13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2015/27166 E. , 2015/35408 K.
"İçtihat Metni" ... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 20/02/2014 tarih ve... sayılı hükmün Dairenin 16/04/2015 tarih ve ... sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, davalıdan 187.000,00-TL'ye daire satın aldığını, dairenin 130 m² civarında olduğunun söylendiğini, gerek kredi başvurusu sırasında düzenlenen ekspertiz raporunda, gerekse DASK poliçesinde dairenin yüzölçümünün 130 m² olarak belirtildiğini, satım işleminden sonra evin 87 m² olduğunun ortaya çıktığını, gerçekte terasın kapatılarak taşınmaza dahil edilmesi suretiyle genişletildiğini öğrendiğini, bu hali ile aldatıldığını ileri sürerek, satış sözleşmesinin hile nedeni ile iptaline, satış bedeli olan 187.000,00-TL'nin şimdilik 80.000,00-TL'sinin satış tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 20.05.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 187.000,00-TL'ye çıkarmıştır. Davalı, 30 gün içerisinde ayıp ihbarının yapılmadığını, davacının taşınmazın bu halini bilerek satın aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davaya konu 14 nolu bağımsız bölümünün davacıya satış işleminin iptali ile davacı adına olan tapu kaydının iptaline ve ipotekten ari olarak davalı adına tapuya tespit ve tesciline, satış parası olarak ödenen 187.000,00-TL'nin davalı temerrüde düşürülmediğinden, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; davalı tarafından temyiz edilen hükmün Dairemizin 16.04.2015 gün, .... sayılı ilamı ile bozulması üzerine, bu kez davacı tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
1.Davacı, davalıdan bağımsız bölüm satın aldığını, kendisine 130 m2 olarak satılmasına rağmen, taşınmazın 87 m2 olduğunu, gerçekte terasın kapatılarak taşınmaza dahil edilmesi suretiyle genişletildiğini, aldatıldığını, ileri sürerek; satış sözleşmesinin hile nedeniyle iptaline ve satış bedelinin iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının taşınmazın 130 m2 olduğuna inanarak satın aldığı, yapılan eklentiler nedeniyle genişletildiğinden haberdar olunca süresinde ayıp ihbarında bulunduğu, bu konuda aydınlatılmadığı ve kandırıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava, Borçlar Kanunu kapsamında satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, tapu sicili alenidir. Davacı taşınmazı tapudan satın alırken tapu siciline yazılmış olan yüzölçümü tutarını bilecek ve öğrenebilecek durumdadır. Resmi kayıtlarda yer alan taşınmaz yüzölçümü tutarı kendisinden saklanmış ya da hile ile gizlenmiş de değildir. 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 244/2 maddesinde “Satılan taşınmaz, resmî bir ölçüme dayanılarak tapu siciline yazılmış olan yüzölçümü tutarını içermiyorsa; satıcı, özellikle üstlenmiş olmadıkça tazminat ile yükümlü değildir.” ibaresi bulunmaktadır. Somut olayda, davalı satıcının dava konusu taşınmazın tapu siciline yazılmış yüzölçümü miktarından daha fazlasını üstlendiği de kanıtlanmış değildir. Hal böyle olunca bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle ve davacının kandırıldığından bahisle davanın kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken zühulen “...Dava konusu taşınmazın kullanım alanının resmiyette var olandan az olduğuna ilişkin husus davacının satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren açık ayıp niteliğinde olup, taşınmazın davacıya tesliminden sonra kısa sürede yapılacak bir inceleme ile anlaşılabileceği gözetildiğinde, açık ayıp olarak kabul edilmesi gerekir. Davalı tarafından dava konusu bu ayıpları gizlemek için de herhangi bir hileye başvurulmadığı gibi davacının bu ayıplardan bağımsız bölümü teslim aldığı tarihte kolayca bilgi sahibi olabileceği kuşkusuzdur. Bu halde davacı tarafından 19.11.2012 tarihinde açılan davada süresinde ayıp ihbarı sorumluluğunun yerine getirilmediği, çoğun içinde azı da olduğu kabul edilerek, bir an için kapatılan teras çatısının alçıpan olmasının taşınmazdan beklenen faydayı azaltan ve ilk bakışta anlaşılamayacak mahiyette gizli ayıp teşkil edeceği değerlendirilecek olur ise dahi, yargılamada dinlenen davacı tanıklarının dairenin satılmasından sonraki ilk hafta içerisinde eve gelen ustaların durumu tespit edip bildirdiklerini beyan etmeleri karşısında; Borçlar Kanunu 223/2-son cümle hükmü gereğince derhal ihbar yükümlülüğünün de yerine getirilmediğinin anlaşılması karşısında, davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçe ile davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir...” gerekçesiyle bozulduğu yeniden yapılan inceleme sonucunda anlaşıldığından, Dairemizin 16.04.2015 gün, ...Karar sayılı bozma kararı kaldırılmalı, mahkeme kararı açıklanan gerekçe ile bozulmalıdır.
2.Bozma nedenine göre davacının sair karar düzeltme itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.