Sanık M.. A..’ın, güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı TCY’nın 155/2, 168/2, 31/3, 62, 52/2 ve 50/1-c, a maddeleri uyarınca 2000 YTL ve 160 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, İ.. 4. Çocuk Mahkemesince verilen 14.12.2007 gün ve 311-652 sayılı hükmün, sanık müdafii ile yerel Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesince 26.12.2008 gün ve 16112-25061 sayı ile; “5275 sayılı Yasanın 122. maddesi ile 647 sayılı Yasanın yürürlükten kaldırılmış olması ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY’nın 50/5. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre, hükmolunan cezanın tür ve miktarı bakımından, 5219 sayılı Yasa ile değişik 1412 sayılı CMUK’nun 305/1. maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmayıp kesin nitelikte olduğundan, sanık M.. savunmanı ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca reddine” ” karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2009 gün ve 171073 sayılı ihbarnamesine konu edilen Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 26.06.2009 gün ve 34550 sayılı yazısıyla; “…Dosya kapsamına göre, sanığın, müşteki adına MNG kargo aracılığıyla gönderilen ve içerisinde hurda altın bulunan paketin hata sonucu çalıştığı iş yerine teslim edildiğini bildiği halde, bu altınları iade etmeyerek satmaya çalışması şeklinde kabul edilen eylemin 5237 sayılı Kanun’un 160. maddesinde düzenlenen şikayete bağlı suçu oluşturduğu ve müştekinin de şikayetinden vazgeçmesi sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir” ” açıklamasıyla, yasa yararına bozma yoluna başvurulması üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 12.03.2010 gün ve 16736-2698 sayı ile; “…Sanık hakkında hükmolunan 2000 TL. ve 160 TL'den ibaret cezalar tek bir hükmü meydana getirdiği cihetle, 6. Ceza Dairesinin anılan red kararı sanığın temyiz hakkını engelleyici bir karar olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca itirazda bulunmaya yetkisi vardır. Bu nedenle kanun yararına bozma istemine konu İstanbul 4. Çocuk Mahkemesinin 14.12.2007 gün ve 2007/311-652 sayılı kararı henüz kesinleşmediğinden, kanun yararına bozma isteminin CMK’nın 309. maddesi uyarınca reddine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26.12.2008 gün ve 2008/16112-25061 sayılı kararına karşı CMK'nın 308. maddesi uyarınca itirazda bulunulup bulunulmayacağının takdir ve ifası için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine… …” karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca da, 09.04.2010 gün ve 171073 sayı ile; “…İstanbul 4. Çocuk Mahkemesinin 14.12.2007 gün ve 2007/311-652 sayılı kararı ile güveni kötüye kullanma suçundan dolayı sanık hakkında özgürlüğü bağlayıcı cezadan çevrili olarak 2.000 TL adli para cezasına ve doğrudan (gün adli para cezası olarak) verilen 160 TL adli cezasına hükmedilmiştir. Hükmedilen toplam ceza miktarı 2.160 TL'dir. Sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmüdür ve bu karar hükmolunan cezanın türü, miktarı açısından temyiz yasa yoluna tabidir. Söz konusu hüküm, kararın türü ve cezanın miktarı açısından kesin nitelikte değildir” ” görüşüyle, Özel Dairenin “ “temyizin reddine” ” ilişkin kararının kaldırılması istemiyle itiraz yasa yoluna başvurulmuştur. Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın