12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2015/21456 E. , 2015/31750 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu, icra mahkemesine yaptığı başvuruda, ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürerek borca kısmi itirazda bulunmuş, mahkemece, borçluya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edildiği gerekçesiyle borca itirazın süreden reddine karar verilmiştir.
Borçlunun şikayet dilekçesinde, gecikmiş itiraz deyimini kullanması,
HMK’nun 33. maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, başvuru bu hali ile 7201 sayılı Yasa'nın 32. maddesine dayalı tebligat usulsüzlüğü şikayetidir (Hukuk Genel Kurulu’nun 05.06.2001 tarih ve 1991/12-258 E. - 1991/344 K. sayılı kararı). 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 16. maddesine göre; "Kendisine tebligat yapılacak şahıs, adresinde bulunmazsa tebliğ, aynı konutta oturan kimselere veya hizmetçilerden birine yapılır." Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde de; “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, ödeme emrinin, şikayetçi borçluya, 19.01.2015 tarihinde; “aynı konutta birlikte oturan eşi ... imzasına” açıklaması ile Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Ödeme emrinin, muhatap borçlunun adreste bulunup bulunmadığı tesbit edilmeksizin eşine tebliğ edilmesi, anılan yasal düzenlemeye ve yönetmelik hükmüne aykırı olup usulsüzdür. Öte yandan, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde, muhatabı tebliğinden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. O halde, mahkemece, şikayetçi borçluya takipten ne zaman haberdar olduğu sorularak alınacak beyana göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir.