9. Hukuk Dairesi 2008/5558 E., 2008/30603 K.
9. Hukuk Dairesi 2008/5558 E., 2008/30603 K.
KIDEM VE İHBAR TAZMİNATI
NİSPİ AVUKATLIK ÜCRETİ
PRİM ALACAĞI
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki, 2005 yılı pirim alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi davacı avukatıncada duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.11.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat H.Fehmi Hasanoğlu ile karşı taraf adına Avukat M.Bülent Kısar geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacı işçi 2005 yılı prim alacağının ödetilmesini talep etmiş, davalı işveren dönem içinde ve 28.2.2006 tarihine kadar ayrılan personele ödeme yapılmayacağını savunmuştur.
Mahkemece, pirim sistemi prosedürüne göre 28.2.2006 tarihine kadar ayrılan personele ödeme yapılmayacağının belirlendiği, davacının iş sözleşmesinin 10.11.2005 tarihinde sona ermiş olması ve aynı tarihte imzaladığı feragatname uyarınca 2005 yılı primine hak kazanmayacağı gerekçesiyle isteğin reddine karar verilmiştir.
Davacının iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte imzalanan ibranamede, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin alacağı bakımından miktarlar belirtilmiş, ayrıca bazı işçilik alacaklarına miktar belirtilmeksizin yer verilmiştir. Ancak söz konusu ibranamede davaya konu olan prim alacağından hiç söz edilmemiştir. İş Hukukunda ibranamenin dar yorumu ilkesi çerçevesinde, ibranamede her türlü haklardan vazgeçildiği yönündeki genel ifadeler metin içinde yer almayan işçilik alacakları bakımından borcu sona erdiren bir etkiye sahip değildir.
Öte yandan ibraname varlığı çekişmesiz olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir sözleşme olmakla, hak kazanılmadığı yönündeki savunma ile borcun ibraname yoluyla sona erdiği yönündeki beyanlar, birbiriyle çelişmektedir. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre savunma ile çelişen ibranameye değer verilemez. Hukuk Genel Kurulunun kararları da bu doğrultudadır (Yargıtay H.G.K. 15.5.2002 gün 2002/ 9-418 E, 2002/ 392 K.). Mahkemece ibranameye değer verilerek davanın reddi hatalı olmuştur.
Dosya içinde bulunan ve davalı işveren yönetim kurulu tarafından karara bağlandığı anlaşılan 2005 yılına ait Prim Sistemi Prosedürü doğrudan davacı işçi ile ilgili olup, anılan yıl sonunda satış ve katkı hedeflerine göre davacı işçiye toplam 10 maaş tutarında pirim ödeneceği öngörülmüştür. 2005 yılı sonunda belirlenen hedeflere ulaşıldığı taraflar arasında tartışmasızdır. Sözü edilen Prim Sistemi Prosedürünün 1. maddesinde, dönem içinde ve 28 Şubat 2006 tarihine kadar şirketten ayrılana prim ödemesi yapılmayacağı kuralı mevcuttur. Davacının iş sözleşmesi 10.11.2005 tarihinde yasal hakları ödenmek kaydıyla işverence feshedilmiştir.
Somut olayda temel uyuşmazlık, ödeme anında işyerinde çalışması olmayan davacı işçinin 2005 yılı primine hak kazanıp kazanamayacağı noktasındadır. Davacının 2005 yılının büyük bölümünde çalıştığı ve yıl sonu hedeflerine ulaşmasında katkı sağladığı açıktır. Nitekim davalı işveren aksi yönde bir savunma getirmemiştir. O halde davacının 2005 yılı içinde çalıştığı süreyle sınırlı olarak prime hak kazandığının kabulü gerekir. Prim Sistemi Prosedüründe dönem içinde ve hatta ödeme zamanında işyerinde çalışıyor olma şartının öngörülmüş olması bu noktada önemsizdir. Prim, iş görme edimini başarılı bir şekilde yerine getiren ve bu bakımdan işyerindeki mal ve hizmet üretimine katkı sağlayan işçinin ödüllendirilmesi amacıyla yapılan ücreti eki niteliğine bir ödemedir. İşverence belirlenen hedeflere ulaşıldığına göre bu sürece katkı sağlayan davacı işçinin pirim ödemesinin dışında tutulması doğru olmaz. Mahkemece, davacının prim talebinin, ödeme anında çalışmanın bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi de yerinde olmamıştır. Dosya içinde bulunan 17.4.2007 tarihli hesap raporu bir değerlendirmeye tabi tutulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, davada kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına nispi avukatlık ücretine karar verilmesi gerekirken maktu olarak hüküm tesisi de kabule göre doğru değildir.