13. Hukuk Dairesi

Davacı vekili; Davalı bankanın şubesine Bilgi Edinme ve Avukatlık Kanunu kapsamında sundukları dilekçe ile, müvekkilinin davalı bankadan kullanmış olduğu krediler nedeni ile bankaya ödemiş olduğu dosya masraflarının nelerden ibaret olduğu, mahiyeti ve miktarının sorulduğunu, ancak davalı bankaca taleplerine olumlu yanıt verilmediğini, kesilen miktarın müvekkili tarafından bilinmediği için görev sınırı açısından miktarın belirli olması açısından önemli olduğunu, bu durumda müvekkilinin hakkını aramasının imkansız hale geldiğini belirterek, haklı olan davalarının kabulüne ve muarazanın men'ine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine, Dairemizce; davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine, Hakkaniyet ilkesi ve yargısal içtihat değişikleri dikkate alınarak takdiren davalı yararına ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili;eldeki dava ile müvekkilinin davalı bankadan kredi kullandığını,kendisinden haksız yere kesinti yapıldığını,kesintilere ilişkin belgelerin verilmesi istemiyle davacı vekili olarak davalı bankaya müracaat ettiğini, ancak bankanın bilgi vermediğini ileri sürerek davalı bankanın bilgi vermesinin sağlanması istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece;hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine, Hakkaniyet ilkesi ve yargısal içtihat değişikleri dikkate alınarak takdiren davalı yararına ücreti vekalet takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı yanın amacı, kredi kullanımı esnasında haksız olarak yapıldığı ileri sürülen kesintinin iadesinin sağlanmasıdır. Bu amaçla başvurulacak hukuki mercilerce öncelikle bankaca yapılan kesinti tutarının belirleneceği göz önüne alındığında davacının isteminin ayrı bir dava şeklinde ileri sürülmesinde hukuki yararı da bulunmamaktadır. Bu nedenle davalının,davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Buna göre karar tarihi itibariyle davalı lehine 750,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap