Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

20. Hukuk Dairesi 2011/8027 E., 2011/14617 K.

20. Hukuk Dairesi 2011/8027 E., 2011/14617 K.

TAPU SİCİLİNİN TUTULMASINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT

4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 1007 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R

Davacı gerçek kişiler 10.06.2009 günlü dilekçeleriyle davalı sıfatıyla Hazineyi hasım göstererek, Eski Eski Eşme köyü 102 ada 156 sayılı parsel murisleri Hamit Önem adına kayıtlı iken tapunun beyanlar hanesinde orman ile ilgisinin olduğuna ilişkin herhangi bir şerh bulunmadığı, murislerinin iyi niyetle satın aldığı ve iyi niyetle mülkiyetinde bulundurduğu, daha sonra Hazine tarafından parselin 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, tapusunun iptali ve Hazine adına tescili istemiyle açtığı davanın kabulüne, parselin tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline ilişkin K... 13.09.2006 gün ve 2005/359-292 sayılı kararının Yargıtay'dan da geçtikten sonra kesinleştiği, tapu sicilinin tutulması nedeniyle bu şekilde zarara uğradıkları, zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 65.000,00.-TL. bölümünün Yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile kendilerine verilesini istemişlerdir. Mahkemece davanın KABULÜNE, bilirkişiler tarafından belirlenen 60.621,34.-TL. tazminattan hak ve adalet ölçüsünde 1/3 oranında indirim yapılarak 42.435,00.-TL. tazminatın Hazineden alınarak paylarına göre davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali üzerine tapuya güven ilkesi gereğince Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince açılan tazminata ilişkindir. Mülkiyet hakkı Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE Davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 No.'lu Ek Protokol'ün 1. maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde (743 sayılı TKM m.917) yer alan "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder" hükmü gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak ise, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E., 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E., 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E., 2010/668 K. sayılı kararı), Tapusu iptal edilen parsellerin arsa olmayıp arazi olduğu yönünde taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.

Uyuşmazlık taşınmazların değerinin, dolayısıyla davacı zararının saptanmasında kullanılan yönteme ve hesaplanan tazminat miktarına ilişkindir.

Tapusu iptal edilen taşınmazın değeri, taşınmazın mevkii ve konumuna göre, olduğu gibi kullanılması halinde, ekilecek ürünlerin ve bu ürünlerin elde edilmesi için yapılacak harcamalar gözönünde tutularak, net gelirin hesaplanması ve bilimsel yolla değerinin bulunması, bedel tespitinde etkisi olan diğer tüm unsurlar dikkate alınarak her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirtilip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek saptanması gerekirken, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında bu yönteme uyulmadan değer biçilmiştir.

Bu durumda yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, tapunun iptal tarihinde mevkii ve konumu itibariyle olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle net değerin bulunması, denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuyla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 13.12.2011 günü oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI DIGER Genel Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu K4721 md.1007 K5170 md.90
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog