Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Her ne kadar sanıkların adli sicil kayıtlarına göre birden fazla tekerrüre esas sabıkaları bulunmakta ve mahkemece tekerrür uygulaması sırasında, hangi ilamların tekerrüre esas alındığı karar yerinde belirtilmemiş ise de; 5275 sayılı Yasanın 108/2. maddesi uyarınca “tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınacak cezanın en ağırından fazla olamaz” hükmü uyarınca önceki hükümlülüklerinden en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/01/2013 tarih ve 2012/6-1431 esas, 2013/18 karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, sanığın mükerrir olduğunun belirtilmesinin yeterli olduğu, hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek bulunmadığı, bu durumun infaz aşamasında gözetilebileceği hususu göz önüne alındığında, sanıkların hangi geçmiş hükümlülüklerinin tekerrüre esas alındığının kararda gösterilmemesi bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre sanıkların temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA, 03/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.