9. Hukuk Dairesi 2009/31403 E., 2009/23197 K.
9. Hukuk Dairesi 2009/31403 E., 2009/23197 K.
GENEL KURUL KARARININ İPTALİ
TAVZİH
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 83 ]
1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 389 ]
1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 455 ]
2821 S. SENDİKALAR KANUNU [ Madde 63 ]
"İçtihat Metni"
Davacı, sendika olağanüstü genel kurul kararının ve genel kurul top-lantısının iptaline karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. I Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, daLa dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra ddsya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Dava, genel yönetim kurulu tarafından alınan olağanüstü genel kuru unun toplantısı kararının ve olağanüstü genel kurul toplantısının bütün sonuçlarıyla birlikte iptaline ilişkindir.
Davacılar, davalı sendikanın genel yönetim kurulu tarafından delegelerinin beşte birinin talep ettiği gerekçesiyle sendika genel kurulunun olağanüstü toplanmasına karar verildiğini, delege ihtarnamelerinde belirtilen olağanüstü genel kurul gündeminde yer almamasına rağmen sendika genel merkezinin Ankara'dan İstanbul'a taşınması, bazı bölge şubelerinin kapatılması veya birleştirilmesi kararlarının alındığını, genel kurul toplantısı sırasında da gündemde olmadığı halde şube kapatma ve birleştirme kararlarının alındığını, saz konusu kararların yasa ve sendika tüzüğüne aykırı olduğunu belirterek sendika merkezinin taşınması ve şube kapatmalara ilişkin kararların ihtiyati tedbir ile durdurulması ile davalı sendikanın 26-27 Mayıs 2007 tarihlerinde yapılan davalı sendika olağanüstü genel kurulunun ve bu genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı sendika, yetki itirazı ile birlikte genel kurul delegelerinin beşte birinin başvurusu üzerine Sendika Genel Yönetim Kurulu'nun olağanüstü genel kurul gündeminin oybirliğiyle belirlendiğini, genel merkezin taşınması, şube ve bölge şubelerin kapatılması veya birleştirilmesinin tüzük değişikliği kapsamında gerçekleştiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. Mahkemece davacılardan A.İhsan tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılarca açılan davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Davacıların temyizi üzerine karar, Dairemizin 24.02.2009 tarih ve 2008/30351-2009/3643 sayılı ilamı ile Genel Yönetim Kurulu'nun kararlarının iptaline ilişkin davaların bir aylık süre içerisinde açılması gerektiğine dair mevzuatta bir düzenleme bulunmadığı, 26-27 Mayıs 2007 tarihlerinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların iptalinin davanın 2821 sayılı Yasa'nın 63/2 yollamasıyla Türk Medeni Kanunu'nun 83. maddesi gereğince toplantı tarihinden itibaren bir aylık süre geçirilmeden 21.06.2007 tarihinde açıldığı, davanın süre yönünden reddinin hatalı olduğu gerekçesi ile işin esasının incelenmesi gerektiği yönünde bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak olağanüstü genel kurul talep eden delegelerin ihtarnamelerinde belirtilen gündeme Merkez Yönetim Kurulu'nca içeriği belli olan ve belli olmayan gündem maddeleri eklendiği, içeriği belli olmayan gündem maddesine genel kurulda ekonomik sıkıntıya karşın ekonomik giderleri arttıracak nitelikte olan ve genel kurulda içeriği açıklanan tüzük içeriği ile borcu olmayan şube kapatılması, merkezin taşınması gibi kararların içeriği belirtilmeyen madde kapsamında kabul edilip açıklanarak araştırma yapılmadan karara bağlanmasının sendikaya zarar vereceği, ola-ğanüstü genel kurulun gündeminin sınırlı ve açık olması gerektiği, olağanüstü genel kurulunda görüşülüp karara bağlanan konuların daha geniş katılımlı olağan genel kurulda görüşülmesi gereken konular olduğu, bunun yasa ve sendika ana tüzüğünün emredici kuralı olduğu gerekçesi ile davalı sendikanın 26-27 Mayıs 2007 tarihli olağanüstü genel kurulunun ve bu kurulda alınan kararların iptaline, tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı sendikanın temyizi üzerine karar, Dairemizin 23.06.2009 tarih ve 2009/23011-17512 sayılı ilamı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Davalı sendika Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi'nin bu talebine karşı maddi hata dilekçesi ile Yargıtay bozma ilamında belirtilen bozma gereklerinin mahkemece yerine getirilmeden verilen kararın aynı Daire tarafından maddi hata sonucu onandığını, onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının temyiz dilekçesinde gösterilen gerekçelerle bozulmasını istemiştir. Diğer taraftan da yine davalı tarafından mahkemeye verilen 22.07.2009 tarihli dilekçe ile kararın tavzihi istenilmiştir.
Mahkemece davalı sendikanın 26-27 Mayıs 2007 tarihlerinde yapılan olağanüstü genel kurulunun tüm sonuçları ile birlikte iptal edildiği, kararın Yargıtay'ın onama kararı tarihi olan 23.06.2009 tarihinde kesinleştiği ve bu tarih itibarı ile iptal edilen genel kurulda yapılan organ seçimlerinde sendika organlarına seçilenlerin görevlerinin sona erdiği, iptal kararının bu şekilde değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Tavzih kararı da davalı sendika tarafından 28.07.2009 tarihli dilekçe ile Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen yerel mahkeme kararının verilen tavzih kararı ile değiştirilmiş ve genişletilmiş olduğu belirtilerek tavzih kararının bozulması istenmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca mah-kemelerce verilen kararlar, şüpheye yer vermeyecek şekilde uyuşmazlık ko-nularını kapsar surette açık olmalıdır, mahkeme kararlarının açık olmadığı, çelişik olduğu hallerde de aynı Yasa'nın 455-459. maddelerinde düzenlenen hükümlerin tavzihi (açıklanması) yoluna başvurulmaktadır. Hükümlerin tavzihi (açıklanması), ancak hükmün müphem olması, birbirine aykırı ve çelişik fıkralar ihtiva etmesi halinde hükümlerdeki gerçek anlamın ortaya çıkarılması iç n başvurulan yoldur. Bu yolla hakim, hükmün başka şekilde anlaşılmasını ve değişmesini önlemektedir. Tavzih ile hüküm fıkrasındaki müphem konu açıklanacağı gibi, birbirine aykırı fıkralar arasındaki aykırılık giderilebilir. Hatta hijiküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişme varsa bu çelişki de giderilebilir.
Tüm belirtilen bu öğeler tavzihi istenen mahkeme kararında bulun-mamaktadır. Tavzih kararından önce verilen "davanın kabulü ile davalı sendikanın 26-27 Mayıs 2007 tarihli olağanüstü genel kurulunun ve bu kurulda alman kararların iptaline, tedbir talebinin reddine" ilişkin kararı hüküm fıkrası ve hüküm fıkrası ile mahkemenin gerekçesi arasında herhangi bir çelişki bulunmamaktadır. Mahkemece kurulan hükümdeki sınırlamaya tavzih yoluyla yeni bir sınırlama veya içerik getirilemez. Başka bir anlatımla, anılan karar tavzihi gerektirmeyecek kadar açık olduğundan mahkemece verilen 22.07.2007 tarih ve 374/152 sayılı tavzih hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BO-ZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.