Taraflar arasındaki kadastro tespitine ve orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: Davacı gerçek kişiler 02.09.1988 tarihli dilekçeleri ile K.Terzi Köyü 1572 ve 1574 parseller ile bu parsellerin batısında kalan 1592 parsel içindeki (A) ve (B) harfli 3400 m2 ve 19.600 m2 yüzölçümündeki bölümlerin yörede 1988 yılında ilan edilen orman kadastro çalışmalarında orman sınırları içinde kaldığını belirterek orman kadastro çalışmasının iptali ile orman sınırları dışına çıkarılarak adlarına tescilini talep etmişlerdir. Bu dosya ile birleştirilen Şarköy Kadastro Mahkemesinin 24.05.1999 gün 1985/13-56 sayılı dosyasında ise, Hazine 1572 parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile kadastro tespitine itiraz davası açmış; mahkemece, yapılan yargılama sonucunda vergi kaydı kapsamında kaldığı kabul edilen 4500 m2'lik bölümün davalı gerçek kişiler adına, vergi kaydı miktar fazlası olan 8100 m2'lik bölümün ise Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, sözkonusu ilamın davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.12.1984 tarih ve 1984/1482-15167 sayılı kararında "çekişmeli taşınmazın vergi kaydı ile birlikte dava dışı başka parsellere de revizyon gördüğü anlaşılan 23.10.1962 tarih 76 nolu tapu kaydına dayanılarak tesbit edildiği anlaşılmakla, bu tapu kaydının, revizyon gördüğü parseller de getirtilerek mahalline uygulanması, kayıt malikleri ile davalıların miras ilişkilerinin belirlenmesi, revizyon parsellerini çevreleyen komşu parsel tutanak ve dayanaklarının getirtilerek uygulanması çekişmeli taşınmazın tapu kayıt kapsamı içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı saptandığına göre öncesinin Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olan çalılık ve fundalıktan açılarak imar ihya edilen yerlerden olup olmadığının araştırılması, zilyetlik hususunda ve tapulama kanununun 33/4 maddesi gereğince 20 ve 50 dönümlük yer yönünden araştırma yapılması" gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında sözkonusu dosya kadastro mahkemesinin 1988/156 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Bu davaya müdahil olarak katılan gerçek kişi ise, çekişmeli 1572 ve 1574 parsel sayılı taşınmazları davacılardan satın aldığını belirterek davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda çekişmeli 1574 parsele yönelik davanın reddine, çekişmeli 1572 parsele yönelik müdahil davacının davasının kabulüne ve bu taşınmazın müdahil gerçek kişi adına tapuya tesciline, 1592 parsel içinde yer alan çekişmeli (A) ve (B) harfli 3400 m2 ve 19.600 m2 yüzölçümündeki bölümlere yönelik davasının ise, orman sınırları içinde kalması ve orman sayılan yerlerden olması nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava hem kadastro tespitine itiraz, hem de 6 aylık askı ilan süresi içinde açılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir. Yörede 1973 yılında seri bazında yapılan orman kadastro çalışması ile 1744 Sayılı Yasaya göre yapılarak 1978 yılında ilan edilen orman kadastro çalışması, 3302 Sayılı Yasaya göre 04.03.1988 yılında yapılarak ilan edilen herhangi bir nedenle dışta kalan ormanların kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Arazi kadastro çalışması ise 1982 yılında yapılarak ilan edilmiştir. Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli 1572 ve 1574 parsellerin yörede yapılan orman kadastro çalışmalarında orman sınırları dışında bırakıldığı anlaşılmakla mahkemece bu taşınmazlara yönelik olarak davacı gerçek kişilerin orman kadastro çalışmasına itiraz davasının reddi gerekirken mahkemece sadece 1574 parsele yönelik olarak davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacı gerçek kişilerin açtıkları orman kadastrosuna itiraz davasında 1592 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan (A) ve (B) harfli bölümlerin orman kadastro çalışmasında orman sınırları içine alındığı saptanmış ve uzman bilirkişiler tarafından bu bölümlerin resmi belgelerdeki konumu incelenerek araştırma yapılmamış ise de mahkemece bu bölümleri ile ilgili olarak davanın reddi yolunda kurulan hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmediği için bu hususta inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu durumda, eldeki