2. Ceza Dairesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda dosya içindeki bilgi ve belgelere göre sanığın, her iki mağduru da hileli davranışlarla aldatıp, kendisine yarar sağladığı veya buna teşebbüs ettiğinin anlaşılması karşısında; mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine katılınmamıştır. Hükmün açıklandığı 11.07.2012 tarihli duruşma tutanağının son sayfasının dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmakta ise de; UYAP'ta yapılan incelemede duruşma tutanağının tamamının güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP’a kaydedildiğinin anlaşılması karşısında; 5271 sayılı CMK'nın 38/A maddesinin 2. ve 5. fıkra hükümleri de dikkate alındığında, bu eksikliğin mahallinde giderilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 12.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap