Sulh Hukuk Mahkemesi
1. Hukuk Dairesi 2003/663 E., 2003/2653 K.
1. Hukuk Dairesi 2003/663 E., 2003/2653 K.
818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 248 ]
1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 288 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu meskenin maliki olduğunu, davalının haksız yere taşınmazı işgal ettiğini ileri sürerek elatmasının önlenmesini istemiştir. Davalı, taşınmazı davacıdan önceki malikte yaptığı anlaşma gereği kullandığını, bu anlaşmanın davacıyı da bağlayacağını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının önceki malikin kiracısı olarak taşınmazda bulunduğu, bu durumda tahliye davasının Sulh Hukuk Mahkemesin de açılabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.3.2003 Salı günü saat 9.30 da daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi Murat Ataker'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR
Dava, çaplı taşınmazdaki bağımsız bölüme haksız işgal nedeniyle elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Davalı, ekişmeli bölümün kendisine ait iken davacının bayiine sattığını, taşınmazdaki sattığı kişiye ait ipotek borcunu ödemesi karşılığında bu yeri kullandığını savunmuş, mahkemece davalının kiracı olduğu, bu durumda Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açılabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Bilindiği üzere; özel yasa hükümleri saklı kalmak koşuluyla, gerek taşınır gerekse taşınmaz mallara ilişkin kira sözleşmelerinin geçerli olması hiçbir biçim koşuluna bağlı değildir. Kira sözleşmeleri yazılı veya sözlü yapılabileceği gibi zımni (üstü kapalı) olarakta vucuda getirilebilir. Yeterki taraflar kira sözleşmesinin esaslı unsurlarında anlaşmış olsunlar. Nitekim bu kural 18.3.1942 tarih 37/6 sayılı inançları birleştirme kararında açıkça vurgulanmıştır. Nevarki kira ilişkisi bir hukuki fiil (vakıa) değil, bir hakkın doğumuna, değiştirilmesine veya ortadan kaldırılmasına neden olma niteliği itibariyle bir hukuki işlem (muamele)dir. Bu nedenle, HUMK.nun 288.maddesi uyarınca 1.1.1998 tarihinden itibaren 20.000.000 lirayı aşan (23.6.1996 gün ve 4146 sayılı yasaya göre) sözleşmeler hakkında tanık dinlenilebilmesine olanak yoktur; kira sözleşmesinin varlığı, ancak yazılı delille ispat edilebilir. Hemen belirtilmelidirki, sözü edilen miktar, yıllık kira tutarına bakılarak belli edilir. Sözlü kira sözleşmesi kurulduğu yolundaki savunmanın, ilgilisine (davalıya yada davalılara) yemin teklif etme hakkı verebileceği; ayrıca HUMK.nun 292 ve 293.maddelerinde değinilen ayrıcalıklarında gözetilmesinin gerekeceği kuşkusuzdur. Mahkemece, yukarıda değinildiği anlamda bir araştırma yapılmaksızın kira ilişkisinin varlığından söz edilerek görevsizlik kararı verilmesi ve eksik soruşturma ile hüküm kurulması isabetsizdir. Tarafların temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.3.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.