Vergi Dava Daireleri Kurulu 1998/49 E. , 1999/122 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İstemin Özeti: Alıcı nezdinde düzenlenen yoklama tutanağı ile satışını yaptığı 300 torba şeker için sevk irsaliyesi ve fatura düzenlemediği saptanan davacı adına 1995 yılı için özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Cezaya karşı açılan dava, ... Vergi Mahkemesince reddedilmiştir.
Yükümlü şirketin temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, 23.10.1997 günlü, E:1996/2648, K:1997/3712 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353 üncü maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi için öncelikle maddede sayılan belgelerin verilmediğinin veya alınmadığının belirlenmesi ve bu belgeleri vermeyen ve almayanların saptandığına ilişkin hukuken geçerli bir tespitin bulunması gerektiği, alıcı nezdinde düzenlenen 11.8.1995 tarihli tutanakla, satışı yapılan emtia için 11.8.1995 tarihli sevk irsaliyesi ile aynı tarihli faturanın düzenlendiği tespit edildiğinden maddede belirtilen fatura verilmemesi halinin söz konusu olmadığı, kaldı ki faturanın, malın teslim tarihinden itibaren 10 gün içinde düzenlenebileceği, bu durumda yasanın aradığı unsurların olayda bir arada gerçekleşmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Bozma kararına uymayan ... Vergi Mahkemesi, ... günlü, E: ..., K: ... sayılı kararıyla; 11.8.1995 tarihinde yapılan yoklamada düzenlenen tutanağın ve 11.8.1995 gün ve ... sayılı sevk irsaliyesi fotokopisinin incelenmesinden, sevk irsaliyesinin teslim eden sütunu imzalı olduğu halde, teslim alan sütununun sevk irsaliyesini teslim aldığı öne sürülen taşıt sürücüsü tarafından imzalanmadığı, sevk irsaliyesiyle, satış faturasının denetim elemanlarının davacı kurum yetkilileriyle yaptıkları telefon görüşmesi sonucunda tanzim edildiği, taşıt sürücüsünün kendisinde mevcut belgeleri ibraz etmemesinde maddi ve manevi herhangi bir menfaati bulunmadığı, taşıt sürücüsüyle davacı arasında husumet bulunduğu ve gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğu yolunda yasal bir belgenin de ibraz edilmediği gerekçesiyle ilk kararında direnmiştir. Direnme kararı yükümlü tarafından temyiz edilmiş ve satış faturasının on gün içinde düzenlenmesinin mümkün olduğu, nitekim defter ve belgelerinden söz konusu faturanın yasal sürede düzenlenmiş olduğunun tespit edilebileceği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği yolundadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Yükümlü şirketin satışını yaptığı emtia için sevk irsaliyesi ve fatura düzenlemediğinin alıcı şirket nezdinde yoklama tutanağı ile saptanması üzerine kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davanın reddi yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353 üncü maddesinin birinci bendinde, verilmesi ve alınması icabeden faturanın verilmemesi ve alınmaması halinde, bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların herbirine, ikinci bendinde ise sevk irsaliyesi düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının tespiti halinde her bir belge için özel usulsüzlük cezası kesileceği kurala bağlanmıştır. 213 sayılı Yasanın fatura nizamını belirleyen 231 inci maddesinin 5 inci bendinde de faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami on gün içinde düzenlenmesi öngörülmüştür.
Özel usulsüzlük cezasına dayanak alınan tespite ilişkin 11.8.1995 tarihli yoklama tutanağından, yükümlü şirketçe satılarak sevk edilen emtia için fatura ve sevk irsaliyesi gönderilmediğinin alıcı nezdinde saptanarak yükümlü şirket yetkilisiyle yapılan telefon görüşmesi sırasında 11.8.1995 tarih ... sayılı sevk irsaliyesi ile 11.8.1995 tarih ve ... sayılı faturanın düzenlenmiş olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Faturanın malın teslim tarihinde düzenlenmiş olması gerçeği karşısında özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davanın reddi yolundaki ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmamıştır. Bu nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, ... Vergi Mahkemesinin ... gün ve E: ..., K: ... sayılı kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 26.2.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.