15. Ceza Dairesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. Katılan ile sanığın aynı mahallede ikamet etmeleri sebebiyle tanıştıkları, bir süre gönül ilişkisi yaşadıkları katılanın ayrılmak istediği, ancak sanığın ayrılmak istemediği, bir müddet sonra katılan ve sanığın buluştukları, sanığın katılanın elindeki telefonu alarak yere vurup kırdığı, kırık vaziyetteki cep telefonunun adli emanete alındığı, olay çerçevesinde şüpheliye ait araçta yapılan aramada suçta kullanılan tabancanın ele geçirilemediği, ancak iki adet 9 mm çaplı ... yapımı dolu merminin ele geçirildiği, böylece sanığın mala zarar verme ve 6136 sayılı yasaya aykırılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın kendi zilyetliğinde bulunan araç içerisinde yapılan aramada iki adet 9 mm çaplı ... yapımı dolu merminin ele geçirildiği ve buna ilişkin Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda fişeklerin niteliği tespit edildiği, sanığın katılanın elinde bulunan cep telefonunu alarak kırdığının katılan beyanı, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor ile tüm dosya kapsamına göre, 6136 sayılı yasaya muhalefet suçu ve mala zarar verme suçlarının sanık tarafından işlendiğine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin 6136 sayılı yasaya muhalefet suçu yönünden kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan,sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap