20. Hukuk Dairesi

MUHALEFET YAZISI Türk gayrimenkul hukuku kurallarına göre bir kısmı özel mülkiyete konu olması mümkün olmayan taşınmaz 31.12.1974 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında gerçek kişi adına tespit ve tescil edilmiş, sonraki yıllarda usûle uygun satışlarla davacılara intikal etmiştir. Asliye hukuk mahkemesinin kararı ile de taşınmazın bir kısmının özel mülkiyete konu olması mümkün olmayan kumsal olması nedeniyle tapu kaydı iptal edilmiş ve davacılar bu kısım için TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazminat istemektedirler. Davacılar tarafından taşınmazın satın alındığı tarihte alanı 10.315 m² olup, daha sonra bunun bir kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kumsal olması gerekçesiyle tapu kaydının iptal edilmesi sebebiyle uğradığı zararın tazmini gerekmektedir. Bu taşınmazın tapu kaydının iptal edilen kısmı nedeniyle davacının uğradığı zarar nedir ? başka deyişle mal varlığındaki eksilmenin parasal karşılığı nasıl hesaplanacaktır ? veya kumsal olduğu tartışma konusu olmayan taşınmazların değeri ne şekilde hesaplanmalıdır ? Tapu kayıtları iptal edilmeden önce taşınmazlar malikleri veya ilgilisi tarafından her hangi bir şekilde kullanılmakta ise bu kullanıma göre niteliği belirlenerek değer takdiri mümkündür. Ancak, somut olayda olduğu gibi, kumsal niteliğinde olan, imar planında da kumsal olduğu için plan içine alınmayan, davacılar tarafından kullanılmayan ve kullanımı da mümkün olmayan taşınmaz bölümünün arsa olarak emsal kıyası veya tarım arazisi olarak gelir metoduna göre değer takdirine zorlanması hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesine engel olmaktadır. TMK'nın 1007. maddesi uyarınca ödenecek tazminat hesabında Kamulaştırma Kanununda belirlenen ilkelerin uygulanması farklı hukukî kurumlar olması nedeniyle kanaatimce uygun değildir. Zira kamulaştırmada oluşumu ve kazanımı hiçbir şekilde tartışma götürmeyen hukuken geçerli tapu kayıtları iptal edilerek mülkiyet hakkı elinden alınan kişinin özel mülkünün bedelinin ödenmesi sözkonusudur. Bu nitelikte bir mülk serbest piyasa koşullarında da alım satıma tâbidir. Ancak, kıyı kenar çizgisi olarak belirlenen hattan içeride kalan kumsal niteliğinde ya da olduğu için özel mülkiyete konu bir yer hakkında oluşturulan tapu kaydının sonradan iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın hesabı farklı olmalıdır. Maliki tarafından kullanılmayan, fiili niteliği nedeniyle kullanımı ve alım satıma konu olması mümkün bulunmayan bir yere arsa olarak emsal kıyas metoduyla değer takdiri veya tarım arazisi olarak kullanımı mümkün olmadığı halde gelir metoduyla değer takdirine zorlanılması belirlenecek tazminatın zararın karşılığı olmasını engellediği düşüncesindeyim. Bu taşınmazlara ilkesel olarak değer takdirinde nitelik belirlenmesinin zorunlu olduğu ve bunu da ya arsa ya da arazi olması gerektiği düşünülmekte ise o takdirde belirlenecek tazminatın AİHM'nin kararlarında da belirtildiği üzere makul olması ve bir denkleştirme yapılması kanaatindeyim. Devletin tapu silinin tutulmasından doğan zararlardan sorumlu olduğu kuşkusuzdur. ...nin sorumluluktan kurtulması için kurtuluş kanıtı sunma imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenle, tazminatın denkleştirilmesi hakkaniyete uygun bir çözüm getirecektir. Öte yandan hukuken veya fiilen arsa veya tarım arazisi olarak nitelenmesi mümkün olmayan taşınmaz maliklerinin zararlarının belirlenmesi, mağduriyetlerinin giderilmesi, zararın belirlenmesi hukukun gereğidir. Burada en belirgin zararı taşınmazın iktisabı sırasında ödediği bedeldir. Bu bedelin güncellenmesi suretiyle belirlenecek miktar tazminat miktarıdır. Somut olayda olduğu gibi aradan uzunca bir müddet geçmiş ise veya bedelin muvazaalı olduğu kanıtlandığı takdirde, taşınmazın mevcut niteliği, yüzölçümü, kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurları, her bir unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergi beyanı, resmî veya özel makamlarca yapılmış kıymet takdirleri, mahalli rayiçler, emsal olabilecek satışlar, taşınmazın edinimi sırasında ödenen bedel veya harcanan emek de gözetilmek suretiyle ekolojik dengenin korunması için devletlerin, kurumların, kişilerin yükümlülükleri de dikkate alınarak uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Yukarıda açıkladığım şekilde bir değer takdirine işaretle hükmün bozulması gerekirken yazılı şekilde bozulmasına dair sayın çoğunluğun gerekçesine katılmıyorum.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap