13. Hukuk Dairesi
Davacı, davalının tahrif edilmiş bono ile aleyhine icra takibi yaptığını, kendisi ile hiç bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, ayrıca davalıya bono da vermediğini ileri sürerek, aleyhine yapılan takipten dolayı borçlu olmadığının tesbitine ve % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı, senette bir tahrifat olmadığını, senedin sonradan doldurulduğunu da davacının yazılı delil ile isbat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, takibe dayanak yapılan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı, takip talebinde belirlenen tutar gözetildiğinde alacaklı olduğunu iddia eden davalının alacağını ispatlayamadığı gerekçesi ile davacının borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalı ile hiç bir hukuki ilişkisinin bulunmadığı halde senede dayalı olarak takip yapıldığını ileri sürerek borçlu olmadığının tesbiti isteği ile eldeki davayı açmış, davalı ise, davacının senede dayalı olarak borçlu olduğunu savunmuştur. Mahkemece ispat külfetinin davalıda olduğu kabul edilerek davalının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda takibe dayanak yapılan bonoda tahrifat nedeni ile (6762 sayılı TTK 688-689. m., 6102 sayılı TTK. 776-777.m.) unsurları bulunmadığından anılan bono kambiyo senedi niteliği taşımaz ancak adi yazılı belge niteliğindedir. Adi yazılı belgenin aksinin ise yine yazılı delille kanıtlanması gerekir. Bu durumda ispat külfeti davacıdadır. Öyle olunca mahkemece bu yön gözetilmek suretiyle davacıdan delilleri sorulup toplandıktan sonra değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile ispat külfeti ters çevrilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın