4. Ceza Dairesi
I-Olay: Tehdit ve hakaret suçlarından sanık .... hakkında yapılan yargılama sonucunda, Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/05/2011 tarihli kararıyla , 7 ay 15 gün hapis ve 2.240 Türk lirası adlî para cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın kesinleşmesinden sonra sanığın deneme süresi içerisinde 01/10/2013 tarihinde işlediği kasıtlı bir suçtan mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle mahkemesine ihbarda bulunulduğu, Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesince duruşma açılmaksızın koşulları oluştuğundan önceki hükmün açıklanmasına karar verildiği, temyiz edilmeyerek kesinleşen bu hükümle ilgili infaz aşamasında kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Açıklanması geri bırakılan hükümle ilgili olarak, deneme süresi içerisinde suç işlenmesi nedeniyle, duruşma açılmaksızın verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada, mahkemece sanığın yokluğunda verilen hükmün, taşınmış olduğu şerhi düşülen MERNİS adresinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre 10.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir. Yasa yoluna başvuru hakkının kullanılabilmesi açısından anılan tebliğin yasa ve yönteme uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Dosya içerisinde yer alan ve Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/4542 ilamat numarası üzerinden düzenlenmiş tebliğnameye göre, sanığın 14.02.2014 tarihinde cezaevine girdiği, koşullu salıverilme tarihinin ise 10.12.2014 olduğu görülmektedir. Tebligat Kanunun 19. maddesinde “Mevkuf ve mahkümlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder” hükmüne yer verilmiştir. 25.02.2014 tarihli gerekçeli kararın cezaevi kanalıyla sanığa tebliğ edildiğine dair dosya içerisinde bilgi veya belge bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalar karşısında, başka suçtan hükümlü olan sanığın yokluğunda verilen kararın, MERNİS adresinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ edilmesinin hukuken geçersiz olduğu, bu çerçevede, kararın sanık .. usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın