...'nın takip dosyasındaki borca, faize, faiz oranına ve her türlü ferilerine itirazının iptali, ... Ltd. Şti. ve ...'ın takip dosyasındaki akdi faize, temerrüt faiz oranına ve temerrüt faizine ilişkin itirazlarının iptali ile haklarındaki takibin devamına, takibi geciktirmeye yönelik itiraz eden kötü niyetli davalı-borçlulardan ...'nın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... ve ... Şirketi vekili; davalı ... ile davacı banka arasında anlaşma sağlandığını, davalı ... tarafından icra dosyasındaki faize itirazdan feragat edildiğini, müvekkili ile bankanın ödeme ve taksitlendirme anlaşması yaptıklarını ve müvekkili tarafından işbu icra borcunun aylık taksitler halinde ödenmeye devam ettiğini, müvekkili ile davacı banka arasında yapılan protokol çerçevesinde davacı bankanın müvekkili hakkında davadan feragat etmesi halinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını belirtmiştir. Davalı ... adına usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "...davacı banka ile davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında 10/05/2017 tarihinde 2.000.000,00 TL'lik Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, diğer davalılar ... ve ...'ın 2.000.000,00 TL limitli müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeye taraf olduğu, icra takibine konu kredi borçlarının ödenmediği, mahkememizce aldırılan, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bankacı bilirkişi kök raporunda hükme esas hesaplanan asıl alacak, faiz ve ferileri tutarında davalıların icra takip tarihi itibariyle borçlu olduğu, ancak yargılama devam ederken kısmi ödemede bulunulduğu, buna göre ödemelerin düşülerek yeniden alınan ek bilirkişi raporu ile hesap edilen alacak kalemleri üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. İİK.'nun 67-(2) maddesi; "bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmünü içermektedir. YHGK.'nun 17.10.2012 tarih ve ... E, ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK.'nun 14.07.2010 gün ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı). Dava kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup; alacağın davalılar yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğu gözetilerek; davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yargılama sırasında yapılan kısmen ödeme nedeniyle ödemelerin mahsubu sonucunda bu kararın verilmesi, davalı ...'nın dava tarihi itibariyle talebin tamamından sorumlu olması ve dava açılmasına kendisinin sebebiyet vermesi nedeniyle, yine davalılar ... San. Tic. Ltd. Şti. İle ... davadan sonra itirazlarından feragat ettikleri için dava konusuz kaldığından bu davalılar da davanın açılmasına kendileri sebebiyet verdiğinden, davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından dava tarihinden sonraki ödemelerin hesap edilerek alınan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin yaptığı ödemelerin dava tarihi olan 06/11/2020 tarihinden sonraya ait olduğunu, davacı müvekkilin icra takip tarihi itibariyle davalılardan alacağının toplam 342.757,83 TL olduğunu, alacağının ihtarname ile kesinleştiğini, hükme esas bilirkişi raporunun eksik, hatalı, hukuki yönden yetersiz olduğunu, lehine hükmedilen icra inkar tazminatı ve dava vekalet ücretinin 28/01/2022 tarihli asıl alacak tutarı üzerinden hükme bağlanmasının kanuna aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili adli yardım talepli istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin maddi durumunun kötü olduğunu, borç kesintisinden sonra kalan maaşıyla geçimini sürdürmeye çalıştığını bu nedenle adli yardım talebinin kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı bankaya borcunun bulunmadığını, tüm borcun davalı şirket ve yetkilisi olan diğer davalının olduğunu, kapalı tebligat zarfının üzerinde ihtarname sureti olduğu belirtilse de zarfın içinden çıkmadığını, borcun kaynağına ilişkin başkaca evraklarında çıkmadığını, usule uygun tüm şartları yerine getirilmiş bir borçlanmanın mevcut olmadığını, davanın tamamen reddi gerektiğini, davanın kısmen kabulü halinde kendisini vekille temsil ettiren müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/09/2022 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ara kararı ile, davalı ... vekilinin adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, davalı vekili tarafından 04/10/2022 tarihinde istinaf harçlarının yatırıldığı anlaşılmıştır. Davalı ... vekili davacının istinaf başvurusuna karşı 13/10/2022 tarihli cevap dilekçesinde, HMK m. 336/3 uyarınca, adli yardım talebini inceleme yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesine ait olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın davalılar ... San. Tic. Ltd. Şti. ile ... yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, asıl alacak miktarının %20 si oranında icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 336/3. maddesinde "Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır." hükmü düzenlenmiş olup, anılan madde uyarınca davalının istinaf başvurusu sırasında adli yardım talebini inceleme görevinin Dairemize ait olduğu, ilk derece mahkemesinin adli yardım talebini değerlendirmesinin hatalı olduğu anlaşılmış, ancak davalının istinaf harçlarını yatırdığı görülmekle istinaf başvurusunun esastan incelenmesine geçilmiştir.
Davacı banka ile davalılardan ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 10.05.2017 tarihli 2.000.000,00-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, davacı tarafından sözleşmelere dayalı kredilerin kullandırıldığı, davacı banka tarafından hesap kat edilerek Gebze 3. Noterliği aracılığıyla ihtarname keşide edildiği, ancak icra takibine konu kredi borçlarının ödenmediğinden bahisle davalılar aleyhine davaya konu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır.
Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafın davalılar ve dava dışı ... aleyhine kredi kartı kredisi, ticari kredi ve ticari artı para kredisinden kaynaklanan borç miktarları ayrı ayrı gösterilmek suretiyle toplam 342.757,83-TL'nin tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibinin davalıların süresinde itirazları üzerine durduğu,
İİK.nun 67. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesi; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesini içermektedir. Hükmün infazda tereddüt oluşturup oluşturmadığının incelenmesi kamu düzeni ile ilgilidir.
Yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu icra takiplerinde kredi kartı kredisi, ticari kredi ve ticari artı para kredisinden kaynaklanan asıl alacak, işlemiş akdi faiz ile BSMV miktarları ve takip tarihinden itibaren asıl alacak kalemleri yönünden talep edilen temerrüt faiz oranları ayrı ayrı gösterilmek suretiyle ve fakat harca esas miktarın belirtilmesi açısından tüm asıl alacak kalemleri toplamı olan 342.757,83-TL bildirilerek tahsil talebinde bulunulduğu, Mahkemece davacı bankanın Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında, takip talebinde ayrı ayrı belirtilen alacak kalemleri ve temerrüt faiz oranları dikkate alınmaksızın tüm asıl alacak kalemlerinin toplamı olarak belirlenen miktarlar üzerinden ve tek bir temerrüt faiz oranı belirtilerek takibin devamına karar verilmesi infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğundan hükmün bu yönden hatalı olduğu anlaşılmıştır.
İİK. 67 nci maddesine dayalı itirazın iptali davalarında takip tarihi gözetilerek borç miktarı belirlenir ve itiraz edilen ancak itirazda haksız olunan borç miktarına itirazın iptaline ve takibin bu miktarlar üzerinden devamına karar verilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.06.2022 tarih, ... E. ve ... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve ... E., ... K., 23.05.2018 tarihli ve ... E., ... K., 22.11.2018 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Buna karşılık bu davalarda, borç tamamen itfa edilmedikçe dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dosya kapak hesabında dikkate alınması gerekmekte olup, mahkemece itiraz edilen takip tarihi itibari ile kredi kartı kredisi, ticari kredi ve ticari artı para kredisi alacak kalemleri yönünden ayrı ayrı ve toplam borç miktarı doğrultusunda kabul kararı verilip, tahsil edilen paranın miktarı belirtilerek bu miktarın icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği yönünde hüküm kurulması gerekirken bu duruma aykırı olarak düzenlenen ve hesap kat ihtarının tebliğine ilişkin tebligat mazbatası getirtilmeden noterlik onay şerhi üzerinden yapılan inceleme ile kat ihtarının tebliğine ilişkin tebligatın usulsüz olduğu belirtilen ve icra takibinde her bir alacak kalemi yönünden talep edilen akdi ve temerrüt faiz oranı farklı olduğu halde taleple bağlılık ilkesi gözetilmeden diğer davalılar ile yapılan borç ikrarı ve ödeme taahhüdüne göre yapılan hesaplama ve belirlenen faiz oranı üzerinden düzenlenen ... tarihli ek bilirkişi raporuna itibar edilerek ve tek bir alacak kalemi şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Temerrüt faizi Genel Kredi Sözleşmesinin 2.7. maddesinde;"... Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten borcun tamamının tasfiye edildiği tarihe kadar bankanın müşteriye kullandırdığı nakdi kredi türlerine kredinin kullandırıldığı tarih ile temerrüt tarihi arasında süre içinde bankaca uygulanan en yüksek kredi faiz oranının 2 katı tutarında temerrüt tarihi itibariyle temerrüt faizi hesaplanmasına...” şeklinde düzenlenmiş, yine kredi kartı ve KMH alacakları yönünden TCMB tarafından belirlenen dönemsel faiz oranlarının uygulanması gerekmektedir.
Yerleşik yargı kararlarında, temerrüt faizine esas alınacak oranın banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan oranların uygulanması gerektiği belirtilmekte olup; buna göre, bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi talep edebilmesi için Merkez Bankasına bildirilen değil, fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarını belgelemesi gerekmektedir. Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek faiz oranları temerrüt faizi belirlenmesine esas alınmamaktadır (benzer şekilde Yargıtay 11.HD'nin 2020/8317 Esas, 2022/3418 Karar sayılı ve 26/04/2022 tarihli ilamı).
Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş, hesap kat ihtarının tebliğine ilişkin tebligat mazbatası dosya kapsamına alındıktan sonra bankacılık alanında uzman yeni bir bilirkişiden bilirkişiye banka kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapma yetkisi verilip yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle; hesap kat ihtarının davalıya usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, takip tarihi itibari ile kredi kartı kredisi, ticari kredi ve ticari artı para kredisi alacak kalemleri yönünden ayrı ayrı alacak miktarının tespiti, kredi kartı ve KMH alacakları yönünden TCMB tarafından belirlenen dönemsel faiz oranlarının uygulanması, ticari kredi alacağı yönünden temerrüt tarihinde bankanın fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı tespit edilerek, bu oran esas alınıp, temerrüt faiz oranı da belirlenmek suretiyle yapılacak hesaplamaya ilişkin ve dosyada alınan raporlara yönelik itirazları da karşılar şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir.
Sonuç olarak, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı ve davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2.6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3.6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4.İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı ve davalının diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
5.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesi'nce talebi halinde taraflara İADESİNE,
6.Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesi'nde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
7.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı ve davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8.6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE,
9.Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.06/03/2026 ...