Halil ile Fatma ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının davalı Medine yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne dair (Nurdağı Asliye Hukuk Hakimliği)'nden verilen 30.11.2005 gün ve 74/199 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Medine dışındaki diğer davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü: Davacı Halil vekili, Gözlühöyük köyü 125 parselin, davalıların miras bırakanı Seydo'dan satın alan Ali tarafından 15.10.1968 tarihinde vekil edenine satılarak devredildiğini, o tarihten İtibaren vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda olduğunu, kayıt maliki Seydo'nun 03.09.1971 tarihinde öldüğünü, TMK'nın 713/2. maddesindeki kazanma koşullarının oluştuğunu açıklayarak tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacının ölmesi üzerine mirasçıları tarafından yargılamaya devam edilmiştir. Bir kısım davalılar vekili, davalıların haksız işgal ettiklerini, tarlanın para faizsiz tarla icarsız olarak davacı tarafından kullanıldığını, satış olmadığını, satış senedinin sahte olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davalı Medine dava tarihinden önce öldüğü anlaşıldığından bu davalı yönünden davanın reddine, diğer davalılar Fatma, Sultan, Ayişe, Hasibe aleyhine açılan davanın kabulü ile 125 parselin davalılara ait 1/5'er paylarına ait tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında Halil mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, kabul edilen paylara yönelik olarak bir kısım davalılar vekili Av. Tuncay tarafından temyiz edilmiştir. Tapulama çalışmalarında 125 parsel, 04.09.1951 gün ve 101 numaralı tapu kaydına dayanılarak 26.08.1963 tarihinde Abdullah oğlu Seydo adına tespit edilmiş, tapulama tutanağı 20.05.1964 tarihinde kesinleşmiştir. Tapu kaydı 05.03.1997 tarihinde intikal görmüş ve mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürülerek Ayişe, Hasibe, Medine, Sultan ve Fatma adına 1/5 pay esasına göre tapuya tescil edilmiştir. Dosyaya getirtilen nüfus kaydına göre taşınmazda 1/5 pay sahibi görünen davalılardan Medine 15.11.1999 tarihinde ölü olduğuna, dava 22.05.2002 tarihinde ölü Medine davalı gösterilerek açıldığına, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gibi mirasçılarının davaya dahil edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği dikkate alınarak Medine yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi bu payla ilgili hükmü temyiz eden de olmamıştır. Temyiz 125 parselde 1/5'er pay malikleri davalılar Fatma, Sultan, Ayişe, Hasibe ile ilgili verilen kabul kararına yöneliktir. Dava, TMK'nın 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça İzin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandıncı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nın 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik karan verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın temamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" denilmiştir. Dava konusu taşınmaz öncesi itibariyle tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Tapulu bir taşınmazın haricen satış ve devri hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. Bundan ayn harici satın alma tespit tarihinden sonraki bir tarihe rastladığı için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinin olaya uygulama kabiliyeti bulunmadığı gibi, anılan maddede belirtilen kazanma süresi ve koşullan da geçmemiştir. Bu nedenle, davacıların Kadastro Kanunu hükümlerinden yararlanmaları mümkün değildir. Bu durumda, uyuşmazlığa TMK'nın 713/2. maddesi hükmü çerçevesinde bakılması gerekmektedir. Dosyaya ibraz edilen veraset belgesine göre Seydo 03.09.1971 tarihinde ölmüştür. Kayıt malikinin ölüm tarihinden, intikal tarihine kadar dava konusu payları kapsayan taşınmazın davacılar ve miras bırakanları Halil tarafından 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmiş olması halinde böyle bir kaydın hukuki değerini yitirmesi mümkün olabilir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre taşınmazı kayıt maliki Seydo'dan satın alan Ali'nin, davacıların miras bırakanı Halil'e sattığı ve devrettiği, kayıt maliki Seydo'nun Ölüm tarihinden 05.03.1997 intikal tarihine kadar davasız, aralıksız malik sıfatıyla zilyetliği altında bulundurdukları yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edilmiş, ölüm tarihinden intikal tarihine kadar 20 yıldan fazla sürenin geçtiği belirlenmiştir. Davalılar vekilinin İddia ettiği gibi, Adli Tıp Kurumu'nun da kesin tespit yapamadığı senetteki parmak izinin kayıt malikine ait olmadığı, senetle satışın bulunmadığı kabul edilse dahi, davacıların miras bırakanı Halil'in, kayıt maliki Seydo'nun ölüm tarihi olan 1971 yılından İtibaren taşınmazda malik sıfatı ile zilyet olduğu yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından bildirildiğine göre senedin olmaması mülkiyeti kazanmayı engellemez. Bu durumda dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının TMK'nın 713/2. maddesi hükmü uyannca hukuki değerini yitirdiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle, yazılı şekilde bu paylar bakımından davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün (ONANMASINA) 24.09.2O07 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap