15. Ceza Dairesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Temyiz harcının tahsiline dair 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 1/a bendinin, Anayasa Mahkemesi’nin 29.12.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 20.10.2011 gün ve 2011/154-142 sayılı kararı ile iptal edildiğinden sanık ...’nin temyiz başvurusunun reddine dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. 5237 sayılı TCK'nın 158/1-j bendinde,dolandırıcılık suçunun,Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi ,nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için,Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır.5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı,kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır. Sanıkların bankalardan sahte kimliklerle telefonla kredi başvurusunda bulunup bankaları dolandırma hususunda anlaştığı, her üç sanığın anlaşmaları doğrultusunda sanık ...'nin dolandırıcılık yapmak için ... Gıda ve Pazarlama adında ...'de bir şirket kurduğu ve bu şirkete 20/08/2009 tarihinde temyiz dışı sanık...'i sekreter olarak işe aldığı, kendisini ... olarak tanıttığı, bilahare iş yerini yedi kişilik satış elemanı alınacağını söyleyerek, sekreteri..'dan gazetelere ilan vermesini istediği, sanık ...'nın eleman aranıyor ilanı verdiği, bu ilana istinaden gelen kişilerden işe girme formları düzenleterek nüfus cüzdanı fotokopisi ile birlikte aldığı, iş ilanı üzerine şirkete yaklaşık 30 kişinin başvurduğu, sanık ... ve ..'nın almış oldukları iş başvuru formlarında müracaat edenlere ait kimlik bilgilerini...'da oturan ...'e gönderdikleri,..'in de bu müracaat eden kişilere ait bilgileri içerir, ancak ... ve ...'ın fotoğraflarının bulunduğu sahte oluşturulmuş nüfus cüzdanlarını sanıklar ... ve ...'ya kargo ile gönderdiği, sanıklar ... ve ...'nın bu sahte kimlik bilgileri ile ...a mesaj ile kredi başvurusunda bulundukları, genelde yaşlı kişilere ait müracaatı ...'nin, genç kişilere ait müracaatları ...'ın yaptığı, 03/09/2009 tarihinde müşteki ...'ın kimlik bilgileri kullanılarak daha önceden başvurdukları 10.125 TL SMS kredi başvurularının kabulü üzerine ... ... Şubesine ...'nin yanında ... olduğu halde gittiği, burada bilgi formu sanık ... tarafından doldurulmuş, ancak ev adresi ve cep telefon numarası farklılıkları teyit edilmediği için banka memuresinin bu hususta sorular sorması ve işlemlerin uzaması üzerine her iki sanığın da bankadan krediyi almadan ayrıldıkları, sanıkların sonrasında ... şubesine yine onaylanan aynı krediyi çekmek için gittikleri, bankaya giren sanık ...'nin ihbar üzerine 04/09/2009 tarihinde yakalandığı, sanık ...'nın kardeşi ...'ın yanına kaçtığı ve ... ilçesinde her ikisinin de yakalandığı, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanıkların yine aynı şekilde katılan bankanın farklı şubelerine de kredi başvurusunda bulundukları, soruşturma aşamasında 19.10.2009 tarihinde verilen tefrik kararı ile her bir eylemin dosyasının tefrik edildiği anlaşılmakla, suçların sûbutu halinde eylemin teselsül eden tek suç olarak değerlendirilmesi gerekmekle, söz konusu tefrik kararı kapsamında, sanıkların diğer eylemleri ile ilgili yapılan işlemlerin, ilgili yer Cumhuriyet Savcılıkları ve mahkemelerden sorgulamak ve UYAP ortamından araştırılmak suretiyle tespit edilmesi, soruşturma açılmış ise akıbetlerinin sorulması ve belirlenen dosyalar getirtilerek incelenmesi, eğer haklarında verilen hükümler var ise, hüküm kesinleşmemiş ise aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı dikkate alınarak gerektiğinde davaların birleştirilme yoluna gidilmesi, hükmü kesinleşmiş ise bu dosya içerisine konularak delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısının ve sanıklar ... ve ...’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 03.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın