23. Ceza Dairesi

Tebliğname No : KYB - 2015/313993 Mala zarar verme ve tehdit suçlarından şüpheli H.. K.. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06/02/2015 tarihli ve 2015/855 soruşturma, 2015/1001 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Tarsus Sulh Ceza Hâkimliğinin 08/04/2015 tarihli ve 2015/858 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08/09/2015 Gün ve 18370/58977 sayılı Kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/10/2015 gün ve 2015/313993 sayılı yazısıyla dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteminde; Dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında tehdit suçu yönünden delil yetersizliği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'unun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.’’ şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,müştekinin 27/01/2015 havale tarihli dilekçesinde müteaddit defa şüphelinin kendisini tavuk çiftliğini yakmakla tehdit ettiğini beyanla dilekçesinde olaya ilişkin tanıklarını bildirdiği, soruşturma kapsamında tanık olarak bildirilen kişilerin hepsinin olaya ilişkin ifadeleri alınmadığı gibi, soruşturma kapsamında bilgisine başvurulan tanıkların sadece mala zarar verme olayına ilişkin ifadeleri alındığı cihetle, müştekinin şikayet dilekçesindeki tehdit iddiaları araştırılmadan ve tanık olarak gösterilen şahısların ifadelerine başvurulmaksızın eksik soruşturma ile tesis edilen karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap