1. Hukuk Dairesi 2010/5248 E., 2010/5995 K.
1. Hukuk Dairesi 2010/5248 E., 2010/5995 K.
TAPU İPTALİ VE TESCİL
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 976 ]
3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 18 ]
"İçtihat Metni"
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 137 ada 7 ve 15 parsel sayılı taşınmazların 10.09.2008 tarihinde yapılan kadastro işlemi sırasında senetsizden davalı adına tespit edildiği, tespitin 29.01.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan uygulama sonucu alınan 18.11.2009 tarihli fen bilirkişi krokisinde dava konusu 7 parsel sayılı taşınmazın (A) ile yine 15 parsel sayılı taşınmazın (C) ve (E) ile gösterilen bölümleri bakımından davalı lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği belirlenerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak; aynı fen bilirkişi krokisinde çekişme konusu 7 parsel sayılı taşınmazın (B) ile ve 15 parsel sayılı taşınmazın (D) ile gösterilen bölümlerinin uzun zamandır tarım yapılmayan, zilyetliği terk edilen, niteliği itibariyle üzerinde geven ve çalı formunda bitki oluşmuş halde bulunan taşınmaz niteliğinde olduğu görülmektedir. Bilindiği gibi, Türk Medeni Yasasının 976. maddesi hükmü gereği, fiili hakimiyetin geçici sebeplerle kullanılmaması veya kullanma olanağının ortadan kalkması zilyetliği sona erdirmeyeceği kuşkusuzdur.
Ne var ki, somut olayda, davalının uzun yıllardır 7 parselin (B) ile ve 15 parselin (D) ile gösterilen kısımlarında bir zilyetliğinin olmadığı sabit olup, uzun süreli bir kullanmama durumunun zilyetliğin terki olarak yorumlanması zorunludur. Ayrıca, hayvan otlatmanın tek başına kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabın nedeninin teşkil etmeyeceği ve zilyetliğe karine oluşturmayacağı açıktır.
Hal böyle olunca; 7 parselin (B) ile ve 15 parselin (D) ile belirtilen kısımları yönünden davalı lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmediği ve 3402 sayılı yasanın 18. maddesi hükmü gereği anılan taşınmazların ileride ekonomik yarar sağlayacağı da gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle, HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.