Yargıtay
- Mahkeme
- Yargıtay
- Karar Tarihi
- 23.10.2023
- Karar Sonucu
- KABULÜNE
Hukuk Genel Kurulu 2025/346 E. , 2025/837 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
2023/838 Esas, 2023/2827 Karar sayılı BOZMA kararı
1.Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2.Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3.Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi
4.
Davacı vekili, müvekkiline ait ... Eczanesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu (Kurum) arasında yapılan 2012 yılı protokolü kapsamında, Adana ilinde yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen 30.09.2013 tarihli rapora dayanılarak bir adet reçete nedeniyle protokolün 4.3.6. maddesi uyarınca 18.09.2014 tarihli işlem ile faiziyle birlikte toplam reçete bedeli olan 27.777,83 TL tutarında para cezası uygulandığını, söz konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı
5.Davalı vekili yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, 04.12.2014 tarihli beyan dilekçesinde; işlemin hukuka uygun olduğunu, reçetedeki ilacın hasta veya yakınına teslim edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Birinci Kararı
6.Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli ve 2015/247 Esas, 2015/504 Karar sayılı kararı ile; Kurum işlemine konu reçetede yer alan ilacın hastaya değil üçüncü bir kişiye teslim edildiği kanaatiyle davacı hakkında cezai işlem uygulandığı ancak söz konusu 27.04.2008 tarihli reçetede hasta olarak görünen ...’ün, cezai işleme konu ilacı ... Eczanesinden bizzat alarak kullandığını, reçete arkasında yer alan imzanın kendisine ait olduğunu ifade ettiği, bu hâliyle davacıya uygulanan cezai işlemin taraflar arasında imzalanan protokolün 5.2.3. maddesine uygun olmadığı, ve işlemin iptal edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Birinci Bozma Kararı
7.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
8.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 15.05.2019 tarihli ve 2016/9946 Esas, 2019/6189 Karar sayılı kararı ile; “…1-Dava, davacı eczacı ile davalı arasında düzenlenen 2012 yılı Eczane Protokolü nedeniyle uygulanan cezai şart işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece tanık olarak beyanı alınan reçete sahibinin reçetede yazılı ilaçları aldığı, imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmesi gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemize gelen benzer uyuşmazlıklarda cezai şarta konu olay nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından başlatılan soruşturmaların bulunduğu ve reçete sahibi hastaların soruşturma dosyasında şüpheli olduğu anlaşılmıştır. (Dairemizin 2015/32155 Esas, 2016/19427 Esas sayılı kararları) Hukuk hâkimi Türk Borçlar Kanunu' nun 74. Maddesi (Eski B.K.53.Md.) uyarınca ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile bağlı değildir. Ancak mahkumiyet ve tespit edilen maddi olgularla bağlıdır. Mahkemece, soruşturma dosyasının sonucu beklenerek, soruşturma dosyası kapsamı ile bu dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirilerek sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2.Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemenin İkinci Kararı
9.Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli ve 2020/11 Esas, 2022/506 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; hasta ...’ün Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/7 Esas sayılı dava dosyasında verdiği savunmasında, ...’i Hemofililer Derneği Kongresi’nden tanıdığını, ilaçlarını bizzat doktorlara müracaat ederek raporlarını sunmak ve muayene olmak suretiyle yazdırdığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını beyan ettiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda ilacın ... isimli kişiye teslim edildiğinin belirtildiği, ancak adı geçenin ilaçları hastaya ulaştırmadığına dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, ...’ün hemofili hastası olduğu, uzman hekimlerce düzenlenen bilirkişi raporunda reçetede yazılı ilaçların hasta için gerekli olduğunun ifade edildiği ve hasta tarafından da ilaçların alınıp kullanıldığının beyan edildiği, ayrıca ...’ün talimatla alınan beyanında cezai işleme konu reçeteyi alarak kullandığını, ilacı eczaneden bizzat temin ettiğini ve reçete arkasındaki imzanın kendisine ait olduğunu belirttiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, 2012 yılı protokolünün 5.3.2. maddesinde yer alan “Ancak hastanın ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz” hükmü uyarınca davacı hakkında tesis edilen kurum işleminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı hakkında uygulanan para cezasına ilişkin Kurum işleminin iptaline, taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine ve sözleşmenin aynı şartlarla devamına karar verilmiştir.
Özel Daire İkinci Bozma Kararı
10.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
11.Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23.10.2023 tarihli ve 2023/838 Esas, 2023/2827 Karar sayılı kararı ile; “…Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/7 E. sayılı dava dosyasının sonucu beklenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı
12.Mahkemenin 18.04.2024 tarihli ve 2024/81 Esas, 2024/259 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, aynı müfettiş raporuna dayalı olarak başka eczacılar aleyhine açılan davalarda benzer mahiyette verilen kararların Özel Dairece onanarak kesinleştiği, ... isimli hastanın reçeteye konu ilacı teslim aldığını hem eldeki dosyada hem de ceza dosyasında beyan ettiği, ceza dosyasında davacı eczacının sanık olarak yer almadığı, suç ve cezaların şahsiliği ilkesi ile adil ve makul sürede yargılanma hakkı birlikte değerlendirildiğinde ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi
13.Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK
14.Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, bozma kararına uyan Mahkemenin bozma gereklerini yerine getirip getirmediği, buradan varılacak sonuca göre Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/7 Esas sayılı dava dosyasının sonucunun beklenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE
15.Uyuşmazlığın çözümüne geçmeden önce davaya konu işleme dair Protokol hükümlerinin irdelenmesinde fayda bulunmaktadır.
16.Davalı Kurum, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 73. maddesi çerçevesinde, Kurum sigortalılarının ilaç ihtiyaçlarının karşılanması için Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden ilaç ve tıbbî malzeme teminine ilişkin protokoller imzalamıştır. Davacıya ait eczane de bu çerçevede Kurum sigortalılarına hizmet vermektedir.
17.Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Adana Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından davacıya gönderilen 18.09.2014 tarihli yazıda; "Kurumumuzla sözleşmeli olarak faaliyet gösterdiğiniz eczaneniz hakkında Kurumumuz Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Başmüfettişi tarafından yapılan inceleme sonucunda, 30/09/2013 tarihli ve 88392/SRŞ/02 sayılı soruşturma raporu düzenlenmiştir. Düzenlenen raporda, başka ilde ikamet eden ve muayene olmadan hasta adına düzenlenen, ekli listede detaylı bilgileri yer alan 1 adet reçetenin eczaneniz tarafından Kurumumuza fatura edildiği, reçete arkasında ilacı teslim alan kişi bilgisi olarak hasta bilgilerinin ve imzasının yer aldığı ancak reçetede bulunan ilaçları hastaya değil başka bir kişiye teslim ettiğinizin tespit edildiği belirtilmiştir.
Kurumumuz ile T.E.B arasında imzalanan 2012 yılı Eczane Protokolü’nün 5.3.2 maddesinde; “Eczanenin Kuruma fatura ettiği reçetelerde bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığının tespit edilmesi halinde reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 (bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak hastanın ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz.” Belirtilen hususlara gerekli özeni göstermeniz gerekmekte olup aksi halde madde gereği tarafınıza yazılı uyarı ve cezai şart işlemi uygulanacaktır. 2012/4.3.6. maddesi gereği 1 adet reçeteden kaynaklı Kurum zararı 18.075,18 TL, 19.06.2014 tarihi itibariyle hesaplanan 9.702,65 TL yasal faiz olmak üzere toplam 27.777,83 TL adınıza borç tahakkuk ettirilmiştir” şeklinde bildirimde bulunulmuştur.
18.Kurumun davacı hakkında uyguladığı 2012 yılı Protokolü'nün 4.3.6. maddesi; "Protokolün (5.3) numaralı maddesindeki fiillerin tespit edildiği reçetede fiili ilgilendiren reçete veya ilaç bedelleri ödenmez. Kurumca yapılan yersiz ödemeler varsa, ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte eczacının Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir. Eczacının alacağının yersiz ödeme tutarını karşılamaması veya alacağının olmaması halinde, genel hükümlere göre tahsil edilir" hükmünü taşımaktadır.
Aynı Protokolün 5.3.2. maddesi; "Eczacının Kuruma fatura ettiği reçetelerde (e-reçete olarak düzenlenenler hariç) bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığının tespit edilmesi halinde, reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı yazılı olarak uyarılır, tekrarı halinde reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 (bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak hastanın ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz" şeklindedir.
19.Davacı eczacı, eldeki dava ile Kurumun bildirimi üzerine tesis edilen işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamından, olayla ilgili olarak geniş çaplı bir soruşturmanın yürütüldüğü, hemofili hastalığında kullanılan ve yüksek maliyetli ilaçlara ilişkin olarak ceza soruşturmasının yapıldığı, bu soruşturma sonucunda Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/7 Esas sayılı dosyasında yargılamanın yürütüldüğü anlaşılmaktadır.
20.Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen 03.12.2015 tarihli karar, Özel Dairenin 15.05.2019 tarihli kararı ile soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesi ve dosya kapsamının bir bütün hâlinde değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma kararına uyulmuş, soruşturma ve kovuşturma dosyaları incelenerek yargılamaya devam edilmiştir. Nihayetinde Mahkemece, Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/7 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesinin gerekli olmadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne ilişkin ikinci karar tesis edilmiş, bu kararın da Özel Dairece bozma gereklerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle bozulması üzerine Mahkemece önceki kararında direnilmiştir.
21.Mahkemece, ilk bozma kararına uyulmak suretiyle bozma doğrultusunda soruşturma dosyasının incelendiği, akabinde kovuşturmanın yürütüldüğü Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/7 Esas sayılı dosyasının da değerlendirilmesi suretiyle davacı eczacının anılan ceza dosyasında taraf olmadığı hususunun tespit edildiği; her ne kadar davaya konu reçetede hasta olarak görünen ... söz konusu ceza dosyasında sanık sıfatıyla yargılanmakta ise de verdiği tüm beyanlarda davaya konu ilacı alıp kullandığını ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumun, yukarıda açıklanan protokol hükümleriyle birlikte, direnme kararı gerekçesinde de belirtildiği üzere suç ve cezaların şahsiliği ilkesi ile adil ve makul sürede yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi sonucunda, Mahkemenin bozma gereklerini yerine getirdiği ve Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/7 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesine gerek kalmadığı sonucuna varılmıştır.
22.Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, Mahkemenin bozma kararına uyması nedeniyle Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/7 Esas sayılı dosya sonucunu beklemesi gerektiği, direnme kararının yerinde olmadığı görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
23.Hâl böyle olunca, direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.
24.Ne var ki, sair temyiz itirazları yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Direnme uygun bulunduğundan, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Geçici Madde 3” hükmü atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
17.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.