dava da temyiz incelemesinin sadece Hazine tarafından Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olduğu iddiası ile açılan 1572 parselle ilgili kadastro tespitine itiraz davası ile yargılama sırasında davaya müdahil olan gerçek kişinin talebi yönünden yapılması gerekmiştir. Mahkemece 1572 parsele ilişkin olarak kurulan ilk hüküm Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.12.1984 tarih ve 1984/1482-15167 sayılı kararı ile bozulmuş ve mahkemece bozma kararına uyularak yargılama yapılmış ise de bozma kararına gerekleri yerine getirilmemiştir. Mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmaz ile birlikte dava dışı 1587, 1588, 1589, 1590, 1592, 1565 ve 1552 parsel sayılı taşınmazlar ile birlikte etrafındaki taşınmazları gösteren kadastro paftası kadastro müdürlüğünden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin 1973, 1978 ve 1988 yılarında yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin renkli, onaylı orman tahdit haritaları ve çalışma tutanakları orman işletme müdürlüğünden istenmeli, kaydın revizyon gördüğü kadastro parselleri ile bu parselleri dıştan çevreleyen taşınmazlara ilişkin kadastro tesbit tutanakları ve varsa dayanakları olan kayıt ve belgeler ile 25.10.1962 tarih 76 nolu tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte dosyaya getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, ayrıca bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı "orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır" hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin "Teknik İşler" başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, 1973, 1978 ve 1988 yıllarında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 2.madde, 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 - 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan 1973, 1978 ve 1988 yıllarında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon 2.md ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli 1572 parsel sayılı taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile 1988 de yapılan orman kadastro çalışması, aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir. Yukarıda açıklandığı şekilde yapılacak inceleme sonucunda çekişmeli 1572 parsel sayılı taşınmazın tahdit dışında bırakıldığı saptandığında ise taşınmaz ve çevresindeki diğer parsellerinin eylemli durumları, varsa üzerlerindeki ağaçların cinsleri yaşları, dağılımları belirlenip, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafı çekişmeli taşınmaz ve geniş çevresine uygulanmak suretiyle taşınmazın ve çevresinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı yasanın 45. maddesi ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün 31/13; 14.03.1989 gün 35/13 E.K., 13.06.1989 gün 7/25 E.K. ile iptal edildiğinden bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilse dahi salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülerek taşınmaz ve çevresindeki diğer parsellerinin memleket haritasındaki konumu saptanıp bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilerek bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli 1572 parsel sayılı taşınmazın resmi belgelerde de orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığında bu defa yerel bilirkişi ve tarafların tanıkları mahallinde dinlenerek çekişmeli taşınmaza revizyon gören 25.10.1962 tarih 76 nolu tapu kaydı ile 1937 tarih 1020 nolu vergi kaydı uygulanmalı, kapsamları belirlenmeli, revizyon parsellerini dıştan çevreleyen taşınmazların dayanakları olan kayıt ve belgelerin çekişmeli taşınmaz yönünün ne olarak gösterdiği araştırılmalı, müdahil davacı çekişmeli taşınmazı davacı gerçek kişilerden satın aldığını iddia ettiğine göre delilleri istenerek müdahilin 3402 Sayılı Yasanın 26. maddesi (D) bendine göre kadastro tesbitinden önceki haklara dayanıp dayanmadığı hususu değerlendirilmeli, çekişmeli taşınmaz üzerinde varsa zilyetliğinin ne şekilde olduğu, ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunup bulunmadığı hususunda tanık dinlenmeli 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddesindeki koşullar araştırılmalı ve toplanacak delillere göre hüküm kurulmalıdır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın