4. Ceza Dairesi

I-Olay: Tehdit ve hakaret suçlarından sanık E.. P.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Gaziantep 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 07/04/2014 tarihli kararıyla, sanığın eyleminin alacağını tahsil amacıyla yağma suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle, ağır ceza mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, sanık müdafiinin görevsizlik kararına itirazı üzerine, mercii Gaziantep 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/05/2014 tarihli kararıyla itirazın kabulüne karar verilerek, sulh ceza mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırıldığı, kesin olan bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Sulh ceza mahkemesince eylemin alacağını tahsil amacıyla yağma suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararını, itiraz üzerine kaldıran merci kararının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5237 sayılı TCK'nın malvarlığına karşı suçlar başlıklı 10. bölümünün 148. maddesinde yağma, 149. maddesinde nitelikli yağma suçları düzenlenmiş, “daha az cezayı gerektiren haller” başlıklı 150. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2011 gün ve 6/7-63 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK'da, 765 sayılı TCK’nın 308. maddesindeki “kendiliğinden hak alma” suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine yasada belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK’nın 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı TCK’nın 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin özel kastına önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili Yasada belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık hakkında cep telefonu mesajı yoluyla müştekiye tehdit ve hakaret ettiği iddiasıyla sulh ceza mahkemesine açılan kamu davasıyla ilgili olarak, mahkemece sanığın eyleminin alacağını tahsil amacıyla yağma suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle, TCK'nın 150/1. maddesinin uygulanması için ağır ceza mahkemesine görevsizlik kararı verildiği görülmektedir. Dosya kapsamında yer alan ifadeler, mesaj tespit tutanağı ve şikayetin kapsamına göre sanık ile müşteki arasında alacak-borç ilişkisinin bulunduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle eylemin gerçek bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirilen tehdit ve hakaret suçlarına ilişkin olması karşısında, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı belirlendiğinden, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 19/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap