19. Hukuk Dairesi 2016/361 E. , 2016/3163 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/11/2014
NUMARASI : 2014/20-2014/674
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -KARAR- Davacı, davalının kendisi aleyhine bonoya dayalı takip başlattığını, takibe dayanak bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespitini, kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini, inkar tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davanın menfi tespit davası olduğu, yargılama aşamasında alınan rapora göre takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takip konusu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, bonoyu ciro yoluyla alan, aval imzası önünde atılmayan davalının kötüniyeti ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Davacının temyizi,
İİK'nun 72/5 maddesi uyarınca tazminat verilmesine yöneliktir. Takip ve dava konusu bonoda davacı avalist, davalı ise lehtar konumundadır. Dolayısıyla avalistin imzasının sahte olup olmadığını bilebilecek konumdadır. Hal böyle olunca, davalının icra takibinde hem haksız olduğu, hem kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Burada davacı yararına tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin reddi isabetsiz olup, hükmün bozulması gerekmiştir.